İran Seyahat-Namesi (8)

İsfahan

Kirmanşah terminalinden İsfahan’a gitmek üzere 1 miyon 500 bin tümene ismi Aram olan taksici ile anlaşıyoruz. Mesafe yaklaşık 600 km. Saat 15.30 civarı yola çıkıyoruz. Heybetiyle her yerde yanımızda hazır ve nazır olan Zagrosların bir ucu buraya da dokunuyor. Zira meşhur Bîstûn Dağı (Yirmi Sütunlu Dağ mı yoksa Sütunsuz Dağ mı anlamına geldiğini çözemiyorum) görkemli ve keskin heybetiyle Kirmanşah şehir çıkışına denk geliyor. Bîstûn dağı bulunduğu sıra dağlar arasındaki en sivri olanı. Evet, esas meseleye gelecek olursak; Ferhad’ın Şîrîn için deldiği yahut aştığı dağ işte bu dağdır. Şoför Aram beye gidip birkaç resim çekelim mi diye teklifte bulunuyorum ancak o yolun uzayacağını gerekçe göstererek (km hesabı da yaptığı için) kabul etmiyor. Oysa gitseydik o yolun parasını da kendisine ödeyecektim. 3 saat ilerledikten sonra yol üzerindeki bir güzergâhtaki lokantada duruyoruz. Biz yemeğimizi yerken Aram efendi de bizi başka bir taksi ile İsfahan’a göndermek için başka bir taksici ile konuşuyor. Bize gelip sorduğu zaman, asla kabul etmeyeceğimizi onunla anlaştığımızı, bizi götürmek zorunda olduğunu beyan ediyoruz. Aramızda ciddi bir tartışma çıktı. En nihayetinde alması gereken paranın az bir kısmını kendisine verip, onun hesabını ters yüz edip onu gönderiyorum. Başka bir taksici ile anlaşıp İsfahan’a doğru yola devam ediyoruz. Yeni taksi şoförümüz, olanlara şahit olduğunu bizi zekamızdan dolayı beğendiğini latifeyle karşılık bana anlatıyordu. Kulakları sesi duymakta zorlandığı için her söylediğimi malesef iki kere söylemek zorunda kalıyordum

Yol uzadıkça uzuyor ve şoförümüzün gözlerine uyku perdesi iner gibi oluyordu. Bense sigaraya ağırlık verip, kulakları ağır duymasına rağmen onunla sohbet ediyordum. Sabahın dördünde İsfahan’a varıyoruz. Büyük bir ağırlık üzerimde ama kafilenin rehberi olduğum için ve arkadaşlar Farsça bilmediklerinden bütün sorumluluğu üstlenmek durumunda kalıyorum.

Önceden telefon ile ayarladığım yere yerleşmemiz için Murtaza bey bizi sabahın dördünde karşılıyor. Yolun sebep olduğu yorgunluktan dolayı hemen uyuyoruz. Sabah evrensel kahvaltılardan olan zeytin, peynir, haşlanmış yumurta ve çay ile kahvaltımızı yaptıktan sonra İran’ın en büyük, Asya’nın en büyük meydanlarından olan Nakş-ı Cihan Meydanı’na iniyoruz (Bu meydanın ismi siyasi konjoktüre göre Şah Meydanı, İmam Meydanı olarak da anılmıştır). Sadece yürümek suretiyle bile olsa meydanı bitirmek bir saatten fazla zaman alacaktır. Meydanın ortasında İran genel kültürünü yansıtan bir havuz yapılmış. Meydanın dört yanı, dikdörtgen olacak şekilde iki katlı yapılarla çevrelenmiş. Bu iki katlı yapılar İstanbul Kapalıçarşı mekanıyla benzetilebilir. Bu dükkanların içerisinde enva-i çeşit hediyelik eşya satımı yapılmaktadır. Halıcılıktan, çiniciliğe ve antika ürünlere kadar yelpaze oldukça geniş.

Bu dükkanların yanında, berisinde devasa bir cami de yer almaktadır. Çini süsleme yapan bir dükkana merakla girip selam veriyorum. Yirmili yaşlardaki bir erkek ile otuzlu yaşlardaki bir kadın buyur ediyorlar. İranlı olmadığımı ve sadece bakmak istediğimi söyleyince genç adam çekici elime verip, benim denememi istiyor. Ayrıca sohbet esnasında Türkiye’de bu işi yapıp yapamayacağını, ekonominin çok kötü olduğunu vb ifade ediyor. Birkaç dakika daha yanlarında kalıp ayrılıyorum.

İsfahan şehirleşmenin ve havasının güzel olduğu İran şehirlerinden. Öyle ki “İsfahan nısf-i cihan” denilmiştir bu şehir için. Yani İsfahan dünyanın yarısıdır. Elbette bu mübalağalı polemiğe Tebriz halkı da katılmış ve “eger Tebriz nebaşed” ibaresini eklemişlerdir. Yani Eğer “Tebriz olmasaydı”. Yahut “Eger İsfahan nısf-i cihan başed Tebriz külli cihan e” yani “İsfahan cihanın yarısıysa Tebriz tamamıdır” diyerek mübalağa edebiyatını bir çıta yukarıya taşırmışlardır. Turistlerin meydanı gezebilmeleri için atlı arabalar da bırakılmış. Ben meydanın çevresini bisikletle gezmeye karar verip, Murtaza beyin bisikletini bir müddet için ödünç alıyorum. Elbette şunu da eklemek lazım, İsfahan’a kadar gidip bu meydan ziyaret edilmezse olmaz. Zira meydanıyla, mimarisyle, dükkanlarıyla otantik bir havası bulunmaktadır. Üzerimizde getirdiğimiz nakit paranın azalması nedeniyle Türkiye’de ikamet eden bir İranlıya Tl gönderip, ayarladığım İran banka kartına da tümen göndertiyorum. Meydanda üç arkadaşı yalnız bırakıp, Kum şehri tarafına gitmeye karar veriyorum. Zira almam gereken kitapların birçoğunu Tahran’a gitmeye gerek kalmadan orada temin edebilirim.

Murtaza bey ve arkadaşlarla meydanda ayrılıp, İsfahan’ın bir diğer önemli sembollerinden olan “si u se pol” yani 33 gözlü köprüye doğru yöneliyorum. Yol üzerinde otantik bir kafeye girip, havuz kenarında güzel bir çay içip biraz dinleniyorum. Çayın yanına ilginç şekerlemeler de getiriliyor. Şeker ve şekerli yiyeceklerin İran kültüründe –tıpkı nargile gibi- yaygın olduğunu da eklemem gerek. Köprüye otuz dakika sonra vardığımızda gördüklerim karşısında şok geçiriyorum. Yıllar önce gelip de, köprünün altında şırıl şırıl akan nehirden bir eser kalmadığını, nehrin tamamen kuruduğunu görüyorum (bkz. Urmiye Gölü, Küresel ısınma verileri). Köprüyü ve etrafını gezdikten sonra metro üzerinden terminale yönelip, oradan da Kum tarafına hareket ediyorum.

Not: İsfahan’da gezip görülecek çok fazla köprü ve saray bulunmaktadır. Bunun en önemli nedenlerinden biri İsfahan’ın kavşak şehirlerden biri olmasının yanı sıra özellikle Safeviler döneminde iki yüz yıldan fazla bir süreyi başkent olarak geçirmiş olmasıdır.

-Devamı var-

Rıdvan Yıldız

instgram: ridvanyildiz2121

About ziman

Edîtorê malperê - 2 (Nivîs sererastkirin û weşandinê dike)

Check Also

Türkiye’de bir ilk: “Kürt Tarihi” kitabı bir devlet üniversitesinde ilk defa basıldı

Necmettin Erbakan Üniversitesinde, öğretim görevlisi Prof. Dr. Bekir Biçer tarafından yazılan kitap, uluslararası yayınevi belgesine sahip olan, Neu Press (Necmettin Erbakan Üniversitesi Yayınları) tarafından  2. baskısı çıktı. Bu zamana kadar ilk defa “Kürt Tarihi” kitabı bir devlet üniversitesinde veya yayın organlarında basılmamıştı. Bekir Biçer’in Kürt Tarihi adlı kitabı, Kürtlerin tarihini derinlemesine ele alan ve bu konuda önemli …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir