Sasani Kaya Anıtı ve Kürtlerin Bitmeyen LANETİ

2600 yıllık Talihsiz Kaderimizin şifresi bu kaya anıtında mı saklı???
Kirmanşah da bulunan Taqi Bostan’da Sasaniler tarafından yapılmış kabartma bir kaya anıtı var. Bu anıtta Sasani devletinin kurucusu l. Ardeşir’in; Tanrı Ahura Mazda ve Kutsal varlık Mitra’nın yardımıyla Kürt hükümdarını mağlup etmesi betimlenmiş. Anıtta Sasani Kralı l. Ardeşir’in öldürdüğü Kürt Kralını ayakları ile çiğnediği, bu zaferi nedeniyle Mitra’nın onu kutsadığı, Ahura Mazda’nın da ona Şahlık Beratı verdiği görülüyor.
Olay MS 3.asırda geçiyor.
Sasaniler önce Partları ardından Kürtleri yenerek İran coğrafyasında bu zamana kadar devam edecek olan Fars egemenliğini kurdular.
Bu; Kürtlerin Farslara karşı ilk yenilgisi değildi.
MÖ. 6. yüzyılda da benzer bir olay yaşanmış ve İran daki ilk imparatorluk olan Kürt Med İmparatorluğu Pers Kralı Büyük Kiros tarafından yıkılmıştı. Tarihin garip bir cilvesi olarak; Büyük Kiros Med Kürtlerinin son kralı olan Astyages’in kızından olan torunuydu. Kürtlerin yeğeni, dedesini ve dolaysıyla Kürtleri yenerek Medleri ortadan kaldırmıştı…
Antik dünyanın en büyük İmparatorluklarından biri olan Med’leri kuran Kürtler; 2600 yıl önce yaşadıkları bu mağlubiyet sonrası Med dönemindeki şaşalı günlerine tarih boyunca bir daha asla geri dönemediler.
Zağroslardan Hemedan ovasına inen ve burada oluşturdukları birlik ile Tarih yazan Kürtler; bu yenilgi sonrası dağıldılar ve bir daha devlet kuracak bir birlik oluşturamadılar…
Bu dağınıklığın ve ittifaksızlığın sonucunda kendilerine eskiden vassallık yapan başta Farslar olmak üzere komşu milletlerin günümüze kadar devam edecek olan eğemenliğine girdiler…
Kaya anıtında yerde boylu boyunca uzanmış maktul Kürt kralının ismi bilinmiyor. Zaten Tarih kaybedenleri yazmaz…
Ziyaretim esnasında bu anıtın önünde uzun süre çakılıp kaldım…
Mağlubiyetler, katliamlar ve işgallerle dolu ve 2600 yıldır hiç değişmeyen makus kaderlerimizi düşündüm.
Karşımda duran anıt; son 2600 yıllık tarihimizin bir özetiydi…
Kürtlerin Lanetli kaderi bu kaya resmine kazınmış gibiydi…
Lanetlenmiş bir kader….Ve bu kaderin şekillendirdiği şanssız bir tarih…
Bu Kaya anıtı bir öngörüyü mü, yoksa bir Laneti mi anlatıyor? Bilmiyorum…
Bildiğim tek şey; birilerinin tıpkı anıttaki gibi bu coğrafyada; postallarıyla asırlardır her dönemde kafalarımızı ezdikleriydi…
Bu Kaya anıtı; Sasaniler tarafından bir bakıma tehdit amaçlı olarak yapılmış.
I. Ardeşir; stratejik bir akılla Kürt Kralını öldürdüğü anıtı bir su kaynağındaki kayanın üzerine yaparak Kürtlere; itaat etmezlerse Krallarının başına gelen feci sonun onlarında başına geleceğinin mesajını veriyor.
Bugünde de durum aynı değil mi?
Dağlarımıza, “Ne mutlu Türküm diyene” veya “vatan bölünmez, bayrak inmez” gibi sologanlar yazmıyorlar mı?. Gözümüze sokarcasına Kürdistanın her yerine astıkları sembollerle bizleri irrite etmiyorlar mı???
Bizlere göz dağı ve korku vermiyorlar mı???
Sasaniler bu anıtla Kürtleri en büyük tehdit olarak tanımlamışlar.
Görüldüğü gibi, I. Ardeşir, Kürt kralını yenerek Sasani devletinin kuruluşunun ilan ediyor.
Anıtın verdiği mesaj bugün bile geçerliliğini koruyor: “Kürtleri yendiğimiz ve ezdiğimiz müddetçe devletimiz ve İktidarımız devam eder” anlayışı Kürdistanı bölen devletlerde hala en temel güvenlik stratejisi…
26 asırdır değişen hiçbir şey yok…
Kürdistanı sömürenler dün ve bugün kendi varlıklarını kürtlerin yokluğu ve yenilgisi üzerine bina ediyorlar…
“Kürtler yoksa devletimiz güvendedir” anlayışı ile bizleri en büyük tehdit unsuru olarak tanımlıyorlar..
İlhinç bir şekilde Kaya anıtında Kürtlerin yenilgisine din motif de eklenmiş.
Çünkü anıtta, Kral I. Ardeşir, Ahura Mazda ve Mitra zavallı Kürt Kralının ölüsünün üstüne çıkıp hep birlikte tepiniyorlar…
Bu anıt ile Sasaniler; Zerdüşt dinini istismar ederek o dönem kendileri gibi Zerdüşt olan Kürtlere yaptıkları katliamları meşrulaştırmaya çalışmışlar…
Akıllarınca Kürdü, Tanrıların bile nefret ettiği habis bir millet olarak gösteriyorlar…
Tanrının yardımı ile Kürtleri yenmek!!!…
Veya Kürtleri öldürmenin Tanrının ve dinin bir emri gibi göstermek!!!…
Kaderimizdeki bu çarpıklık da dünden bu güne hiç değişmedi…
2600 yıldır dinleri istismar ederek bizleri öldürmeye devam ediyorlar…
Bizi öldürmeyi dini bir vazifeymiş gibi sunuyorlar…
Böylece din sömürüsü yaparak zulümlerine dini kılıf buluyorlar…
Dün I. Ardeşir, Ahura Mazda ve Mirta ile; bugün ise Saddam Enfal suresi ile; lŞID savaş ve cariye ayetleri ile; birileri de Fetih suresiyle Rojavaya girip Kürtleri öldürüyor….
Özetle;
Bu anıtın yapıldığı günden bu yana;
dağlarımızı ve taşlarımızı bizi rencide eden tehdit dolu anıt, sembol ve sloganlarla dolduruyorlar….
Devletlerini, bizleri öldürmek ve yok etmek üzerine inşa ediyorlar…
Bizi öldürmeyi dini bir vazifeymiş (!) gibi algılıyorlar…
Ve bizi, Tanrının özel yardımı (!) ile yenip öldürdüklerini sanıyorlar…
Zulümlerini de bu şekilde meşrulaştırıyorlar…
2600 yıldır bu hep böyle…
Şimdi söyleyin; bizim için bundan daha büyük bir LANET olabilir mi?
Engin Yılmaz

About ziman

Edîtorê malperê - 2 (Nivîs sererastkirin û weşandinê dike)

Check Also

Türkiye’de bir ilk: “Kürt Tarihi” kitabı bir devlet üniversitesinde ilk defa basıldı

Necmettin Erbakan Üniversitesinde, öğretim görevlisi Prof. Dr. Bekir Biçer tarafından yazılan kitap, uluslararası yayınevi belgesine sahip olan, Neu Press (Necmettin Erbakan Üniversitesi Yayınları) tarafından  2. baskısı çıktı. Bu zamana kadar ilk defa “Kürt Tarihi” kitabı bir devlet üniversitesinde veya yayın organlarında basılmamıştı. Bekir Biçer’in Kürt Tarihi adlı kitabı, Kürtlerin tarihini derinlemesine ele alan ve bu konuda önemli …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir