Güneydoğu Anadolu Bölgesinde, Mardin İli’ne bağlı Mardin’in batısında yer alan bir ilçe olan Derik, kuzeyinde Diyarbakır, doğusunda Mazıdağı,(1919 yılında Fransa işgalinden kurtulan Mazıdağı 1937 yılına kadar İlçemize bağlı bir nahiye idi)güneyinde Kızıltepe, batısında da Urfa ile çevrilidir. İlçe Mazıdağı’nın güney eteklerinden Kızıltepe-Ceylanpınar ovalarına doğru alçalan alanları kaplar. İlçe toprakları kuzeyden güneye doğru alçalmaktadır. İlçe merkezinin üç tarafı dağlarla çevrilidir. Bu dağların yüksekliği 1.500 m.yi aşmamaktadır. İlçedeki dağlar Mardin Eşiği Dağları olarak anılmakta ve Hakkâri sıradağlarının bir kolu olarak bilinmektedir. İlçenin büyük bir bölümü Harran’dan Nusaybin’e kadar uzanan bir ovadadır. Ovanın önemli bir bölümü de tarih öncesi dönemlerde faaliyet göstermiş yanardağların püskürttüğü volkanik siyah taşlar ile kaplıdır. İlçenin akarsuları az olup, bunlar küçük çay ve derelerdir. Çad Deresi, Turcel Deresi, Ballı Deresi ve Cırcıp Deresi bunların başında gelmektedir. Ayrıca Künreş, Şerefli, Yıldız ve Dumluca göletleri sulama amaçlı olarak yapılmıştır. İlçenin ova kesimi bozkır, Mazıdağı yamaçları ise meşelerle kaplıdır. Orman alanlarındaki ağaçlar son yıllarda giderek çoğalmakta ve gürleşmektedir. İlçede iklim, karasal iklim ile Akdeniz iklimi arasında özellik göstermektedir. İlçe ekonomisi tarım, hayvancılık ve ticarete dayalıdır. Yetiştirilen başlıca tarımsal ürünlerin başında buğday, arpa, mercimek, nohut, üzüm, zeytin badem incir nar ve ceviz gelir. Dağ köylerinde küçükbaş hayvan yetiştirilmekte; koyun, tiftik keçisi ve kıl keçisi besiciliği yapılmaktadır. 1933 yıllarında ilçemizde zeytin ile imal edilen sabun ve zeytinyağı fabrikası vardı ve bu ürünler çevre illere ihraç edilirdi. Eskiden geçim kaynaklarının hemen tümünü karşılayan dağ kesimi şu an bu fonksiyonunu yitirmiş durumdadır. Derik ilçesine yerleşen ovalıktaki köylüler haricinde çoğu hemşerimiz, geçimini bahçelerde sebze ekimi ve zeytincilik yaparak veya halkın önemli bir gelirini oluşturan, ilçenin batı kesiminde bulunan üzüm bağlarıyla sağlamaktadır. Ekilebilir alan 950.000 dekardır, bu alanın dörtte üçünde buğday, arpa ve mercimek ekimi yapılır. Teknik elemanlarının yeterli olmamasına rağmen belirli bir çalışmadan sonra sulu tarıma geçme konusunda çalışmalar yapılmıştır. Ancak sulu tarım konusundaki yetersiz bilgi, bazı sorunları beraberinde getirmektedir. Son dönemde ise organik seracılık yapılmaktadır.
OSMANLI İMP. DÖNEMİNDE DERİK
İlçemiz 1905 yılında nahiye statüsünden çıkıp ilçe statüsüne girmiştir. 1800 yılında Osmanlı imparatorluğunun iktidarının son asrında Diyarbakır iline bağlı bir ilçe iken 1923 yılında yapılan bir referandum ile Mardin iline bağlanmıştır. 1890 ile 1900 yılları arasında ilçemizin idari yapısı Diyarbakır İli’nin idaresi ile belirlenmiştir.
Ergani madeni sancak olduğu süreler içerisinde (şimdiki Maden ilçesi) mevcut ilçeleri: Çermik, Siverek, Palo, Çüngüş Bucağı.
Çermik ilcesine bağlı Ergani madeni Merkez ilçesine Eğil ve Ergani bucakları bağlı
Mardin sancağına ait ilçeleri: Cizre, Midyat, Avine, Şırnak’tı.
Diyarbakır’ın 1890 (h.1308) tarihli salnamesinde idari teşkilatta büyük bir değişme olmadığını, sadece Siverek İlçesinin Maden Sancağından alınarak Amid Sancağına bağlandığı görülmektedir. 1900 (h. 1318) tarihli Salnamede ise Diyarbakır İli idari teşkilatının şu şekli aldığını görmekteyiz:
1-Amid Sancağı. (Kürtçe dilinde Diyarbakır’a verilen isim) : Bağlı ilçeler: Beşiri, DERİK, Silvan, Siverek, Lice.[1] 1933 yılında Derik bir ilçe iken 2657 nüfuslu 578 haneye sahipti (Sınır komşumuz olan Kızıltepe’nin de 255 kişi ve 70 hanesi mevcuttu; ) Anlatılan dönemde ilçede dört kilometre yol iki doğal çeşmesi mevcuttu o süreler içerisinde su kullanma yeri olarak sadece Serê Kûlêbe ve Kanîya Gûzê çeşmeleri vardı. Bütün ilçe üç lüks lambası ile aydınlatılmaktaydı. Bütün temizlik iki çöpçü tarafından yapılmaktaydı, sadece gayri fenni olarak bir mezbahana mevcut olup günde üç koyun kesilmekteydi, bir ilkokul, yetmiş dükkân ve bir zeytinyağı fabrikası vardı. [2]İlçemize ait bütün tapu belgeleri o dönemde Osmanlı imparatorluğu sınırları dahilinde bulunan ve tapu genel müdürlüğü statüsünde bulunan Suriye’nin Derul Zor adlı yerleşim biriminde olduğu bilinmektedir o dönemde Derul Zor Halep ile Haseki (Hesîça) arasındaki mıntıkada bulunuyordu.
Yerelde deyimlerimiz arasına giren ‘Tasa Hesîça’ kelimesi o yerleşim biriminin isminden gelmektedir. Bu yerleşim yeri, Suriye’nin Kamışlı İli’nden 340 km uzaklıktadır yapılan yoğun araştırmalar sonucu ilçemize ait belgeler 1282 yılından önce Suriye’ye, daha sonraki tarihe tekabül eden belgeler ise Elma bahçe (Tizyan) köyüne getirilmiştir.Derik Tizyan’a bağlı bir nahiye statüsündeydi. Kuzey yönü itibariyle Diyarbakır İli’ne sınır komşusu olması ilçeye stratejik bir önem kazandırmıştır. Diyarbakır ve Mardin ili hangi medeniyetlerin egemenliğine girmişse ilçemiz Derik de bu medeniyetlerin egemenliği altına girmiştir. Ancak bu, Derik ilçe ve çevresinin sürekli savaş ve istilalar sonucu yerleşim birimi halini almış anlamına gelmemelidir; çünkü Derik’ten 3 km uzaklıkta bulunan Tepe bağ mahallesinde yapılan bazı temel kazma sonucu taş devrine ait birçok mağara ve bu mağaralarda ok, mızrak uçlarıyla Neolitik döneme ait birçok alet bulunmuştur. Bundan anlaşılacağı gibi Derik ilçe merkezi Tepebağ, Zeytinpınar ve ovalık kesiminde bulunan bazı köylere nazaran henüz yeni kurulmuş bir yerleşim alanı olarak görülmektedir.
Bir zamanlar veba salgını yüzünden adeta yok olan Midyat ‘Estel’ tekrar dışarıdan gelen bazı aileler tarafından kurulmuştur. Bu aileler Abdiyolar (Karagün, Özdemir, Turalar ve Turgutlar Soyadını taşımaktadır) Zırkolar: Derik’ten Nusaybin/Dara’ya, Dara’dan Estel’e gelen yerleşen bir kabiledir. Osmanlı imparatorluğu döneminde Yemen, Rusya, Mısır ve birçok yerde Çanakkale’de Anzaklar’a karşı savaşan ve yaşamını yitiren Derikliler vardı. Cumhuriyetin kuruluş döneminde askerlik dört yıl olarak belirlenmişti. Ancak bu dönemde askerliğe gitmeyen ve firari olanlar yakalanınca Kürtçe yol ismi olan ‘Papol’ yapımına gönderiliyordu. Firariler, karayolları müessesesinin olmayışından, ilçe ve köy yollarını yapmak için dört yıllık bir süre için yol ve demiryolu yapımında çalıştırılıyordu.
02.01.2026
(Bu yazı Eyyüp Güvenin facebook sayfasından alınmıştır.)
[1] Diyarbakır salnamesi – Amid sancağı
[2] Mahalli idareler umum müdürlüğü kitabı – 1933
[3] Midyat Tarihi Estel kuruluşu bölümü “Kaynak”