ZAROKÊN KURDÊN WINDA LI SIRGÛNÊ: KURDÊN XORASANÊ.
Ez beşdarî çalakiyeke çandî bûm ku ji aliyê rewşenbîr û nivîskarên kurd ên Xorasanê ve hatibû lidarxistin. ji bo mêvandariya wan spasdarım.
Nêzîkî 2 milyon Kurd li herêma Xorasanê hene. 500 sal in 2000 km ji welatê xwe dûr ketine.. Ev; Rastiyeke tal û xemgîn a gelê bê dewlet, bê xwedî û bê serokatî ye. Wek her kurdekî qedera wan jî tijî çîrokên dilşikestî yên sirgûn, komkujî û asîmîlasyonê heye..
KÜRDİSTAN’IN SÜRGÜNDEKİ KAYIP ÇOCUKLARI: HORASAN KÜRTLERİ
Ahmed Xanî Mem û Zîn adlı eserinde Osmanlı-Safavî savaşlarının Kürtlere verdiği zararı şöyle anlatır:
Ev Rom û ‘Ecem bi wan hisar in
Kurmanc hemî li çar kinar in
Herdu terefan qebîlê Kurmanc
Bo tîrê qeda kirîne amanc
Guya ku li ser heddan kilîd in
Her taîfe seddek in sedîd in
Ev qulzemê Rom û behrê Tacîk
Hingî ku bikin xurûc û tehrîk
Kurmanc-i dibin bi xûn mulettex
Wan ji yek ve dikin mîsalê berzex
Ahmedê Xanî nin Kürtlerin komşuları olan bu devletlerin mücadeleleri nedeniyle oluşan talihsiz dramlarını anlarttığı bu tarihsel ve sosyolojik tespitler; bugün dahi geçerliliğini korumaktadır.
Osmanlı Sünniliği ve Safavî Şiası arasındaki mezhepsel görünümlü ama aslında iktidar temelli olan mücadele; son 500 yıl boyunca Kürtler açısından büyük, kalıcı ve yıkıcı sonuçları oldu.
1.) Türk – İran savaşları neticesinde 1517 Çaldıran Savaşı sonrası fiili olarak ikiye bölünmüş olan Kürdistan ülkesi 1639 Kasr-ı Şirin anlaşması sonrası resmi ve kalıcı olarak ikiye bölündü.
2.) Bu bölünme sadece bir toprak bölünmesi değildi. Kürtlerin Sünnilik ve Şiilik olarak bir irine düşman olan iki ayrı mezhebe bölünmesine de neden oldu. 16.Yüzyıl öncesinde Ezidi Kürtleri Hariç tamamına yakını Sünni Müslüman olan Kürtlerin İran topraklarında kalan kısmı; Safavîler in katliamlara varan baskıları sonucunda bir kısmı Şiileştiler. (Lorlar, Lekler, Kelhurlar ve Feyliler.) Bunlardan Lor ve Lekler, Şii mezhep taasubunun ve İran’daki Şia siyasetine entegre olmanın etkisiyle sosyolojik olarak Kürt etnisitesinden uzaklaşarak yüzyıllar içinde bağımsız birer millet haline geldiler. Kendilerini halâ Kürt olarak tanımlayan Kelhur ve Feyli Kürtleri ise Şii Mezhepsel kaygılarla İran rejimine entegredirler ve Kürt milli duyguları İran’daki Sünni olan diğer Kürtlere( Soran, Kurmanç) göre daha zayıftır.
3) İran daki mezhepçi Şii baskısına rağmen Sünnilikten vazgeçmeyen Şêxbizinîler gibi bazı Kürt aşiretleri Osmanlı topraklarına göç etmek zorunda kalmışlardır. Haymana, ve Polatlı gibi iç Anadolu’daki günümüz Şêxbizinîleri; İrandan kaçıp Osmanlı topraklarına geçen Kürtlerdir.
4.) Osmanlı topraklarındaki Safavî Kızılbaşlığını kabul etmiş Kürtler ise Osmanlı-Safavî çekişmesi ve Sünnî Taassubu sonucu Yavuz Sultan Selim döneminde katliama uğradı. Hayatta kalabilenler kaçarak Safavîlere sığındılar. Dersim, Erzincan ve Malatya’daki günümüzün Alevî Kürtleri Safavî tarikatı Kızılbaşlığından geride kalanlardır.
İran tarafına geçen Kızılbaş-Alevi Kürtler; İranın doğu sınırlarını Özbek saldırılarından korumaları için Safavîler tarafından Horasan’a yerleştirildiler. Onları; İranın doğu sınırlarını koruyan bedava askerler olarak kullandılar.
Bugün İranın Horasan Eyaletinin Meşhed, Bucnurd, Şirvan, Nişabur ve Goçan şehirlerinde, 1514 -1550 yılları arası Osmanlıların katliamlarından kaçarak Safavîler e sığınmış olan olan yaklaşık 2 milyon Şii Kürt yaşamaktadır.
Horasan Kürtleri; Osmanlı- İran savaşlarının sonucunda 500 yıl önce Kuzey Kürdistandaki ana yurtlarından 2000 km uzağa sürgün edilmiş Kürt halkının kayıp çocuklarıdır.
Bu Kürt Halkını yakından tanımak ve Kültürel bir ilişki geliştirmek amacıyla yaptığım gezide kendileri tarafından unutulmaz bir misafirperverlik ile karşılandım ve Horasan Kürtleri Şairler ve Yazarlar Birliğinin bir etkinliğine davet edildim. Bir çoğunun görmediği ve 500 yıldır uzak oldukları Ana yurtlarına olan Özlemleri, Hasretleri ve Sevgileri inanılmazdı. Anayurt Kürdistandan gelmiş olan bana bakarken gözlerindeki ışığı ve yaşadıkları heyecanı görmek beni derinden etkiledi.
Bu ziyaret benim ve oradaki bazı insanlar için bir ilkti ve 500 yıl sonra gerçekleşen gecikmiş bir buluşmaydı.
Umarım; Horasan Kürtleri ve Kürdistan daki Kürtler arasında zamanla daha sıkı bağlar oluşur ve 500 yıl sonra da olsa bu kayıp çocuklarımızı yeniden bağrımıza basabiliriz….
Engin Yılmaz