SÜNNİ KÜRT’lükten Şİİ TÜRKLÜĞE terfi (!) eden Hanedan : SAFAVİLER

Bugün size Kürtlükten devşirilirek Türkleştirilmiş ve Kürtlerin başına bela olmuş bir hanedanlık olan Safavîler’den bahsedeceğim…
Erdebilde Sünni bir tasavvufi inanç olarak başlayıp bir müddet sonra Safavi Kızılbaşlığına evrilen, nihayetinde Şii Safavi devletini kuran Safeviye Tarikatının kurucusu olan Şeyh Safiyüddin Erdebilî; Ataları Sincar’dan(Şengal) Azerbeycan bölgesine gelmiş olan bir Kürtdü.
Tam adı kaynaklarda;
“Şeyh Sâfiyüddin Ebu’l-feth İshak İbnü’ş-şeyh Eminüddin Cebrail İbnü’s-sâlih Kudbeddin Ebubekir bin İbnü Salahaddin Şehid İbnü Muhammed el-Hafız el-Kelâmullah İbnü İvaz İbnü Firuz EL-KÜRDÎ ES-SİNCANΔ olarak geçer.
Büyük dedesinin adı Piruz (Firuz) EL-KÜRDÎ dir.
Şeyh Safiyüddin’ in memleketi kaynaklarda Sincan, Sencan ve Sencar gibi farklı isimlerde telaffuz edilse de; bu yer şimdiki Sincar( Şengal)dır.
Şeyh Safiyüddin’ in Hocası ve Kayınpederi olan “ZAHİDİYE” tarikatının kurucusu “Şeyh Zahid Gilani (1216–1301) de aynı şekilde Sincar’lı bir Kürtdür.
Ve onunda tam adı; Tâcüddîn İbrahim b. Rûşen Emîr b. Bâbil b. Bîdâr EL-KÜRDÎ ES-SENCANÎ’ dir.
Dolaysıyla Safavilerin hem baba hemde anne tarafından ataları künyelerinde de görüldüğü gibi Sincar’dan Erdebil’e göç etmiş olan Kürtlerdir.
Ve aile her iki taraftanda Sünni ve Şafii dirler..
Zahidiye tarikatı Şeyh Zahid’ in ölümünden sonra değişime uğrayarak iki ayrı yeni tarikata dönüştü:
1) Talebesi Ahî Muhammed Halvetî’nin (ö.1378-79) kurduğu ve bir çok kolunun bulunduğu dünyanın en geniş tarikatı olan HALVETİYE TARİKATI.
Halvetiye tarikatı günümüze kadar Sünni kimliğini devam ettirmektedir.
2) Damadı ve Halefi Şeyh Safiyüddin tarafından kurulan SAFEVİYE TARİKATI.
Liderliğin babadan oğula geçtiği Safavi ailesinin ve Safaviye tarikatının 3 farklı dönemi var
SÜNNİLİK DÖNEMİ
Şeyh Safiyüddin, onun oğlu Sadreddin Musa (1334-1391), onun oğlu Hoca Alaaddin Ali (1391-1429) ve
onun oğlu Şeyh İbrahim’in (1429-1447) Safeviye tarikatının başında oldukları ilk dönemini kapsar…
Bu dönemde Safeviye tarikatı Sünni/ Şafii karakterdedir ve aile de Kürt kimliğini taşımaktadır.
Bu Sünnilik döneminde Safeviye Tarikatından Hacı Bayram-Veli’ nin BAYRAMİYE ve Aziz Mahmud Hüdâyî’nin CELVETİYE gibi farklı kolları doğdu.
KIZILBAŞLIK DÖNEMİ
Şeyh İbrahim’ den sonra Tarikatın başına gecen Oğlu Şeyh Cüneyd Safaviye tarikatında köklü inançsal değişiklikler yaptı.
Şii- Batinî unsurları ekleyerek Tarikatı Sünnilikten çıkardı. Bu dönem aynı zamanda ailenin Türkleştiği ve soylarının Seyyit/Peygamber Soyundan geldiğini iddia ettikleri dönemdir.
Şeyh Cüneyt’in şiiliğin etkisiyle sistemleştirdiği bu yeni Tarikatın bugünkü İranda ki klasik 12 İmam Şiiliği ile bir ilgisi yoktur.
Müritlerin kırmızı renkli sarıkları nedeniyle “KIZILBAŞLIK” adı verilen bu yeni tarikat; Şii- Batınî etkisinde senkretik bir yapıdadır.
Bugünkü Anadolu Aleviliği; Safavi Kızılbaşlığının günümüzdeki bakiyesidir.
Yani; Anadolu Aleviliği İslam öncesi farklı inançlardan, dinlerden, Bektaşilikten, Babailikten, Hurufilikten bazı motifler taşımakla beraber temelini ve asıl omurgasını Batinî karakterli Safeviye Kızılbaşlığı oluşturur.
Kızılbaşlık adı, müritlerinin üzerine 12 sıralı sarık sardıkları kırmızı renkli başlıktan gelir.
Bu “KIZILBAŞLIK ” döneminin diğer liderleri; Şeyh Cüneyd’, onun oğlu Şeyh Haydar (1460-1488) ve onun oğlu Şah İsmail (1487-1524) dir.
DEVLETLETLEŞME VE ŞİALAŞMA DÖNEMİ
Şah İsmail tarafından Safavî devleti kurulduktan sonra oğlu Şah l. Tahmasp ve özellikle torunu I Abbas döneminde Kızılbaşlık inançları terkedilerek 12 imam Şiasına ( İsna Aşeriye) geçildi.
Safevilerin Şeyh Cüneyt döneminden itibaren sadece inansal bir değişim geçirmediler. Kökleri ve nesebleri hakkında da ciddi bir anlayış değişikliğine gittiler. Devlet kurma ve iktidar olma arzuları onları soylarını değiştirmeye itti.
Şii dünyada itibar sahibi olmak için “Seyyit”, çoğunluğunun Azeri ve Türkmenlerin oluşturduğu Azerbaycan coğrafyasında kabul görmek için de “Türk” olmaları gerekiyordu.
Aile Tam da bunu yaptı.
Ailenin kurucu babalarının simlerinindeki
el-Kürdî es-Sencânî’ künyeleri kaldırıldı. Bunun yerine El-Hüseynî künyesi kullanılmaya başlandı.
Sencan’ ın Sincar değil, Horasan bölgesinde bir yer olduğu iddia edildi.
Daha önemlisi; ailenin soyu uyduruk bir secere ile Şiilerin 12 İmam’ından yedincisi olan Musa Kazım’a dayandırıldı.
Süleymaniye Karadağlı ve Caf aşiretinden olan Ebü’l-Behâ Ziyâüddîn Hâlid b. Ahmed b. Hüseyn eş-Şehrezûrî el-Kürdî’nin Mevlana Halid–i Bağdadi yapılarak Kürt kökenlerinin silinmeye çalışılması gibi…
Aynı durum; günümüzde eserlerinde bağıra bağıra “Ben Kürdüm” diyen Saidi Kürdi için de yapılıyor. Yazdığı Risalelerdeki Kürt ve Kürdistan kelimeleri tahrifatlar yapılarak siliniyor. Bununla da yetinilmemiş olmalılar ki; onu Kürtlükten çıkarmak için uyduruk bir secere ile neseben Seyyid yapılmaya çalışılıyor. Çok yakında bir sonraki adımı atarak onuda “Türkleştirirlerse” hiç şaşmam.
Neyse, konumuza dönelim…
Şeyh Safiyüddin in talabelerinden İbn Bezzaz’ın yazmış olduğu Safvetü’s-safâ adlı eseri Safavî ailesi ve ataları hakkında yazılmış en temel kaynakdır. Bu kitabın Ayasofya nüshasında Şeyh Safiyüddin’in Sencarlı bir Kürt olan Piruz’un (Firuz)’un soyundan geldiği söylendiği halde ; Torunu Şah İsmail döneminde yazılmış olan Alem-ârâ-yı Şah İsmail adlı eserde Şeyh Safiyüddin ve ailesi Türk olarak anılmaktadır.
Böylelikle “Safvatu’s Safâ kitabının; Safevi- Kızılbaşlığı dönemi (1447-1501) içinde yazılan nüshaların içerikleri ile oynanarak; Safevi kimliği, Kürt ve Sünnilikten çıkarılarak Seyyid ve Türklüğe dönüştürüldü. Sonraki nüshalara da ailenin Seyyit olduğuna dair sahte secereler eklendi.
Sonuçta; Şiirlerini Kürtçe yazacak kadar Kürt kimliği içinde olan Şeyh Safiyüdin den Şah İsmail gelene kadar aile tamamen Türkleşti.
Türk tarihçisi Zeki Velidi Togan, Kürt olan Safevi soyunun Şah İsmail zamanında tamamen Türkleşmiş olduğunu söyler.
Hakikaten doğru bir tespit.
Çünkü safavi ailesi Şah İsmail’e gelene kadar asimile olmuş, Kürtlüklerini unutmuş veya unutturmaya çalışmışlardır. Onlar artık “Pir-i Türk” olarak anılmaktadırlar…
Bu nedenledir ki; Şah İsmail, “Hatayî” mahlasıyla yazdığı şiirlerinde nesebini Atası Kürt Piruz yerine uydurma Seyyidliğe nisbet eder ve Türklüğü de sık sık yüceltir:
“Anamdur Fatıma atam Ali’dur
Bu On İki İmam’ın perveriyem.”
(Hz. Fatıma anam ve Hz. Ali atamdır. Ben On İki İmam’ın takipçisiyim.)
“Sen ey Türk-i peri peyker, ecaib sün-i Yezdan’san
Görenden berü ruh-sarun, sözüm, Allahu ekber’dir.”
(Sen ey peri vücutlu Türk! Yezdan’ın (Allah’ın) yarattığı olağanüstülüksün. Yüzünü gördüğümden beri Allah ne büyüktür derim).
Devşirme olmak böyle bir şey….
Bir sonraki yazımda Safavilerin Kürtlere verdikleri zararları anlatacağım…
Engin Yılmaz

About ziman

Edîtorê malperê - 2 (Nivîs sererastkirin û weşandinê dike)

Check Also

Türkiye’de bir ilk: “Kürt Tarihi” kitabı bir devlet üniversitesinde ilk defa basıldı

Necmettin Erbakan Üniversitesinde, öğretim görevlisi Prof. Dr. Bekir Biçer tarafından yazılan kitap, uluslararası yayınevi belgesine sahip olan, Neu Press (Necmettin Erbakan Üniversitesi Yayınları) tarafından  2. baskısı çıktı. Bu zamana kadar ilk defa “Kürt Tarihi” kitabı bir devlet üniversitesinde veya yayın organlarında basılmamıştı. Bekir Biçer’in Kürt Tarihi adlı kitabı, Kürtlerin tarihini derinlemesine ele alan ve bu konuda önemli …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir