Osmanlı Coğrafya Kitaplarında Zazalar ve Zaza Coğrafyası
ÖZET:
Osmanlı coğrafya kitaplarına referansla ve içerik analizi metoduyla kaleme alınan bu çalışma iki bö- lümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde Zazalara dair bilgi ihtiva eden Osmanlı kaynaklarına muhtasar bir biçimde yer verilmiş ve Osmanlı idari düzeninde Zazaların kurduğu mîrliklere kısaca temas edilmiştir. İkinci bölümde ise Osmanlı’da ilk bilimsel coğrafya kitabı olarak kabul edilen Kâtib Çelebi’nin (ö. 1657) Kitab-ı Cihânnümâ’sından başlayarak I. Dün- ya Savaşı’na dek yayımlanmış çok sayıda coğrafya kitabının Zazalar ve Zaza coğrafyası hakkında ihtiva ettiği bilgilere yer verilerek Osmanlı coğrafya yazıcı- lığının Zazalara bakışı ortaya konmuştur. Sadece Osmanlı umumi coğrafya kitapları ile coğrafya ders kitaplarına odaklanan çalışmada, seyahatnamelere yer verilmemiştir. Çalışmada referans olarak kullanılan coğrafya kitaplarının orijinallerine İstanbul’da bulunan İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM), İstanbul Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kitaplığı ve Marmara Üniversitesi Kütüphane Kataloğu ile Ankara’da El Yazması ve Nadir Eserler Kataloğu ve Türk Tarih Kurumu Kütüphanesi gibi platformlardan erişim sağlanmıştır. Son tahlilde, Osmanlı coğrafya kitaplarının Zazalara “Kürdistan kıtası” bahsinde yer verdiği ve Zazaları ekseriyetle Kürt şeklinde tanımladığı görülmüştür.
- GİRİŞ
Kürt ve Kürdistan tarih yazımı için çok mühim bir yere sahip olan Osmanlı coğ- rafya kitaplarının, bu çalışmanın konusu olan Zazalar ve Zaza coğrafyası hakkında aynı öneme haiz olduğu söylenebilir. Bir diğer ifadeyle, Osmanlı coğrafya kitapları Zazalar ve Zaza coğrafyası hakkında teferruatlı malumat ihtiva ettiğinden söz ko- nusu kitaplara dayalı müstakil bir çalışma yapmak elzem olmuştur. Osmanlılarda coğrafya yazıcılığı, I. (Çelebi) Mehmed (1413-1421) döneminde Acâ’ibü’l-Mahlûkât ve Garâ’ibü’l-Mevcûdât isimli eserin Türkçeye tercüme edilmesiyle başlatılmaktadır (bkz. Mütercimi Meçhul, 2019). Öte yandan 17. yüzyıldan önce Arapça, Farsça ve Grekçe gibi dillerden Türkçeye göz ardı edilemeyecek kadar coğrafya kitabı tercüme edilmiştir. Dolayısıyla Osmanlıların bu alana yöneldiği başlangıçtaki örneklerin çe- viri faaliyetlerinden ibaret olduğu söylenebilir. Bu dönemden sonra gelişme göste- ren Osmanlı coğrafya yazıcılığı az sayıdaki telif ve tercüme eserlerle yol alabilmiştir. Zekeriyyâ b. Muhammed el-Kazvînî’nin (ö. 1283) kozmografya ve coğrafyaya dair aynı ismi taşıyan ve Yazıcızâde Ahmed Bîcan (ö. 1466’dan sonra) tarafından Arapçadan Türkçeye tercüme edilen eser, bu alandaki ilk eserlerden biridir. Yine Batlamyus’un MS. 150 yılında telif ettiği ve coğrafya biliminin metodunu ortaya koyduğu eserinin hem metni hem de haritaları II. (Fatih Sultan) Mehmed (1451-1481) döneminde İslâmî literatüre Kitâbü’l-Coğrafya fi’l-Ma‘mûre mine’l-Arz şeklinde Grekçeden Arapçaya tercüme ettirilmiştir. Türkçeye tercüme edilen coğrafya eserlerinden biri de İbnü’l- Verdi’nin Haridetü’l-Acâib isimli eseri olup III. Mehmed (1595-1603) döneminde Şerif Efendi tarafından tercüme edilmiştir. Bu tarihten itibaren de çeşitli dillerde yazıl- mış olan coğrafya eserleri Türkçeye çevrilmiştir. İlave olarak, Osmanlıların meşhur denizcisi Pîrî Reis (ö. 1553) tarafından yazılan ve coğrafya ile haritacılık biliminin önemli eserlerinden kabul edilen Kitâb-ı Bahriyye isimli eser de Osmanlı coğrafya literatürünün önemli kilometre taşlarından biridir. Osmanlı coğrafya yazıcılığının temellerinin atıldığı kaynaklardan biri de Seydi Ali Reis (ö. 1562)’in Hindistan dö- nüşü sırasında, yolculuğu boyunca gezip gördüğü yerleri yazdığı Mir’âtü’l-Memâlik isimli eserdir (Osmanlı coğrafya yazıcılığı için bkz. Taezchner, 2018). Burada muh- tasar bir biçimde işaret edilen eserlerin, Osmanlı coğrafya yazıcılığının temellerinin atılmasında büyük rol oynadıklarını söylemek pekâlâ mümkündür.
Osmanlı döneminde bilimsel manada coğrafya yazıcılığının ilk örneklerine an- cak 17. yüzyılda tesadüf edilmektedir. Osmanlı tarihinde bilinen ilk bilimsel coğraf- ya kitabının Kâtib Çelebi’nin (ö. 1657) Kitab-ı Cihânnümâ isimli çalışması olması, bu savı doğrulamaktadır (Kâtip Çelebi, 2010). Yine aynı yüzyılda yaşayan Evliya Çelebi (ö. 1684) tarafından kaleme alınan on ciltlik Seyahatname isimli eser, Osmanlı coğ- rafya yazıcılığının olduğu kadar dünya coğrafya literatürünün de kült eserlerinden biri olarak kabul görmektedir. Çelebi, Seyahatname isimli eserinde otuz yılı aşkın bir sürede gezdiği yerkürenin çok geniş bir kısmının coğrafi özelliklerinin yanında tarihi, kültürel, etnografik, siyasi, idari ve iktisadi özelliklerini de teferruatlı bir bi- çimde tasvir etmiştir. Seyahatname, özelde Osmanlı ve genelde ise dünya tarihinin en geniş ve zengin coğrafya ve seyahatname kitaplarından biri olarak kabul gör- mektedir (Evliya Çelebi, 1999/2000).
Kâtip Çelebi’nin coğrafya çalışmalarıyla temelleri atılan ilmî Osmanlı coğrafya yazıcılığı 18. yüzyılda başta İbrahim Müteferrika olmak üzere birçok ilim insanının çalışmalarıyla ciddi bir gelişme göstermiş ve nihayetinde 19. yüzyılda coğrafya yazı- cılığı deyim yerindeyse altın çağını yaşamıştır. 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren hem telif ve hem de tercüme eserlerle coğrafya alanındaki eser sayısında ciddi bir artış yaşanmış ve bahse konu kitaplar zengin bir içeriğe kavuşturulmuştur. Osmanlı coğrafya yazıcılığının nitelik ve nicelik bakımından artış göstermesi, okullaşma ora- nının artmasından bağımsız düşünülemez elbette. Diğer bir ifadeyle, 19. yüzyıldan itibaren Osmanlı’da eğitim-öğretim faaliyetlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte birçok disiplinde olduğu gibi coğrafya ders kitaplarında da artış yaşanmıştır. 1869’da ya- yımlanan Maarif Nizamnamesi coğrafya derslerinin sıbyan (ilkokul) mekteplerinde yaygınlaşmasında belirleyici olmuş; fakat bunun idadilere (lise) yansıması ise an- cak 1876’dan sonra mümkün olabilmiştir (Kaya, 2019, s. 287-291).1
Geç Osmanlı döneminde telif edilen coğrafya kitaplarında umumiyetle, “Coğrafya- yı Ûmûmî”, “Muhtasar Coğrafya”, “Coğrafya Risalesi”, “Haritalı Coğrafya-yı Ûmûmî”, “Haritalı Memalik-i Osmaniye Coğrafyası” ve “Nev Usûl Coğrafya” gibi isimler kul- lanılmaktaydı. Coğrafya kitaplarının tümünde giriş kısmında coğrafya ilminin ve konusunun ne olduğu, coğrafya çeşitleri, dünyanın şekli, hareketleri, kıtalar, ok- yanuslar, iklimler, mevsimler gibi coğrafya ilmine ait genel bilgiler yer almaktaydı. Akabinde ise Osmanlı coğrafyası umumiyetle, ‘Avrupa-yı Osmânî’, ‘Asya-yı Osmânî’ ve ‘Afrika-yı Osmânî’ şeklinde üç bölümde tasnif edilmekteydi. Coğrafya ders kitap- larında sadece fiziki coğrafyaya dair bilgiler yer almamakta; aynı zamanda beşeri coğrafyanın konuları olan insanın ve ırkların oluşumu, tekâmülü, dillerin doğuşu, tasnifi ve dil aileleri, aile şekilleri, uygarlıkların doğuşu, şehirlerin kuruluşu, tarım, hayvancılık ve ticaret, küçük sanayi kolları, iktisadi yapı, gümrük ve limanlar hak- kında da teferruatlı malumat yer almaktadır (Biçer, 2009a, 11-12; Biçer, 2020, 57). Yanı sıra coğrafya kitapları Osmanlı ülkesinin toprakları, iklimi, hudutları, topoğrafyası/ yeryüzü şekilleri, dağları, ovaları, nehirleri, gölleri, ziraatı, ticareti, yer altı ve yer üstü kaynakları, iktisadi durumu, nüfusu ve demografik yapısı gibi konularla ilgili bilgiler barındırmaktaydı. Kısacası, coğrafya kitaplarının bir kısmı salt fiziki coğraf- yayla sınırlıyken; kitapların ekseri ise siyasi, beşerî, iktisadi, istatiskî ve biyocoğrafya gibi alanlar hakkında geniş bilgi ihtiva etmekteydi. Son bir not olarak, geç Osmanlı döneminde okullarda okutulan coğrafya dersi “umumi” ve “hususi” olarak iki ayrı ders şeklinde okutulmaktaydı. Umumi Coğrafya dersi dünya coğrafyasını ele alırken; Hususi Coğrafya ise Osmanlı Coğrafyasını konu edinmekteydi (Alkan, 2005, s. 141).
Osmanlı coğrafya kitaplarının genelinde “Kürdistan-ı Osmanî” ve “Kürdistan-ı Acem/İran” olmak üzere iki ayrı Kürdistan’dan bahsedilmektedir. Coğrafya kitapları, “Kürdistan-ı Osmanî” bahsinde Osmanlı Kürdistan’ındaki vilayetler hakkında tefer- ruatlı bilgiler vermektedir.2 Osmanlı coğrafya kitaplarında Osmanlı Kürdistan’ının sınırları dönemsel olarak değişmekle birlikte; Kürdistan-ı Osmanî coğrafyası, genel- likle şu dokuz vilayeti kapsayacak şekilde kullanılmaktaydı: Erzurum, Van, Bitlis,
Dersim, Mamuretü’l-aziz, Hakkâri, Halep ve Musul vilayeti.3 Kitaplar, Erzurum, Bit- lis, Dersim, Diyarbekir ve Mamuretü’l-aziz vilayetleri kısımlarında Zazalar ve Zaza coğrafyası hakkında bilgi vermektedir.
Son tahlilde, Osmanlı coğrafya kitaplarına referansla kaleme alınan bu çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde Zazalara dair bilgi ihti- va eden Osmanlı kaynaklarına muhtasar bir biçimde yer verilmiş ve Osmanlı ida- ri düzeninde Zazaların kurduğu mîrliklere kısaca temas edilmiştir. İkinci bölümde ise ilk bilimsel coğrafya kitabı olarak kabul edilen Kâtib Çelebi’nin (ö. 1657) Kitab-ı Cihânnümâ’sından başlayarak I. Dünya Savaşı’na dek yayımlanmış çok sayıda Os- manlı coğrafya kitabının Zazalar ve Zaza coğrafyası hakkında ihtiva ettiği bilgilere özet olarak temas edilmiştir. Çalışmada, coğrafyayla ilgili hususlar içermelerine rağ- men gezi ve gözlemlere dayanan ve disiplinler arası bilgiler içeren seyahatnamelere değinilmemiştir. Son bir not olarak, çalışmada referans olarak kullanılan coğrafya kitaplarının orijinallerine İstanbul’da bulunan İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM), İstanbul Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kitaplığı, Marmara Üniversitesi Kütüphane Kataloğu ile Ankara’da bulunan Milli Kütüphane El Yazması ve Nadir Eserler Katalo- ğu ve Türk Tarih Kurumu Kütüphanesi gibi platformların veri tabanlarından erişim sağlanmıştır.
- OSMANLI LİTERATÜRÜNDE VE İDARİ SİSTEMİNDE ZAZALAR
Zazalar hakkında daha evvel yapılan çalışmalarda yer aldığı üzere, Osmanlı kay- naklarında Zazalar, Kürt olarak tavsif ve tasnif edilmiştir. Osmanlı kaynaklarında Za- zalarla ilgili kayıtlar Zaza ve Dunbulî olmak üzere iki ayrı isimle kayda geçmiştir. Os- manlı literatüründe Zaza sözcüğü; (ذاذا( ,)ظاظا) ve (زازا ) olmak üzere üç ayrı formda yer almıştır. Dolayısıyla Osmanlı arşivlerinde Zazalarla ilgili araştırma yapanların Zaza sözcüğünün mezkûr formlarından hareketle bir tarama ve araştırma yapmaları gere- kir. Osmanlı kayıtlarında Zazalarla ilgili diğer bir kullanım ise Dunbulî ismi olup, bu isimle anılanlar daha ziyade İran sınırlarında yaşayan bir Kürt aşiretidir. Not edilmesi gereken bir diğer husus da Osmanlı kayıtlarında Zazalarla Kurmancların karışık ya- şadığı yerlerde Zazaları Kurmanclardan ayırmak için “Dünbüli-i Ekrad” veya “Zaza-i Ekrad” şeklinde bir kullanımın söz konusu olmasıdır. Bu minvalde, Zazaca konuşan ve önemli Zaza aşiretlerinden olan Dersimlü ve Şeyh Hasanlu aşiretleri Osmanlı ka- yıtlarına “Cemaat-ı Ekrad-ı Dısimli” ve “Cemaat-ı Ekrad-ı Şeyh Hasanlu” şeklinde geçmiştir. Bundan başka, Çemişgezek sancağında 1518 yılında yapılan ilk tahrirde Dimilîler için “Cemaat-ı Ekrad-ı Dumîlî an nahiye-i Balan tabii Çemişgezek” şeklinde bir kullanımın olduğunu müşahede etmekteyiz (Demir, 2012, s. 116-117).
Osmanlı kayıtlarında ve literatüründe Zazalar/Dunbulîler, “Ekrad-ı Zaza”, “Zaza-i Ekrad”, “Dünbüli-i Ekrad”, “Cemaat-ı Ekrad-ı Dumili”, “Cemaat-ı Ekrad-ı Dısimlü” vb. isimlendirmelerle bir Kürt aşireti/topluluğu olarak adlandırılmaktadır. Osmanlı literatüründe başta arşiv belgeleri olmak üzere; tarih ve coğrafya kitapları ile seyahatnameler; tahrir, mühime, hurufat, temettuat, kadı ve nüfus defterleri; salnameler, gazete ve mecmualar, Zazalar hakkında çok otantik ve teferruatlı bilgi- ler barındırmaktadır. Söz konusu kaynaklar arasında Zazalar hakkındaki en mühim verileri Osmanlı arşiv belgeleri ve salnameler içermektedir. Osmanlı arşivlerinde, Zazaların yaşadıkları coğrafya, nüfus ve demografik yapıları, inançları, tarihi ve dini eserleri ile Zaza mîrlikleri hakkında azımsanmayacak derecede belge bulun- maktadır. Benzer hususiyetler itibariyle 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren ya- yımlanmaya başlanan devlet, maarif ve vilayet salnamelerini de burada tekraren anmak icap etmektedir (ayrıntı için bkz. Çağlayan, 2016, s. 63-82).
Osmanlı döneminde Zazalar ve Zazaca hakkında malumat bulunan mühim kay- naklardan biri de Osmanlı matbuatıdır. Osmanlı’nın kuruluşundan yıkılışına dek geçen zaman diliminde telif edilen çok sayıda vekayiname/kronik, fütühatname, sefername, menakıbname, seyahatname, coğrafya, tarih, hadis ve hatırat kitapları ile risalelerin tamamında Zazalara ve Zazacaya Kürtler içerisinde yer verilmiştir.4
Osmanlı’da sözü edilen tüm bu kayıtların dışında on dokuzuncu yüzyıl boyunca ve yirminci yüzyılın ilk çeyreğinde yayımlanan çok sayıda Kürtçe ve Türkçe gazete ile dergide de Zazalar ve Zazaca hakkında malumat bulunmaktadır. Osmanlı basını da diğer Osmanlı literatürü gibi, Zazalar ve Zazacaya Kürdî topluluklar ve diller arasın- da yer vermiştir. Diğer bir ifadeyle, Osmanlı’da söz konusu dönemde yayımlanan gazete ve dergilerin tamamında Zazalar ve Zazacayı Kürtler ve Kürtçe dışında gören hiçbir yayının mevcut olmadığını not etmek gerekir.5
Son bir not olarak, Osmanlı literatüründe olduğu gibi Osmanlı idari sisteminde de Zazalara; Kürtler ve Kürt beylikleri içerisinde yer verildiğini kaydetmek gerekir.6 Bilin- diği üzere, Kürdistan’daki Kürt beylikleri önce Safevilere, 1515’te Diyarbekir’in “fethe- dilmesiyle” ise Osmanlılara bağlı olarak uzun yüzyıllar boyunca bir nevi yarı-bağımsız [ber-vech-i serbestiyet] bir pozisyonda hüküm sürmüştür. Zazaların meskûn olduğu Kürdistan coğrafyası 1515 yılında yirmi dört Kürt beyinin istimalet siyaseti neticesin- de Osmanlı’ya iltihak etmesiyle birlikte Zazaların meskûn olduğu sancaklar, “Elviye-i Mîr-i Mîran-ı Vilayet-i Diyarbekr” ve “Vilayat-ı Kürdistan”a bağlı olarak “yurtluk”, “ocaklık” ve “hükümet” tarzında idare ediliyordu. Osmanlı’ya istimalet yoluyla dâhil olan yirmi dört Kürt beyi arasında dört ayrı emirlik olarak teşekkül eden Zaza emirlik- leri de bulunuyordu. Zaza mîrliklerinden Süveydi Emirliği; Genc,7 Çapakçur ve Hançuk beyleri; Mirdasi Emirliği; Palu, Eğil ve Çermik beyleri ve Çemişgezek (Pir Hüseyin Bey oğulları) Emirliği ise Mazgird, Pertek ve Sağman beyleri olarak üç beylik halinde hüküm sürmüş Zaza beylikleri idi.8 Bahse konu üç emirliğin ve üç emirliğe bağlı dokuz beyliğin hüküm sürdüğü coğrafyada nüfusun ekseri ve yönetici sınıfı Zazalardan mü- teşekkildi. Osmanlı hâkimiyetindeki Zazaların mühim bir kısmı Çemişgezek, Mirda- si ve Süveydi emirlikleri sınırları içerisinde kalırken; Safevî hâkimiyetindeki Zazalar veyahut Dunbuliler ise İran coğrafyasındaki Hoy Dunbulî Emirliği sınırları içerisin- de yer alan Hoy, Salmas, Sökmenabad ve Oşni gibi yerleşim birimlerinde meskûndu (Dunbulî beyleri için bkz. Başçı, 2019, s. 63-114).
Kürt mîrliklerinin hüküm sürdüğü coğrafyanın Osmanlı’ya bağlanmasından son- ra yapılan idari düzenlemelerde, İran’daki Hoy Dunbulî Emirliğinin hüküm sürdüğü bölgeler hariç, Zaza nüfusu ekseriyetle Kürdistan veyahut Diyarbekir Eyaleti’ne bağ- lı sancaklar içerisinde yaşıyordu. Osmanlı kayıtları, Kürdistan/Diyarbekir Eyaleti’ne bağlı sancakların ekseriyetle yurtluk-ocaklık ve hükümet sancaklar tarzında idare olunmakla birlikte bir kısmının da klasik Osmanlı sancakları statüsünde merkezden idare edildiklerini ortaya koymaktadır. Dolayısıyla, Zaza nüfusunun yoğun yaşadı- ğı yerlerin birçoğunun yurtluk-ocaklık ve hükümet tarzında idare edilen sancaklar olduğunu söylemek mümkündür. Bu cümleden olmak üzere, nüfusunun ve yönetici sınıfının ekseriyetle Zazalardan oluştuğu Genc, Eğil ve Palu sancakları “hükümet” sancaklar statüsündeyken; Çapakçur, Kulp ve Çermik gibi sancaklar ise “yurtluk- ocaklık” sancaklar statüsündeydi. Ayrıca, Diyarbekir Eyaleti’ne bağlı ve nüfusunun önemli bir kısmını Zazaların oluşturduğu Çemişgezek, Harput, Ergani ve Siverek sancakları ise ekseriyetle merkezden tayin edilen klasik sancak statüsünde idare ediliyordu (Çağlayan, 2023, s. 377-394).
On altıncı yüzyılın başından on dokuzuncu yüzyılın ortalarına dek Osmanlılara bağlı olarak uzun yüzyıllar boyunca yarı-bağımsız [ber-vech-i serbestiyet] bir statü- de idare olunan Zaza mîrlikleri, Tanzimat’ın Kürdistan coğrafyasında uygulanmaya başlanmasıyla birlikte merkezden idare edilmeye başlandı. Bu tarihten itibaren Zaza mîrlikleri de Kurmanc ve Soran mîrlikleri gibi, otonom pozisyonlarını kaybetmiş ve Zaza mîrlerinin hüküm sürdüğü vilayet, kaza ve nahiyeler merkezden atanan vali, kaymakam ve müdürler tarafından idare olunmaya başlamıştır.
- OSMANLI COĞRAFYA KİTAPLARINDA ZAZALAR VE ZAZA COĞRAFYASI
Osmanlı döneminde Zazaların ekseriyetle Diyarbekir, Dersim, Palu, Piran [Dic- le], Siverek, Çapakçur [Bingöl], Çemişgezek, Çermik, Eğil, Genc, Genç, Kulp, Atak [Lice] ve Pertek gibi imparatorluğun Şark sınırlarında yer alan vilayet, sancak ve kazalarda meskûn olduğunu belirtmek gerekir. Bu yerleşim birimlerinin dışında Zazalar Sivas’ın doğusunda Koçgiri bölgesinde, Erzincan’ın doğusunda, Kuzican, Baykan, Gerger, Mutki, Hınıs ve Tekman gibi yerleşim birimlerinde yoğunluk gös- teriyordu. Osmanlı kayıtları, sözü edilen yerleşim birimleri dışında Zazaların Hoy, Salmas, Urmiye, Revan, Oşni ve Halep gibi yerleşim birimlerine de iskân edildikle- rini ortaya koyuyor. Yine aynı kayıtlar, klasik dönem Osmanlı literatüründe daha ziyade Dunbulî/Dımıli olarak adlandırılan Zazaların Hoy, Salmas, Sökmenabad ve Oşni gibi bölgelerde de uzun süre hüküm sürdüklerini gözler önüne seriyor (Demir, 2012, s. 105-145). Biraz daha detaylandırmak gerekirse, Osmanlı döneminde Zazalar yoğun olarak Çapakçur [Bingöl], Genç, Meneşkut [Solhan] ve Göynük [Karlıova]’ün bazı köyleri; Diyarbekir, Çermik, Çüngüş, Kulp, Lice ve Siverek; Elazığ merkez, Palu, Ergani Madeni; Dersim [Tunceli], Erzincan, Kuzican; Sivas’ın doğusunda bulu- nan Koçgiri, Karabel, Kangal, Zara, Ulaş, İmranlı, Divriği; Bitlis’in Mutki kazası ile Muş’un Varto kazası; Erzurum’un Hınıs ve Tekman kazaları; Malatya’nın Pütürge, Arapgir ve Gerger kazaları; Siirt’in Baykan kazasının Ziyaret beldesi ile bazı köy- lerinde meskûndu. Sözü edilen coğrafya dışında ise Hoy, Salmas, Urmiye, Revan, Oşni ve Halep’te azımsanmayacak bir Zaza nüfusu mevcut idi. Bu yerleşim yerleri- nin dışında Dımaşk [Şam]’da Heyyu’l Ekrad [Kürtler Mahallesi]’da da küçük oranda bir Zaza nüfusu yaşamaktaydı (Yıldırım, 2015, s. 58-68).
Osmanlı coğrafya kitapları Kürtler ve Kürdistan hakkında çok otantik ve teferru- atlı bilgiler ihtiva etmektedir (ayrıntı için bkz. Biçer, 2019a; Bingül, 2023, s. 67-192). Açıkçası, Osmanlı coğrafya kitapları, genel manada Kürtler ve Kürdistan’ın; özel ma- nada ise Zazalar ve Zaza coğrafyasının tarihî coğrafyası hakkında da mühim bilgiler barındırmaktadır. Yine şunu da açıkça belirtmek gerekir: Osmanlı coğrafya kitapla- rı, Zazalar ve Zaza coğrafyasına Kürtler ve Kürdistan bölümlerinde yer vermektedir. Daha doğrudan bir ifadeyle, bahse konu kitaplar, Zazaları “Kürdistan-ı Osmani” olarak adlandırdıkları kısımlarda ele almaktadır. Daha da mühimi, Osmanlı coğraf- ya kitaplarının ekserinin Zazaları, Kürtlüğün dışında bir kavim olarak görmediğini ve Zazaları Kürt olarak adlandırdığını not etmek gerekir. Mesela, bahse konu kitap- lardan biri, Osmanlı Anadolu’sunda meskûn Müslim ve gayrimüslim kavimleri şu şekilde sıralamıştır: “Anadolu-i Şâhânenin kısmı küllisi Türk ve mütebakıyesi Arab, Kürt, Laz, Çerkes, Rum, Ermeni ve Yahudiden mürekkeb olup, hepsi Osmanlı namı altında bulunmağa müftehirdir” (Hüseyin Hıfzı, 1323, s. 123). Benzer bir bilgiye, Os- manlı tarih ders kitaplarında da tesadüf etmekteyiz: “Hey’et-i müttehide-i Osmaniy- ye Türk, Arab, Kürd, Laz, Boşnak, Pomak, Çıtak, Arnavud, Çerkes, Tatar, Mongay, Gürcü olmak üzere başlıca on iki Müslüman kavimden müteşekkil olup bundan mâada Arab, Gürcü, Rum, Ermeni, Bulgar, Arnavud, Ulah, Yahudi olmak üzere baş- lıca sekiz kavm-i gayrimüslim dahi vardır. Bunların cümlesi Osmanlı nâm-ı celili altında müttehid ve müteaşiddirler” (Fâik Reşad, 1309).
Malum olduğu üzere, Zazalar ve Zaza coğrafyası hakkında teferruatlı bilgi ihti- va eden ve “Zaza” ismini literatüre sokan ilk eser, Evliya Çelebi’nin kaleme aldığı Seyahatname isimli meşhur eserdir. On yedinci yüzyılın ortalarında Zazaların ya- şadığı Malatya, Harput, Palu, Urfa, Diyarbekir, Genç, Çapakçur, Bitlis, Van ve İran [Hoy, Salmas, Urmiye] bölgesini gezen meşhur seyyah, eserinde Zazalar hakkında birçok bilgiye yer vermektedir. Çelebi, Osmanlı Kürdistan’ında yaşayan Zazalardan, “Ekrad-ı Zaza” olarak bahsederken, İran coğrafyasında yaşayanlardan “Dümbüli” olarak bahsetmektedir (Evliya Çelebi, 1999/2000). Zazaları Kürt olarak tanımlayan Evliya Çelebi’nin eserinde, Zazalar ile ilgili bilgiler dil, kültür, coğrafya, iktisadi uğ- raşlar ve toplumsal yapıyla ilgilidir (ayrıntı için bkz. Çağlayan, 2016, s. 67-69).
Tespit edebildiğimiz kadarıyla, Zazaların yaşadığı bölgeler hakkında bilgi veren ilk coğrafya eseri Kâtip Çelebi tarafından on yedinci yüzyılın ortalarında [1648-1657] kaleme alınan ve 1732’de yayımlanan Kitâb-ı Cihannüma isimli kitaptır. Eserde doğ- rudan Zaza ismi yer almamakta; ancak Zazaların yaşadığı Diyarbekir, Erzurum, Harput, Bitlis, Muş, Çapakçur, Genç, Hınıs, Kiğı, Ergani, Siverek, Çemişgezek, Çer- mik, Eğil ve Hazzo gibi yerleşim birimlerinden birçok yönüyle bahsedilmektedir. Kâtip Çelebi, bahse konu yerleşim birimlerindeki Müslüman ahalinin ekseriyetle Kürt olduğunu ve mezkûr bölgelerde “bazı Kürt aşiretlerinin ikamet ettiği”ni kay- deder. Mesela Kâtip Çelebi, Zazaların yoğun olarak yaşadığı Çemizgezek’in eskiden büyük bir vilayet ve Kürdistan’ın ondan ibaret olduğunu; Kiğı ve Hınıs halkının Kürt olduğunu ve Besyan Aşireti’ne mensup olduklarını söyler. Kâtip Çelebi, Çemişge- zek ile ilgili ise Osmanlı hâkimiyetinden önce Çemişgezek’in Kürdistan’a merkezlik yaptığını, emirliğin otuz iki kale ve on beş nahiyeden müteşekkil olduğunu ve geniş bir coğrafyayı kapsadığını belirtmektedir. Son olarak Kâtip Çelebi, eserinin muhtelif yerlerinde Diyarbekir eyaletinde Arapça, Türkçe, Farsça, Kürtçe ve Ermenice dilleri- nin konuşulduğu bilgisini aktarmaktadır (Kâtip Çelebi, 2010).
Kâtip Çelebi, eserinde İran’da meskûn Dünbülî Aşireti’nden de söz etmekte ve Sökmânabad’a iskân edilen Dünbülî Aşireti’nin Yezidi olduğunu; sonradan bazıla- rının İslam dinine girdiğini kaydetmektedir. Çelebi, Hoy, Kotur Deresi ve Nahçıvan’a bağlı olan Ovacık, Dere-i Elkis ve Şerur Emirliği’nin Dünbülî Aşireti’ne bağlı oldu- ğunu söylemektedir. Ayrıca Çelebi, IV. Murat’ın 1635 yılında gerçekleştirdiği Revan Seferi bahsinde Dünbülî Aşireti’nden bahsetmektedir. Kâtip Çelebi, IV. Murat’ın Revan’ı alıp Tebriz’e vardığında Aras Nehri kenarında konakladığını ve bu esnada Dünbülî Aşireti’nden 500 kadar hanenin sultana müracaat ederek yurt talep ettikle- rini kaydeder. Dünbülî Aşireti’nin bu talebi üzerine IV. Murat, Dünbülîlerin Erzincan ve Tercan kazalarına yerleştirilmesi için emir verir ve böylece Dünbülîler söz konusu bölgeye yerleştirilir (Kâtip Çelebi, 2010).
Zazaların yoğun olarak yaşadığı coğrafya ve dolayısıyla Zazalarla ile ilgili detaylı bilgilere geç Osmanlı döneminde, yani 19. yüzyılın son çeyreğinden itibaren yayım- lanmış umumi coğrafya eserlerinde ve coğrafya ders kitaplarında tesadüf etmek- teyiz. Bu kısımda, bahse konu kitaplarda Zazalar ve Zaza coğrafyası ile ilgili olan bilgiler paylaşılacaktır. Zazaların yaşadığı vilayetler hakkında bilgi veren ilk eser, Mustafa Hami Paşa tarafından telif edilen Zübdet’ül-Ulum isimli eserdir. Kitabın coğ- rafya bölümünde Asya-yı Osmani bölgesi Anadolu, Arabistan ve Irak-ı Arap şeklin- de üç kısımda tasnif edilmiş ve bahse konu coğrafyalarda yer alan vilayetlere ilişkin bilgiler aktarılmıştır. Mesela Zazaların yoğun olduğu Diyarbekir Vilayetine dair şu bilgiler verilmiştir: “Diyarbekir Vilayetinin merkezi Diyarbekir olup Erzurum’un 65 saat güneyinde ve Dicle suyu üzerinde kuruludur. Etrafı bir sur ile çevrilidir. Mardin ve İstanbul isimleriyle iki adet kapısı vardır. Sakinlerinin lisanı Kürtçe ve mezheple- ri de çoğunlukla Şafii’dir. Diğer şehirlerinden biri Harput olup bu da Diyarbekir’in yirmi dört saat mesafedeki kuzeybatısında yer alan yüksek bir mevkidir” (Mustafa Hilmi Paşa, 1287, s. 48).
Ahmed Hamdi Şirvani, Usul-ı Coğrafya-yı Kebir, s. 340-341.
Ahmed Hamdi Şirvani tarafından kaleme alınan Usul-ı Coğrafya-yı Kebir adlı eserde “Devlet-i Aliyye Mülkünden Kürdistan ile Cezire Memleketlerinin Matema- tiksel Konumu ile Tabii, Siyasi, Dini, Ahlaki ve Tarihi Hususları” hakkında teferru- atlı malumat bulunmaktadır. Kitapta Zazaların yaşadığı yerlerin Kürdistan olarak adlandırıldığı ve Kürdistan ile Ermenistan bölgesinde yer alan vilayetlerde İslam, Kürt, Türkmen, Ermeni ve Rumların yaşadığı kaydı yer almaktadır. Mesela Zazaların bilhassa Mutki kazasında yoğunluk gösterdiği Bitlis için şu bilgiler yer almaktadır: “Kürdistan bölgesinden olup Erzurum vilayetine mevkice münasebetinden dolayı ilhak olunan beldelerden biri Van Gölü’nün yirmi mil batı mesafesindeki Bitlis’tir. Bitlis kadim zamanlarda Kürt emirlerinin merkezi olup ahalisinin yarısı Müslüman diğer yarısı da Ermeni olmak üzere yaklaşık on iki bin nüfustan oluşmaktadır.” Kür- distan ve Cezire memleketlerinde yaşayan insanlar ve konuştukları dil hakkında şu bilgiler aktarılmaktadır: “Kürdistan ile Cezire’de sakin ahali cesur, muharip, zeki ve kanaatkârdır. Lakin medeni terbiyeleri noksandır. Lisanları Kürdistan’da Farisi lügatine yakın Kürt lisanı demekle maruf lisandır. Cezire’de Arap lisanıdır. Bunların çoğu Türkçe de bilirler” (Ahmed Hamdi Şirvani, 1292, s. 341, 349).
Enderuni Hafız Abdullatif Efendi tarafından kaleme alınan Zübdet’ül-Coğrafya isimli eserde Zazaların yoğun olduğu Diyarbekir ve Erzurum vilayeti hakkında şu bilgiler yer almaktadır: “Diyarbekir Vilayeti: Anadolu-i Şahane’de dâhil olan vilayet- lerden yedincisi Diyarbekir Vilayeti olup kuzeyde Erzurum, doğuda Acem, güneyde Irak ve batıda da Halep ve Sivas Vilayetleriyle çevrilidir. Buraya Kürdistan denilir ki vilayet merkezi Dicle kenarında kurulu olan Diyarbekir şehridir. Mamüretülaziz [Elazığ] veya diğer adıyla Harput ile Mardin, Siirt sancakları vilayete bağlı olup aha- lisi Müslüman ve çoğu Şafii ve lisanları da Acem’den galat olarak Kürd vesaire lisan- lardır. Erzurum Vilayeti: Kars, Çıldır, Muş, Bayezid, Erzincan, Van sancakları buraya bağlıdır. Ahalisi Türk, Kürt ve Gürcülerden oluşur. Ayrıca Ermeni Katolikler ve cüzi miktarda Rum ve Protestan da vardır” (Hafız Abdullatif Efendi, 1289, s. 85).
Ahmed Rifat Efendi tarafından 1881’de kaleme alınan Lügat-ı Tarihiyye ve Coğra- fiyye isimli kitapta Zazaların yaşadığı Diyarbekir, Bitlis, Harput gibi şehirlerin aha- lisinin Kürd, Türk/Osmanlı, Arab, Ermeni ve Yahudi’den müteşekkil olduğu kaydı yer almaktadır (Ahmed Rifat, 1299, s. 62, 257-258). Yine, Hüseyin Hüsnü’nün 1882’de telif ettiği İcmal-i Coğrafya (Malumat-ı Umumiye) isimli eserde Kürdistan kıtasının Erzurum, Van, Bitlis, Dersim, Mamuretülaziz, Diyarbekir, Musul ve Hakkâri olmak üzere sekiz vilayetten oluştuğu kaydı yer almaktadır. Kitapta Zazaların yoğun bir biçimde yaşadığı Dersim vilayeti hakkında bilgi verilirken şöyle denmektedir: “Dör- düncüsü Dersim vilayetidir ki burası Kürtler tarafından meskûn, küçük bir vilayet olup merkezi Hozat kasabasıdır ve Mazgird mevkii meşhur yeridir” (Hüseyin Hüs- nü, 1300, s. 161-162). Encümen-i Teftiş ve Muayene Reisi Ahmed Hamdi tarafından kaleme alınan Usul-ı Coğrafya-yı Sagir isimli coğrafya kitabında Zazaların büyük bir nüfusa sahip olduğu Diyarbekir, Erzurum, Bitlis, Mamüretülaziz ve Dersim hakkın- da teferruatlı bilgi bulunmaktadır. Kitapta Dersim Vilayeti ile ilgili şu bilgiler bulun- maktadır: “Dersim Vilayeti: Doğudan ve kuzeyden Erzurum Vilayeti ve güneyden ve batıdan da Mamüretüaziz Vilayet hududuyla çevrilidir. Dersim ve Mazgirt isimli sancaklardan ibaret Kürdistan diyarında ehemmiyetli mevkiine nazaran yeni teşkil olunmuştur. İdare merkezi 15.000 kadar nüfusa sahip olan Hozat kasabasıdır. Tarım hasılatı çeşitli hububatlardan ve sanayi hasılatı da kilim ve seccade üretiminden ibarettir” (Ahmed Hamdi, 1301, s. 148).
Ali Saib, Coğrafyayı Mufassal: Memalik-i Devlet-i Osmaniye, s. 362-363.
Ali Saib tarafından 1886’da telif edilen Coğrafyayı Mufassal: Memalik-i Devlet-i Osmaniye isimli kitapta da konu hakkında aydınlatıcı malumat bulunmaktadır. Kitapta, Kürdistan bölümünde Diyarbekir vilayeti hakkında bilgi aktarılırken şu bilgiye yer verilmektedir: “Şehrin ahalisi resmi lisan olarak Osmanlıca konuşur. Karışımlar yoluyla ekseriyeti Kürt, bazısı Arap lisanlarına dahi aşinadır. (…) Şehrin haricinde bulunan ahali umumen Kürt ve Araplaşmış aşiretlerdir.” Ergani Sancağı ile ilgili ise kitapta şu bilgiler yer almaktadır: “Sancağa bağlı bütün kasabalar halkı Türkçe konuşur. Köylerde bulunanlar Kürtçe-Zazaca söyleşirler ve ekserisi Türkçe de bilirler.” Ali Saib, “Kürdistan’ın bir parçası olan Dersim” hakkında şunları söyler: “Dersim Vilayeti: Kürdistan’ın bir bölgesinden ibaret olup kuzey ve doğu tarafları Erzurum vilayeti, güney ve batı tarafları Diyarbekir ve Mamüretülaziz vilayetleriyle çevrilidir. Vilayet ahalisi çoğunlukla Kürt taifesinden ibarettir.” Yine, Hozat hakkın- da bilgi verirken “Hozat vilayeti ahalisi umumen Kürt taifesinden ibarettir” şeklinde bir cümle kullanmaktadır. Müellif, ilerleyen sayfalarda Kürtler hakkında bilgi verir- ken, Kürt ahalinin çoğunun dindar Müslüman olup “Kürt ve Zaza olmak üzere” iki gruba ayrıldığını söyler. Akabinde şöyle der: “Zazaların lisanı dahi Kürtçe ise ekseri lügatte ihtilaf eder. Zaza lisanı, lisan-ı Farisi’den galattır [bozmadır]. Şu kadar ki birçok garip lugatlarla mahlut [karışım] olmuştur.” Bu alıntılardan da anlaşılacağı üzere Ali Saib, Zazaları Kürtler içerisinde bir grup olarak değerlendirmekte; aynı zamanda Kürt ismini Kurmanc anlamında kullanmaktadır. Zazacanın, Kürtçe bir li- san olduğunu ifade eden müellif, hemen akabinde Zazacanın, “Farsçadan bozma” olduğunu söylemekten de imtina etmez. Ali Saib, Zazacanın bilhassa sözcük olarak farklı olduğunu da sözlerine ekler (Ali Saib, 1304, s. 342-363; 375-376).9
Ahmed Cemal tarafından telif edilen ve 1895’te basılan Coğrafya-yı Osmani isimli eserde Kürdistan’ın Anadolu’nun doğusunda yer aldığı ve Acemistan sınırına ka- dar yayıldığı belirtilmektedir. Söz konusu kitapta, Kürdistan kıtasının Erzurum, Mamuretü’l-Aziz, Diyarbekir, Bitlis, Van, Musul ve Zor sancaklarından oluştuğu ve Diyarbekir ahalisinin Türkçe konuştukları, Kürtçe ve Arapça bildikleri kaydı yer al- maktadır. Ayrıca kitapta, Diyarbekir şehrinin dışında yaşayan ahalinin “tamamının Kürd” olduğu ifade edilmektedir (Ahmed Cemal, 1311, s. 92, 144-145).
Kolağası Ali Cevad tarafından 1895’te yayımlanan Memalik-i Osmaniye’nin Ta- rih ve Coğrafya Lugatı isimli dört ciltlik kitapta Zazaların yoğun yaşadığı Erzurum, Mamuratülaziz, Diyarbekir ve Bitlis vilayetlerinin etnik haritası ve konuşulan diller hakkında muhtasar bilgi bulunmaktadır. Bu minvalde, Kürdistan’da yer alan Bitlis Vilayetinde nüfusun çoğunluğunun Kürtlerden; Ergani Madeni Kazasında nüfusun büyük çoğunluğunun İslam ve Kürtler”den; Diyarbekir Vilayetinin Ergani Madeni Sancağına bağlı Palu’nun sakinlerinin Kürt ve Türklerden meydana geldiği kaydı yer almaktadır. Diyarbekir Vilayetinde ahalinin Türkçenin yanı sıra Arap, Ermeni, Süryani, Zaza lisanları da konuştuğu belirtilmektedir. Mamüretülaziz Vilayetinin Harput Sancağına bağlı bir kaza olan Ağın içinse “ahalisi göçebe Kürt aşiretleridir” ifadeleri yer almaktadır. Zazaların yoğun olduğu Dersim içinse “Mamüretülaziz vi- layetinin bir sancağıdır. Kürtler dağlarda zor şartlar altında yaşarlar. Kürt kadınları güzel kilim imal ederler. Ahalisi bedevi ve gayri meskûn olduğundan nüfus miktarları hakkında net bir rakam söylemek zordur” denilmektedir. Son olarak, Bitlis Vilayetinin Genç Sancağına bağlı Zıkte Nahiyesinin nüfusunun yedi-sekiz bin kişi olduğu ve çoğunun Kürtlerden oluştuğu belirtilmektedir (Ali Cevad, 1313, 56 vd; 1314, 390-391).
Ali Cevad, Memalik-i Osmaniye’nin Tarih ve Coğrafya Lügatı, Cilt 1, s. 56, 57.
Zaza coğrafyası hakkında oldukça teferruatlı bilgi ihtiva eden coğrafya kitap- larından biri de Şemseddin Sami tarafından lügat/kamus tarzında kaleme alınan Kamus’ul- Alam isimli eserdir. Bahse konu eserinde, Zazaların yoğun olarak yaşa- dığı Çapakçur [Bingöl], Genç, Kiğı, Bitlis, Dersim, Diyarbekir, Erzurum, Mamure- tülaziz, Sivas, Maden, Siverek ve Hısn-ı Mansur [Adıyaman] gibi yerler hakkında çeşitli bilgiler veren müellif Zazalardan Kürt olarak bahsetmektedir (Şemseddin Sami, 1996). Şemseddin Sami’nin Zazaların yoğun olarak yaşadığı birkaç yerleşim birimi hakkında yazdıklarına burada yer vermenin uygun olduğunu düşünüyoruz. Şemseddin Sami, Erzurum Vilayetindeki etnik gruplarla ilgili olarak şu bilgileri paylaşır: “Ahalinin beşte dördü Türk, Türkmen ve Kürt olarak İslam, kalanları da Ermeni, Nesturi ve sair gayrimüslim kavimlerdir (1996, II, s. 832). Şemseddin Sami (1996, II, s. 1239-1240), Bitlis Vilayeti hakkında bilgi verirken vilayetin Bitlis, Muş, Siirt ve Genç sancaklarından oluştuğunu ve nüfusunun Kürt ve Ermenilerden mürekkep olduğunu şu sözlerle belirtir: “Bitlis: Kürdistan’da bir şehirdir. Şehir ahali- sinin dörtte üçü Kürt’tür. Ortaçağ döneminde hayli bir vakit bir küçük Kürt hükümetinin merkezi olmuştur. (…) Bitlis Vilayetinin nüfusu 400.000 kişi olup büyük kısmı Kürtlerden oluşmaktadır.” Sami, Diyarbekir vilayetinde ise Türk, Kürt, Arap, Çerkez, Ermeni, Keldani, Süryani, Katolik, Protestan, İsrailli, Yezidi, Çingene ve Kı- zılbaşların meskûn olduğunu ve vilayette Türkçe, Kürtçe ve Arapça konuşulduğunu ifade eder (1996, III, s. 2202-2203, 2207). Sami, Dersim maddesinde sancağın nüfusu hakkında şunları söylemektedir: “Ahalisi 63.430 kişiden ibaret olup, 43.260’ı Türk, 12.000’i Kürd ki cem’an 55.260’ı İslam ve 8.170’i Ermeni olarak, Ermenilerin 610’u Protestan’dır” (1996, III, s. 2131-2132). Şemseddin Sami, günümüzde Dersim’in bir il- çesi olan ve önemli Zaza yerleşim yerlerinden olan Ovacık ile ilgili şu bilgileri aktar- maktadır: “Mamuretülaziz vilayetinin Dersim sancağında bir kaza olup, (…) nüfusu 14.000 kadardır. Bunun yalnız dört bin kadarı Ermeni, geriye kalanları Müslüman ve ekserisi Kürt’tür” (1996, II, s. 1108). Şemseddin Sami, Zazaların yoğun olduğu Mamuretülaziz vilayetinin nüfusunun Türk, Kürt, Ermeni ve Rumlardan oluştuğunu belirtir (1996, VI, s. 4332-4333). Sami, Hısn-ı Mansur [Adıyaman] kazasının Mamure- tülaziz vilayetinin Malatya sancağına bağlı olduğunu ve nüfusunun 25.000 civarın- da olup 1.255’inin Hıristiyan geriye kalan halkın tamamının Kürt olduğunu aktarır (1996, III, s. 1962). Şemseddin Sami, günümüzde Elazığ’a bağlı olan ve Zazaların önemli yerleşim birimlerinden olan Palu’nun nüfusunun takriben 35.000 civarında olduğunu, büyük kısmının Müslüman Türk ve Kürtlerden oluştuğunu, geriye kalan- ların da Ermeni olduğunu kaydeder (1996, II, 1477). Şemseddin Sami, Diyarbekir vi- layetine bağlı olan ve Zazaların yoğun bir nüfusa sahip olduğu Siverek kazasının nü- fusu hakkında şu bilgileri vermektedir: “Nüfusu 38.730 kişiden ibaret olup, 25.558’i Türk, Kürt, Çerkez ve Arap olarak Müslüman, 922’si Yezidi, 7.250’si Ermeni, Ermeni Katolik’i ve Protestan’ı, 1000’i de Yakubi Süryani’dir” (1996, IV, s. 2800). Müellif, Muş’un nüfusu hakkında şu bilgileri vermektedir: Kazanın 27.000 nüfusu mevcut olup, 15.000 Müslüman Kürt, geriye kalanı ise Ermeni’dir. Muş sancağının nüfusu ise 123.459 olup 66.752’si Türk ve Kürtlerden oluşan Müslüman, 55.365’i Ermeni, 970’i Yezidi, 372’si de Çingene’dir (1996, VI, s. 4478-4480). Şemseddin Sami, bugünkü Bingöl il sınırları içerisinde yer alan Genç Kazası hakkında şu bilgileri vermektedir: “Kürdistan’da Bitlis vilayetinde ve Bitlis’in 115 kilometre kuzeybatısında, Murat çayı- na bağlı olan ve aynı adı taşıyan bir çayın üzerinde sancak merkezi bir köy olup, (…) Gonik, Zıkte ve Peçar nahiyeleriyle birlikte 219 köyden oluşup, nüfusu 26.397 kişidir. Bunların 7.930 Ermeni, geriye kalanları da tümüyle Müslüman ve Kürttür” (1996, V, 3894). Müellif, Bitlis vilayetinin dört sancağından biri olan Genç Sancağının nüfusu hakkında şu bilgileri vermektedir: “Bitlis vilayetini oluşturan dört sancaktan biri ve en batıda olanı olup, (…) merkezi Genc köyüdür. Genç, Çapakçur ve Kulp adlarıyla üç kaza ve bunlara bağlı beş nahiye ile 423 köyü kapsar. Nüfusu 66.197 olup, 12.964’ü
Ermeni, 836’sı Yezidi, geriye kalanları da tümüyle Müslüman ve Kürt’tür” (1996, V, s. 3894-3895). Son bir örnek olarak Şemseddin Sami, bugünkü Bingöl vilayetinin Genç ilçesi sınırları içerisinde yer alan Zıkte nahiyesinin nüfusu ile ilgili olarak nahiyenin kırk beş köyden oluştuğunu, nüfusunun Kürt ve Ermenilerden müteşekkil olduğunu kaydetmektedir (1996, IV, 2416).
1900’lü yılların başında telif edilen coğrafya kitaplarında da Zazalar ve Zaza coğrafyası hakkında muhtasar da olsa çeşitli bilgiler bulunmaktadır. Bu bağlamda, Abdurrahman Efendi’nin tarihsiz Memamlik-i Osmaniye Coğrafyası isimli eserinde bir Zaza vilayeti olan Dersim için “Dersim sancağı Kürt aşiretleri ile meskûndur” denilmektedir. Yine, Abdurrahman Şeref’in 1905 tarihli Coğrafyay-ı Umumi isimli eserinin birinci cildinde “Dersim, dağlık bir bölge olup Kürt kabileler meskûndur” ifadesi yer almaktadır (Biçer, 2019a: s. 83). Son olarak, Münir Bey tarafından hazır- lanan Vatan-ı Mukaddes Yahud Memalik-i Osmaniye Coğrafyası isimli kitapta Kürdis- tan coğrafyası, ahalisi ve lisanları hakkında çok teferruatlı bilgiler yer almaktadır. Kitapta Diyarbekir Vilayeti hakkında bilgi verilirken Zazalardan da bahsedilmekte ve şöyle denilmektedir: “Kürtlerin bir kısmına Zaza adı verilip aralarında adet ve te- mel ahlakça esasen fark yok ise de dilleri bazı farklılıklar taşımaktadır. Konuştukları Zaza lisanının Farsçaya benzerliği vardır” (Behram Münir, 1328, s. 114-117).
Behram Münir, Vatan-ı Mukaddes Yahud Memalik-i Osmaniye Coğrafyası, s. 117. Jimar 19 Sal 10 2023
- SONUÇ
Toparlamak gerekirse, Osmanlı literatüründe başta Osmanlı arşiv belgeleri ol- mak üzere; salnameler, gazeteler, dergiler, raporlar, vekayinameler/kronikler, fü- tühatnameler, sefernameler, menakıbnameler, seyahatnameler, coğrafya, tarih ve hatırat kitapları ile risaleler, Zazaların yaşadıkları coğrafya, nüfus ve demografik yapıları, inançları, tarihi ve dini eserleri, doğal kaynakları ve iktisadi uğraşları hak- kında çok teferruatlı bilgiler barındırmaktadır. Yanı sıra aynı kaynaklar, Zazaların yaşadıkları coğrafyalardaki Zaza mîrlikleri hakkında da başka kaynaklarda yer al- mayan otantik bilgiler aktarmaktadır. Osmanlı’nın tüm birincil kaynakları, Zazalara Kürtlerden bir topluluk olarak yer vermekte ve Zaza mîrliklerini, tıpkı Kurmanc ve Soran mîrlikleri gibi Kürt mîrlikleri içerisinde ele almaktadır. Umumiyetle Kürdis- tan veyahut Diyarbekir Eyaleti sınırları içerisinde yer alan Diyarbekir, Siverek, Eğil, Çermik, Genç, Çapakçur, Palu, Dersim ve Mamuretü’l-Aziz vilayetleri/kazalarında meskûn olan Zazalar, burada Mirdasi, Süveydi ve Çemişgezek mîrliklerinin egemen- liği altında kalmışlardır. Bahse konu yerleşim birimlerinin bir kısmı da merkezi hü- kümetin tayin ettiği idareciler tarafından idare edilmiştir.
Elinizdeki ansiklopedik ve muhtasar çalışmadan da anlaşılacağı üzere, Osmanlı coğrafya kitapları, genel manada Kürtler ve Kürdistan’ın; özel manada ise Zazalar ve Zaza coğrafyasının tarihî coğrafyası hakkında mühim bilgiler barındırmaktadır. Yine, söz konusu eserlerde görüldüğü üzere, Osmanlı coğrafya kitapları, Zazalar ve Zaza coğrafyasına Kürtler ve Kürdistan bölümlerinde, literatürde geçtiği şekliyle “Kürdistan-ı Osmani” başlığı altında yer vermektedir. Açıkçası, Osmanlı coğrafya ki- taplarının, diğer Osmanlı literatürü gibi, Zazaları Kürdî bir kavim olarak nitelendir- diği müşahede edilmektedir. Coğrafya ders kitapları, Zazaların yaşadıkları coğrafya, vilayetler, kazalar, Zaza coğrafyasının iklimi, hudutları, yeryüzü şekilleri, dağları, ovaları, nehirleri, gölleri, ziraatı, ticareti, yer altı ve yer üstü kaynakları, iktisadi durumu, nüfusu, demografik yapısı, dinleri, mezhepleri ve dilleri gibi konularla il- gili teferruatlı bilgiler aktarmaktadır. Dolayısıyla coğrafya kitaplarının bir taraftan Zaza coğrafyasının salt fiziki yapısı ve özellikleri hakkında bilgi ihtiva ederken; di- ğer taraftan ise Zazaların yaşadıkları coğrafyanın siyasi, beşerî, iktisadi, istatiskî ve biyocoğrafî yapısı hakkında teferruatlı bilgiler barındırdığı pekâlâ söylenebilir. Son tahlilde, Osmanlı coğrafya kitaplarına dayalı yapılacak daha teferruatlı çalışmala- rın hem Zazaların tarihi coğrafyasının belirlenmesinde hem de Zazalar hakkında yeni bilgilere ulaşmamızda göz ardı edilemez bir katkı sağlayacağı not edilmelidir.
Ercan ÇAĞLAYAN*- Nûbihar Akademî-Jimar 19 Sal 10 2023
(Bu araştırma yazısı Nûbihar Akademi dergisinden alıntıdır)
* Doç. Dr., Muş Alparslan Üniversitesi İİBF Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü, Muş, Türkiye / Assoc. Prof., Muş Alparslan University, Department of Political Science and Public Administration, Muş, Turkey,
e.caglayan@alparslan.edu.tr. ORCID: 0000-0002-0391-9413.
Notlar:
1 Osmanlı’da Tanzimat döneminden itibaren ve bilhassa II. Abdülhamit ve İttihat ve Terakki dönemlerinde eğitim, “devlete sadakat sağlanmasında” en mühim ideolöjik ve endoktrinasyon ayğıtlarından biri ölmüştür. Bilhassa yüzyılın ortalarından itibaren okullarda tarih ve cöğrafya ögretiminin önem kazanması, eğitimin bahse könü ideolojik ve endoktrinasyon aygıtı olma durumundan bağımsız düşünülemez. II. Abdülhamit ile İttihat ve Terakki dönemi ders kitaplarındaki belirgin ideolojik farklılık, bu durumun en sömüt göstergelerindendir. II. Abdülhamit, eğitimde dinselleşmeyi artırarak “itaatkar bir kuşak” yaratmayı hedeflerken, ITC ise dini/İslam’ı ikinci plana iterek“militer Türkçü bir kuşak” yetiştirmeyi hedefliyordu. Daha açık söylemek gerekirse, II. Abdülhamit döneminin eğitim pölitikasının itaat ve sadakat üçğeni “Allah, Peygamber-Padişah”tan olüşürken, İTC’nin itaat ve sadakat dörtgeni “vatan-millet-kanun ve devlet” olarak tebellur edecekti (ayrıntı için bkz. Alkan, 2005: 73-242). Pek tabii olarak bu durum, “siyasal kültür aktarımı”nın yapıldığı ders kitaplarına doğrudan yansıyordu. Mesela II. Abdulhamit dönemi cöğrafya ders kitaplarında siyasal kimlik olarak “Osmanlılık” vurgulanıyor veyahut Osmanlılık, “İslam ve Türklüğün özğün kimlik bileşimi” şeklinde ifade ediliyordu (Al- kan, 2005: 142). Dolayısıyla, ulus-devletin temellerinin atıldığı 19. yüzyıl Osmanlı dünyasında coğrafya derslerinin daha etkin ve sistemli bir şekilde okul ders müfredatlarında yer almaya başlaması ve dönemsel olarak içeriğinin farklılık göstermesi, eğitimin ideolojik aygıt olma durumuyla doğ rudan ilgilidir. Geç Osmanlı döneminde öküllarda cöğrafya dersinin yayğınlaştırılması, cöğrafya aracılığıyla Osmanlı yürttaşlarında “mili vatan” imgesi inşa edilmeye çalışıldığını sömüt bir biçimde örtaya köymaktadır.
2 Osmanlı belgelerinde, matbuatında ve basınında Kürtlerin ve dolayısıyla Zazaların yaşadıkları cöğrafya Kürdistan, Kürdistan Eyaleti, Diyar-ı Kürdistan, Kürdistan Kıtası, Kürdistan Mıntıkası, Vilayat-ı Kürdistan, Bilad-ı Ekrad [Kürt beldeleri] ve Cemaat-ı Kürdan gibi isimlerle literatüre geçmiştir. Geç Osmanlı döneminde, 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren kaleme alınan cöğrafya ders kitaplarında ise, yükarıda da ifade edildiği üzere, Kürdistan-ı Osmanî ve Kürdistan-ı Acem/İran olmak üzere iki ayrı Kürdistan küllanımı söz könüsüdür.
3 Osmanlı Kürdistan’ındaki vilayet, sancak ve kazalar, dönemsel olarak değişmekle birlikte gene likle şu idari birimleri ihtiva etmektedir: Erzurum Vilayeti: Erzurum ve kazaları, Bayezid [Ağrı] ve kazaları, Erzincan ve kazaları, Bayburt ve Kiğı. Van Vilayeti: Merkez, Çatak, Gevaş, Erciş, Adil- cevaz, Müks [Bahçesaray] ve Bargiri [Muradiye]. Bitlis Vilayeti: Merkez, Siirt, Muş, Genç, Çapakçür [Bingöl], Ahlat, Hizan, Mütki, Malazgirt, Varto, Sason, Garzan, Şirvan, Hazro, Eruh, Pervari ve Kulp. Diyarbekir Vilayeti: Merkez, Palü, Erğani, Mardin, Midyat, Nüsaybin, Şırnak, Cizre, Derik, Silvan, Siverek ve Lice. Mamuretü’l-Aziz Vilayeti: Harput, Malatya, Adıyaman, Kahta, Eğin ve Arapgir. Dersim Vilayeti: Hozat, Mazgirt, Çarsancak, Çemişgezek, Kızılkilise [Nazımiye] ve Ovacık. Hakkâri Vilayeti: Elbak [Başkale], Çölemerig ve İmadiye. Halep Vilayeti: Merkez, Antakya, Antep, Kilis ve Urfa. Musul Vilayeti: Merkez, Şehrizor, Zaho, Duhok, Erbil, Süleymaniye, Sincar, Akre, Ranye, Revanduz ve Köysancak (ayrıntılar için bkz. Biçer, 2019: 145-147).
4 Bu minvalde, Osmanlıklasik dönemindetelifedilen Aşıkpaşazade Derviş Ahmed’in Âşıkpaşazade Tarihi, Mehmed Neşrı’ninKitâb-ıCihan-nümâ’sı, AnonimTevârih-iÂl-iOsman, KeşfiMehmed Çelebi’nin Selimname’si, Hoca Sadeddin’inTâcü’t-Tevârih,Ş ükrı-i Bitlısı’nin Selimnâme’si, Lütfi Paşa’nın Tevârih-i Âl-i Osmân’ı, Gelibolulu Müstafa Ali’nin Künhü’l-Ahbâr’ı, Peçevı� I�brahim Efendi’ninTarih i Peçevı’i , Katip Çelebi’nin Fezleke’si, Solakzade Mehmed Hemdemı Çelebi’nin SolakzâdeTarihi, Müstafa Naima Efendi’nin Tarih-iNaima’sı, Şanızade Mehmed Ataullah Efendi’nin Şânîzâde Târihi, Aziz Efendi’nin Kânûn-Nâme-i Sultânî Li-Azîz Efendi, Mehmed Hürşid Efendi’nin Seyahatnâme-i Hudûd gibi çok sayıda eserde Kürdistan Eyaleti ve Kürt mirleri bahsinde Zaza ismi kullanılmaksızın Dersim ve Çapakçur’daki Kızılbaşlar ile diğer bölgedeki Sünni Zazalar (coğrafya, mirler, mirlerin Osmanlı’ya bağlanması, Osmanlı-İran savaşlarındaki rolleri, iskan, bölgedeki mezhepler, aşiretler, askeri kuvvetler, ulema, vb. konular) hakkında dağınık bilgiler bulunmaktadır. Sözü edilen kaynakların tamamında Zazaların yaşadıkları coğraf- ya Kurdistan Eyaleti içerisinde zikredilmiş ve Osmanlı idarisistemindeki Zaza mirleri de Kürt mirleri içerisinde ele alınmıştır (Aygun, 2023: 17-66).
5 Bü minvalde, Osmanlı toplumunda Kürt basın tarihinde önemli yere sahip olan ve ekseriyetle Türkçe ve Kürtçe yayımlanan Kürdistan (1898), Kürt Teavün ve Terakki (1908), Şark ve Kürdistan (1908), Kürdistan (1908), Peyman (1909), Amidi Sevda (1909), Yekbûn (1913), Jin (1918), Gazi (1918) ve Bangi Kurdistan (1922) isimli gazeteler ile Rojî Kurd (1913), Hetawî Kurd (1913), Yekbûn (1913), Bangî Kurd (1914), Kurdistan (1914) ve Jîn (1918) isimli dergilerde Zazalar ve Zazacanın, tamamen Kürtler ve Kürtçenin içerisinde değerlendirildiğini kaydetmek gerekir. Aynı şekilde sözü edilen gazete ve dergilerde yazı yazan az sayıda Zaza aydın ve aktivistin de kendisini Kürt hareketi içerisinde konumlandırdığı ve mezkur süreli yayınlarda kültürel ve entelektüel çalışmalara katkı sağladığı müşahede edilmektedir. Hiç kuşkusuz, geç Osmanlı döneminde yayımlanan gazete ve dergilerde aktif olarak yazarlık yapan ve Kürt düşün dünyasının önde gelen isimlerin den kabuledilen Liceli Ehmed Ramız Kürdızade ile Mütkili Xelıl Xeyalı, dönemin en ünlü Zaza aydınları arasında yer almaktadır. Hem Kürdızade hem de Xeyalı, dönemin gazete ve dergilerinde yazılar yazarak Kürt dü şünce dünyasına katkı yapmaktaydı (Biçer, 2009b; Koç, 2021). Diyarbekir yerel basınınında Zazaca ve Zazazadeler için ayrıca bkz. Bingül, 2020: 261, 265.
6 Konu hakkında detaylı bilgi için bkz. Çağlayan, 2016; 63-82; Çağlayan, 2011: 271-290; Çağlayan, 2012: 286-301; Çağlayan, 2015: 249-306; Çağlayan, 2017: 53-75; Çağlayan, 2023: 377-394.
7 Süveydi Emirliğinin üç merkezinden biri olan Genc, bugünkü Genç ilçesi değil;Solhan ilçesinin sınırları içerisinde yer alan ve halk arasında “Ginc” olarak telaffüz edilen yerleşim birimidir. Günümüzde bu yerleşim birimi Ginc, Kale ve Yenibaşak köyleri mülhakatına denk gelmektedir. Ayrıntı için bkz. Çağlayan, 2010: 36-48.
8 Her ne kadar literatürde günümuz Dersim bölgesinde hüküm süren Çemişgezek beylerinin Zaza olduğü yönünde iddialar varsa da Mazgird, Pertek ve Sağman beyleri olarak üç beylik halinde hüküm süren Çemişgezek [Pir Hüseyin Bey oğulları] beylerinin soyunun Saltuklulara dayandığı ile ilğili iddiaların da oldüğunu kaydetmek gerekir. Tartışmalar için bkz. Çağlayan, 2017: 53-75.
9 Zazaların yoğun olarak yaşadıkları bolgelerde “Zaza lisanı”, “Kürdçeden muharref Zaza lisanı” ve “Farsçadan müharref Zaza lisanı” konuştuklarına dair kayıtlar Bitlis ve Diyarbekir Vilayet Salnamelerinde de yer almaktadır (bkz. Çağlayan, 2016: 75-77).
- KAYNAKÇA
Ahmed Cemal. (1311). Coğrafya-yı Osmani. İstanbul.
Ahmed Hamdi Şirvani. (1292). Usul-ı Coğrafya-yı Kebir. İstanbul: Şeyh Yahya Efendi Matbaası.
Ahmed Hamdi. (1301). Usul-ı Coğrafya-yı Sagir. Üçüncü Baskı, İstanbul: Mahmud Bey Matbaası.
Ahmed Rifat. (1299). Lugat-ı Târihiyye ve Coğrafiyye. Cilt 3, İstanbul: Mahmud Bey Matbaası. Ali Cevad. (1313). Memalik-i Osmaniye’nin Tarih ve Coğrafya Lügati. Cilt 1, Dersaadet: Mahmud
Bey Matbaası.
___, (1314). Memalik-i Osmaniye’nin Tarih ve Coğrafya Lügati. Cilt 2, Dersaadet: Mahmud Bey Matbaası.
Ali Saib. (1304). Coğrafya-yı Mufassal: Memalik-i Devlet-i Osmaniyye. Birinci Basım, Konstan- tiniyye: Matbaa-i Ebuziya.
Alkan, M. Ö. (2005). , “İmparatorluktan Cumhuriyet’e Modernleşme ve Ulusçuluk Sürecinde Eğitim”, Osmanlı Geçmişi ve Bugünün Türkiye’si, (der. Kemal H. Karpat), 2. Baskı, İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, ss. 73-242.
Aygün, Y. (2023). “Tarih Kitapları”, Kürt Tarihinin Kaynakları-4: Osmanlı Matbuatı ve Süreli Yayınlar. (ed. Nurettin Beltekin & Serdar Şengül & Ercan Çağlayan), İstanbul: İBV Yayın- ları, ss. 17-66.
Başçı, V. (2019). “Dunbulî Beyliği Tarihi ve Tarihi Kronikleri (XIII-XVIII. YY.)”, Kadim Akademi SBD. C. 3, S. 2, ss. 63-114.
Behram Münir. (1328). Vatan-ı Mukaddes Yahud Memalik-i Osmaniye Coğrafyası. İstanbul: Mürettebin-i Osmaniye Matbaası.
Biçer, B. (2019a). Osmanlıların Coğrafya Kitaplarında Kürtler ve Kürdistan. Konya: Çizgi Kita- bevi.
___, (2019b). Osmanlı Basınında Kürtler. Konya: Çizgi Kitabevi.
___, (2020). “Osmanlıların Coğrafya Ders Kitaplarında Kürtler ve Kürdistan”, Medeniyet ve
Toplum Dergisi, Cilt: 4, Sayı: 1, ss. 56-75.
Bingül, Ş. (2020). “İttihat ve Terakki Döneminde Diyarbakır’da Yerel Basın: Dicle Gazetesi Örneği (1911-1915)”. e-Şarkiyat İlmi Araştırmalar Dergisi, Cilt: 12 Sayı: 1, 12. Yıl Özel Sayısı, ss. 258-276.
___. (2023). “Seyahatname, Seferetname ve Coğrafya Kitapları”, Kürt Tarihinin Kaynakları-4: Osmanlı Matbuatı ve Süreli Yayınlar. (ed. Nurettin Beltekin & Serdar Şengül & Ercan Çağ- layan), İstanbul: İBV Yayınları, ss. 67-192.
Çağlayan, E. (2016). Zazalar: Tarih, Kültür ve Kimlik. İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Ya- yınları.
___. (2010). “Hükümet Merkezinden Perifeleşmiş Bir Köye: Genc Sancağı”, e-Şarkiyat İlmi Araştırmalar Dergisi. Genç Araştırmacılar Özel Sayısı, ss: 36-48.
___. (2011). “Osmanlı Belgelerinde Zazalar ve Zazaca Üzerine Notlar”, Uluslararası Zaza Dili
Sempozyumu [13-14 Mayıs 2011]. Ankara: Bingöl Üniversitesi Yayınları, ss. 271-290.
___. (2012). “Zaza Tarihinin Kaynakları [Arap ve Osmanlı Kaynakları]”, Uluslararası Zaza Ta- rihi ve Kültürü Sempozyumu [4-6 Mayıs 2012]. İstanbul: Bingöl Üniversitesi Yayınları, ss. 286-301.
___. (2015). “Zazaların Etnik Kökeni”, Kürtler: Tarih, Toplum, Din. (ed. Adnan Demircan- Mehmet Akbaş), İstanbul: Nida Yayıncılık, ss. 249-306.
___. (2017). “16. Yüzyılda Süveydi ve Hoy Zaza/Dümbeli Emirlikleri”, Osmanlı Devleti ve Kürt- ler. (ed. İbrahim Özcoşar & Shahab Vali), İstanbul: Kitap Yayınevi, ss. 53-75.
___. (2023). “Osmanlı Kaynaklarında Zaza Süveydi Emirliği (1515-1853)”, Dewlet û Mîrgehên Kurdî Di Serdemên Naverast û Nû Da. (Komeka Vekoleran), Berge Dûyê, Zakho: Palê Îsa, rr. 377-394.
Demir, A. (2012). “XIX. Yüzyılda Zazaların Nüfusu ve Demografik Yapısı”, II. Uluslararası Zaza Tarihi ve Kültürü Sempozyumu (04-06 Mayıs 2012). İstanbul: Bingöl Üniversitesi Yayınları, ss. 105-145.
Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî. (1999/2000). Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi. I-X. Kitap, Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 305 Numaralı Yazmanın Transkripsiyonu-Dizini. (haz. Seyit Ali Kahraman-Yücel Dağlı), İstanbul: YKY.
Fâik Reşad. (1309). Muhtasar Osmanlı Tarihi. (Rüşdiye Kısmı). Konstantiniyye. Hafız Abdullatif Efendi. (1289). Zubdetü’l-Coğrafya. İstanbul.
Hüseyin Hıfzı. (1323). Rehnüma-yı Coğrafya-yı Umumi. İstanbul.
Hüseyin Hüsnü. (1300). İcmâl-ı Coğrafya. İstanbul: Aramyan Matbaası.
Kâtib Çelebi. (2010). Kitâb-ı Cihannüma. (Osmanlıca Tıpkı Basım), İstanbul: İstanbul Büyük- şehir Belediyesi Kültür AŞ Yayınları.
Kaya, D. S. (2019). “Osmanlı Dönemi ve Cumhuriyetin İlk Yıllarında Coğrafya Ders Kitapları Literatürü”, Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi, Cilt: 17, Sayı: 33, ss. 287-317.
Koç, Y. (2021). Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Kürt Kimliği (1900-1920). İstanbul: Vadi Yayınları.
Mustafa Hami Paşa. (1287). Zübdet’ül-Ulum. İstanbul.
Mütercimi Meçhul. (2019). Tercüme-i Acâ’ibü’l-Mahlûkât ve Garâ’ibü’l-Mevcûdât. (haz. Bekir Sarıkaya), İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayınları.
Şemseddin Sami. (1996). Kamus’ul- Alam. (Tıpkı Basım), Ankara: Kaşgar Neşriyat. Şerafeddin Han. (2010). Şerefname: Kürt Ulusunun Tarihi. (Notlar-Açıklamalar: François Ber-
nard Charmoy), çev. Rıza Katı, c. 4, İstanbul: Yaba Yayınları.
Taezchner, F. (2018). Osmanlılarda Coğrafya. (haz. Osman Özkul vd.), Ankara: İksad Publis- hing House.
Yıldırım, K. (2015). Kürt Tarihi ve Coğrafyası-1 Rojava. İstanbul: Şemal Yayınları.
ÇandName Li pey şopa bav û kalan…