Kürdçe Var Mı? – 1

Dokuzuncu asra kadar geriye giden birçok Arapça kaynakta Kürt aşiretlerinin farklı şekillerde konuştuğu bilgisi yer almıştır. Arap tarihçi Mesudi (?-956) onuncu asırda (10.yy) kaleme aldığı ‘Murûcü’z Zeheb (Altın Çayırlar)’ isimli eserinde her bir Kürd aşiretinin ayrı bir lehçeyle konuştuğunu yazmıştır. İbn Battuta’nın (1304-1368) yirmi sekiz yılda tamamladığı ‘Tuhfetun-Nuzzar fî Xeraîbîl-Emsar we Ecaîbîl-Esfar’ isimli on dördüncü yüzyıldan (14.yy) kalma seyahatname türündeki yapıtında da ‘Her aşiret farklı bir Kürtçeyle konuşmaktadır’ notu düşürülmüştür.

Peki Kürd aşiretleri/Kürdler neden farklı şekilde konuşuyor? Bunun bir coğrafi, siyasî ya da başka bir açıklaması var mı? İranlı araştırmacı Entessar’a göre Kürd coğrafyasının dağlık olması, Kürt aşiret ve boyları arasında iletişimin sağlamasını zorlaştırmıştır. Ayrıca idarî bir Kürt merkezinin yokluğu ve Kürtlerin birçok devlet sınırları arasında kalması, ‘heterojen Kürt dillerinin’ ortaya çıkmasına ayrıca katkıda bulunmuştur. Minorsky de ‘Kürdler (1997)’ isimli kitabında ‘engebeli Kürt coğrafyasının yarattığı demografik dağınıklık ve Kürt toplumunu oluşturan parçalı aşiret yapısının Kürt dilinde lehçe ve şivelerin çokluğuna neden olduğunu’ ileri sürmüştür.

Kürdlerin Kürdçeye olan sevgisi ve bağlılığı en az 500 yıl önce ortaya koyan veriler bulunmaktadır. Nitekim Şem‘î tarafından 1092/1682 yılında Osmanlı Tükçesi’ne çevrilen ‘Şerefnâme’nin giriş mahiyetinde yazılan bölümünde, İslam dünyasında Arapça’nın ardından da Farsça’nın önemli olduğu, Farsça’dan sonra da Kürdçe’nin ‘makbul’ olduğu ifade edilmiş; dönemin meşhurâlimlerinden Molla Muhammed-i Berkal’î ve Molla Muhyiddîn-i Cezerî’nin Kürd diline verdikleri önem vurgulanmıştır. Ayrıca Ahmedê Xanî’nin (1651-1707) 1694 yılında yazdığı ‘Mem û Zîn’ mesnevisinin, Ahmed Faik tarafından 1728’da Osmanlı Türkçesi’nde tercüme, 1730’da da telif edildiğini (Telif edilen yazmanın iki nüshası bulunmaktadır) belirtelim. Bir diğer tercüme de Nazmî mahlaslı Sipkî tarafında da 1856 yılında ‘Reyâhin-i Aşk’ adıyla gerçekleştirilmiştir. Jîn dergisinden anlaşıldığı kadarıyla 1324/1908 yılında Nalî’nin (1797-1877) bir şiir Fransızca’ya çevrilip, bir gazetede yayınlanmıştır.

Kürd şairleri de şiirlerinde Kürdçe’ye verdikleri önemi mısralarına dökmüşlerdir. Melayê Cizîrî (1570-1640): “Ger lu’lu’ê mensûr ji nezmê tu dixazî/Der şi‘rê Melê bîn, te bi Şîraz ci hacet//Eğer dizelerden parlayan inciler istiyorsan, Mele’nin şiirlerine bak; sana Şiraz’ınki ne gerek?” ve Ahmed Xanê (1650-1706): ‘Saf olanı bir kenara bırakıp tortulu olanı içti/İnci gibi olan Kürd lisanını/Onu nizam ve intizama soktu/Halk için cefa çekti/Başkaları Kürtler köklü ve asil değil, demesin diye’ derken Xaney Qubadî (1700-1759) de ‘Her ne kadar Farsça şeker gibi tatlıdır dense de/Benim için yine de Kürdçe daha tatlıdır/Açıktır ki bu vefasız dünyada/Herkes kendi anadiliyle mutludur’ sözleriyle bunu ortaya koymuştur.
19. ve 20. yüzyılda ‘Aktepe Ekolü’nü oluşturan Şêx Eskerî, ‘Leyla û Mecnûn’ medhiyesinde Kürdçenin ‘tatlı’ bir edaya, söyleyiş biçimine sahip olduğunu ‘El-Heq gelek şîrîneda ye/ Kurmancî ye zêdetir seza ye’ belirtirken ‘Iqdê Durfem’ mesnevisinde de Kürdlerin dilinin çok tatlı olduğunu söylemiştir:‘Gelek şêrin e ev ezmanê Kurda’. Şêx Mihemed Can ise, ‘Leyla û Mecnûn’ mesnevisinin ‘Sebeb-i Telif’ bölümünde Kürdçenin saklı bir hazine gibi olduğunu ima etmiştir:‘Kurdî wekî kenzeke veşarî’.

Abdurrahman Nacim (1833/4-) gazetede (no:982, 29 Ekim 1881, ss:2-3) Britanya’nın Diyarbakır Konsolosu Mr. Trotter’e cevaben yazdığı yazıda, özetçe; ‘Kürd alimleri Arapça, Farsça, Türkçe ve kendi ana dillerinde birçok alanda eser yazmışlardır. Zengin ve birçok şiveye/lehçeye sahip olan Kürtçe’de manzum ve mensur birçok edebî eser yazılmıştır. Kürt şairleri tarafından, sade ve tatlı bir Kürtçeyle, kaside, mesnevi, rubaî ve farklı nazım şekilleriyle şiirler yazılmıştır. Misal olarak Mewlana Xalid, Beytûşiyê Ellame, Şeyh Marûf Berzencî ve Şeyh Mihemed Fevzî Efendî gibi. Kürtler Arapça ve Farsçaya aşina olup, bir kısmı da Fransızca ve İngilizce eğitim almaktadır. Kürdistan’ın her parçasında bulunan medreseler, birer ilim ve irfan merkezleri olarak faaliyetlerini sürdürmektedir.’ demiştir.

Keyfî, Goranî Kürtçesiyle yazılmış olan iki gazeli, Türkçe tercümelerine de yer vererek, iddiaları çürütmeye çalışmıştır. Hasan Zühtü de ‘Fünun-Kürtler (nr:1014, ss:3)’ yazısıyla Keyfî ve Abdurrahman Nacim’e destek çıkmıştır. Şemseddin Samî (1850-1904) de (1-6 ciltler) h.1306-1316/m.1889-1898 yılları arasında yazmış olduğu ‘Kâmûsü’l-a‘lâm’ isimli ansiklopedik sözlüğünde, ‘Kürdistan’ maddesinde (Cild:5, ss:640-3.) Kürd edebiyatından şu şekilde söz edilmiştir: ‘Her ne kadar Kürd bilginleri öteden beri Arapça ve Farsça ile uğraşıp, kendi dillerine önem vermediklerinden, Kürdçe’nin edebiyatı bulunduğu iddia edilmezse de, eskiden beri bu dilde bir hayli şiirler söylenmiştir. Bu dilin de Farsça gibi Arap harfleriyle yazılışı kolay olduğundan bazı şiir kitapları ile diğer edebî kitapları vardır.’ demiştir.

Bizim ‘Klasik’ edebiyatının sınırlarını belirlememizde ölçüt olarak kullandığımız veri, Abdurrahman Adak Hoca’nın 2013 yılında Mülemma (S:1/2013, ss:29-36) dergisinde yazmış olduğu ‘Edebiyata Kurdi ya Klasîk û Çavkaniyên Wê’ başlıklı makalesindeki ‘İslamî dönemle ortaya konulan, İslam dininin etkisinde olan, Arapça ve Farça unsurların ve İran kültürünün yer aldığı, bazı kurallar doğrultusunda meydana gelen yazılı edebiyat’ cümlesidir. Modern’in karşısında konumlandırdığımız ‘Klasik’in diğer özelliklerini ise 1981 yılında Süleymaniye’de üç gün süren ‘Didarî Şê‘rî Kilasîkî Kurdî’ seminerinde ‘Klasik Kürt Şiiri’ için öne sürülen “1) Şiirin aruz ölçüsüyle yazılması, 2) Gazel ve Kaside iki temel formdur, 3) Her beyitte mana tamamlanır, bütün şiirde değil, 4) Şiirler alfabeye göre Dîwan’larda sırlanır, 5) Arapça ve Farsça kelimeler yaygın bir şekilde kullanılır, 6) Tekrar edilen bir imaj ve metafor literatürü bulunmaktadır” ifadeleridir.

Son 300 yılın Kurmancî lehçesinde yazan klasik şairleri şunlardır (bu liste 28/01/2026 tarihli haline göre):

19. yüzyıl:
Şêx Nûreddînê Birîfkanî (1790-1851)
Mela Mihemedê Pîzanî (1800-1850)
Şêx Şahabeddînê Tîlî (1825-1908)
Mela Ehmedê Gulordî (1849?-1962)
Şêx Muhyeddînê Hênî (1849-1897)
Hecî Mûsa Begê Xwêtî (1855-1928)
Şêx Midemed Selîmê Hezanî (1866-1936)
Şêx Nurullahê Abrî (1863)
Şêx Sofî Huseyn (
Mela ‘Ebdul’ezîzê Bedlîsî (1875-1923)
Şêx Suleyman el-Xalidiyê Sêrtî (1876-1972)
Şêx Evdilqadirê Hezanî (…-1908)
Seyfiyê Şoşî (18-19.q)
Mele ‘Ebdil-Mecîd Îbrahîm Ken’anî (?-1939)
Mela Mihemedê Xanî Şewqî (19.q)
Mela Ehmedê Hezanî (1860-70/1936-1942)
Laxer/ Mela Umerê Aşiq (1866? – 1927)
Şêx Mihemed Selîmê Hezanî (1866-1936)
Ehmedê Xasî (1867-1951)
Şêx Mustafa Abrî (?-1915)
Hadî/Mela Mihemedê Liceyî (1912)
Mela Ehmedê Heyderî (19/20.q)
Şêx ‘Ebdurrahman’ê Aqtepî (1853-1910)
Şêx Mihemed Can (1857-1909)
Şêx Fethullahê Werqanisî (1899)
Mela Xurşîdê Tînîsî (1925/30)

20. yüzyıl:
Dahî/ Mela Nezîrê Bedewî (?-1982)
Şêx Elaeddînê Oxînî (1949)
Hemze Begê Miksî (?-1958)
Mela Zahirê Tendûrekî (1882-1966)
Şêx Suleyman el-Xalidiyê Sêrtî (1876-1972)
Muhemmedê Şêx Ensarî (1879-1976)
Feqe Reşîd (1883-1932)
Xelîfe Yûsif (1885-1965)
Şêx Mihemed Kerbelayî (1885-1939)
Mela Weysî Soktilî (1888-1961)
Mela Muhyeddînê Botî Dêrşewî (1890-?)
Mela Şîhab Hekkarî (1890-1947)
Mela Yasînê Alikî (1891/1901-1976)
Şêx Heybetullah Abrî (1891-1965)
Ehmedê Nalbend (1891-1963)
Hemzeyê Muksî (1892-1958)
Seyid ‘Eliyê Findikî (1892-1967)
Evdirehîm Rehmî Hekarî/Zapsu (1892-1958)
Mela Mihemedê Seyda (1892-1975)
Celadet ‘Elî Bedirxan (1893-1951)
Mela Ebdurrehîmê Westanî (1894-1956)
Mela Nesreddînê Zoqeydî (1894-1934)
Mela Muhemmed Nûrî (1894-1977)
Kamiran ‘Elî Bedirxan (1895-1978)
Seyid Qedrî Haşimî (1898-1961)
Mela Zubeyr Bîldîrîcî (1898-1956)
Şêx ‘Eskeriyê Axtepî (1898-1952)
Mela Husênê Doskî (1898-1993)
Hîlmîyê Siwêrekî (1900-1959)
Îbrahîm Xelîl Soğukoğlu (1901-1952)
Cegerxwîn/Şêx Mûsê Hesarî (1903-1984)
Osman Sebrî (1905-1993)
Mela Yasîn Yusrî (1906-1994)
Hesan Hişyar Serdî (1907-1985)
Xoce Mihemed Nazmî Elî Îmadeddîn (1907-1963)
Şêx Îsmetullahê Karazî (1908-1996)
Sidqî Azîzoglu (1909-1993)
Namî/Fehmî Begê Pêçarî (1910-1969)
Mele Xelîlê Muxlîs (1910-1985)
Qedrîcan (1911-1972)
Şêx Memdûh Birîfkanî (1911-1976)
Şêx Elî Umer Minle Elî (1912-1975)
Şêx Qutbeddîn Korikî (1916-1979)
Şêx Tahirê Şoşî (1917-1962)
Mela Eliyê Baqustanî (1917-2002
Mela Nûrullahê Baqirhan Godişkî (1918-2003)
Nezîr Aydın/Xemgîn (1919-2014)
Mela Hesenê Kaçkarî (1920-1998)
Mela Yûsif (1920-2010)
Mela Ehmedê Palo (1920-1991)
Mela Müdrik Bakırhan (?-2022)
Xelîfe Remezanê Abiriyê (1921-2017)
Şêx Ehmed Hilmîyê Dêrşewî (1922-2016)
Tîrêj/Mele Naîf (1924-2002)
Mela Abid Karakaya (1924-1993)
Hamêd Bedirxan (1924-1996)
Sebrî Botanî/ Sebriyê Ehmedê Temir (1925-1998)
Şêx Muşerrefê Xinûkî (1926-2008)
Mele Zekiyê Amêdiyê (1928-…)
Mela Sîraceddînê Xelîlî/Gulcivîn (1930-1983)
Seydayê Keleş (1930-2007)
Mela Mihemmedê Şoşikî (1931-..)
Feyzullahê Findikî (1932-2002)
Molla Surûrî (1932-1973)
Seyda Dilmeqes/ Mele Remezan (1932-…)
Mela Nezîr Hergemo (1933-2002)
Mela Nûrî Hesarî/Seyda Pirêşan (1934-2011)
Fêrîkê Ûsiv (1934-1997)
Abdurrahman Durre (1934-2012)
Şêx Muhammed Nûrî (1934-…)
Mehmet Emîn Bozarslan (1934-…)
Abdülkadîr Badilli (1936-2016)
Mela Mehmedê Nêribî [Demirbaş] (1936-2017)
Mela ‘Eledînê Kopî (1937-…)
Mihemed ‘Arif Pirqaşênî (1938-)
Mela Zahidê Dîyarbekirî (1935-)
Mela Ehmedê Zinarexî (1937-2018)
Mela Mihemmed Beşîrê Îlyozî (1938-2023)
Mela Hakimê Qoraxî (1939-2010)
Şêx Îsmaîlê Hezroyî/ Îsmâil Çetin (1942/50-2011)
Mela Bedreddînê Mûşî (1942-2012)
Silêman Kurşun/Belegewrî (1953-)
M. Burhan Hedbî (1976-…)
Mela ‘Ebdulfettahê Hezroyî (1892-1975)
Mela Nezîrê Hergemoyî (1928/33-2002)
Melle Nûrî yê Hesarî (1934-2011)
Mela Zahid Zeherî (1958-…)
Mela Beşîrê Bedewî (?-1981)
Şêx Muhammed Emînê Heyderî (1927-2003)
Mela Ehmed Hîlmîyê Qoxî (1942-1996)
Zeynel Abidîn Amedî/Çiçek (1946-2020)
Mela Mûsayê Celalî (1938-…)
Mela Husnî Hezîn (1943-…)
Mela ‘Îmadeddîn Reşpojan (1944-…)
Selaheddînê Gimgimî/Serda (1945-1967)
Abdulmecit İliş/Mela Ebdulmecîdê Gulordî (1948-…)
Se’îd Yûsif (1948-…)
Mele Telheyê Şerefkî (1950-…)
Mela Ebdullahê Qursincî (?-1991)
Mela Mehmûd Tîruwayê/ Mehmûd Gündüz (1965-…)
Şêx Se’îd Zahid Cizîrî/Meczûb
Mîrê Zirav/Mela Mihemed Gulnar
Hasan Hüseyin Çevik
Mela Mehmûdê Qultikî
S.M. Hesîb Haşimî Bêcirmanî
Mele Ubeydullah Bêkes/Qarxûn
Mele Ehmed Yalar (1954-…)
Perîşân
Mela Henefî İnalî.

Nurullah ALKAÇ

About Çand Name

Edîtorê malperê - 1 (Nivîsa bar dike, sererast dike û diweşîne)

Check Also

Türkiye’de bir ilk: “Kürt Tarihi” kitabı bir devlet üniversitesinde ilk defa basıldı

Necmettin Erbakan Üniversitesinde, öğretim görevlisi Prof. Dr. Bekir Biçer tarafından yazılan kitap, uluslararası yayınevi belgesine sahip olan, Neu Press (Necmettin Erbakan Üniversitesi Yayınları) tarafından  2. baskısı çıktı. Bu zamana kadar ilk defa “Kürt Tarihi” kitabı bir devlet üniversitesinde veya yayın organlarında basılmamıştı. Bekir Biçer’in Kürt Tarihi adlı kitabı, Kürtlerin tarihini derinlemesine ele alan ve bu konuda önemli …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir