HAYAL VE HAKİKAT ARASINDA KÜRDLERİN KÖKENİ

Gerçekten bir etnik unsurun kökenini saptamak olanaklı mıdır? Etnik unsurların kökenlerine dair bilgilere ilk olarak Grekçe/Hellence/Eski Yunanca kaynaklarda rastlanılmaktadır. Bu kaynaklarda genel olarak etnik adlar bir şahıs adı üzerinden açıklanmaktadır. İlahî dinlerin kaynakları olarak kabul edilen Musevî/Yahudilik, Hristiyan ve İslam kaynaklarında ise genelde Hz. Adem ve Hz. Nuh’un çocukları üzerinden yayılım gösterdiği bilgisi geçmektedir.

Kürdlerin kökenine dair kaynaklarda yer alan bilgilere baktığımızda zamansal sürece göre değişen açıklamalar bulunmaktadır. Gerek ‘Kürd’ gerekse daha önce veya ayrıca kullanılan dış adlandırma olan ‘Med/Merd’ adlandırması için birkaç açıklama yapılmıştır. ‘Media/Med’ ifadesi için pagan Grekçe kaynaklarda, Yunan kökenli bir kadın olan Medai’nin günümüzde Azerbaycan’ı da içerisine alan İran’ın Hazar Denizi-Van arası olan coğrafyaya gelip orada neslinin çoğalmasıyla ‘Medler’in oluştuğu anlatılmaktadır. Ancak 200/300 sonrasında oluşan Hristiyan Grekçe ve Latince kaynaklarda ise Hz. Nuh’un çocuklarından veya torunlarından olan Med’in zürriyetinden gelenleri ifade eder. İslamî Arapça ve Farsça kaynaklarda ‘Med’ yerine daha çok ‘Kürd’ sözcüğünün etnik kökenlerine dair çok çeşitli ifadeler kullanılmıştır. Eski İran hükümdarlarından biri olan ‘Kürd’ün neslinden veya daha az geçerli olmak üzere Arap kabilelerinden biri olan ‘Kürd’ten geldiği açıklaması…Aslında bütün bu açıklamalar kurgusal bir metinsel kabule dayanır yoksa gerçek anlamda hiçbir etnik unsurun kökenlerini tespit etmek mümkün değildir.

Etnik unsurlar zamanın siyasal süreçleriyle değişiklik göstermişlerdir. Bazen kültürel asimilasyonlarla ‘biyolojik’ varlıklarını kaybedip başka bir ulusa dönüşmeleri mümkündür. Kürd olarak tanımlanan ulusun ilkin İran’da ‘göçebe’ kavmini ifade ettiği söylenmektedir. Bu söylem hakikati değil, ilimle yapılan bir yalanı taşımaktadır. Doğrudur Kürd ulusu göçebe yaşam biçimini de benimsemiştir ama bu tümüyle göçebelikten geldiği anlamına gelmez. Eğer öyle olsaydı Kürdlerin farklı dilleri konuşması gerekirdi. Yani eğer göçebe aşiretlere ‘Kürd’ denilmiş olsaydı bu ayrı aşiretlerin farklı dilleri konuşması gerekirdi. Oysa çok çeşitli kaynaklar bize günümüz Çin devletinden Balkanlar’a kadar Kürdlerin geniş bir coğrafyada göçebelik olarak da yaşadıklarını göstermektedir. Zaten dünyada 1900’e kadar ülkelerin sabit değişmez sınırları yoktu ve çoğu ulus temel geçim kaynağı olarak hayvancılığı görürdü. Yaz ve kış iklim koşullarına göre otlak peşinde koşan Kürdlerin ‘Zozan (yazın soğuk)’ ve ‘Germîyan (daimi sıcaklık)’ durumuna göre zorunlu seyahatine rağmen genel
yaşam biçimleri tümüyle göçebelik değildir.

Kürdlerin Kassit, Hurri, Karduchi gibi medeniyet veya devletlerin varisleri oldukları iddiası sadece 1700 sonrasında belirgin hale gelmeye başlayan arkeolojik keşiflerin sonucuyla olmuştur. Yoksa ondan önce Ermeni, Süryani, Latin ve Grek kaynakları daha çok ‘Med’ nazariyesini kullanmışlardır. Özellikle MS 700 itibariyle Bizans kaynakları Kürdlerden değişen yazım biçimleriyle Cyrd/Cord/Curd şeklinde söz etmiş ve bölgede 900- 1400 yılları arasında varlık gösteren Şeddadi, Mervani, Revadi, Hezbani Kürd devletlerinin hükümdarlarını “Med’lerin çocukları/med hükümdarı” olarak tanımlamışlardır. Nasıl oluyor da Kürdler hem Orta Asya’dan geldiği belirtilen Aryan soylu Medlerin hem de Mezopotamya yerleşik medeniyetlerinden olan Hurri, Kassit, Lulabbi çocukları olabiliyor? Şimdiye kadar ‘tarihçi’ sıfatına haiz ilim insanlarıyla yaptığımız sözlü/yazılı mülakatlarda Kürdlerin “Çok eskiden beri kendi bölgelerinde yaşadıkları” açıklamalarını duyduk. Bir ırk bütün bu ulusların birleşkesi miydi yoksa biyolojik ayrı bir insan topluluğunu mu ifade ediyordu?! Görünen o ki Kürdler için her ikisi de geçerli. Yani hem başka ulusların kültürel değişimiyle Kürdler oluşmuş hem de biyolojik olarak baskın bir nüfusun en az 3.000 yıllık sürekliliğiyle…

Nurullah ALKAÇ

About ziman

Edîtorê malperê - 2 (Nivîs sererastkirin û weşandinê dike)

Check Also

Harpagos’un Medlere İhaneti

Occo Mahabad M.Ö. 484 yılında Halikarnassos’da (Bodrum) doğan Herodot,  dünyanın ilk araştırmacı tarihçisi ve yazarıdır. …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir