KÜRTÇE ZORDA – Kürt’ün davası Türk’ün diliyle…

Kürt yayınevleri ve kitapçıları, şiddetin yeniden başlaması nedeniyle duraklama evresine girdi.

“Çözüm Süreci”yle başlayan gelişmenin çatışmalarla sekteye uğradığı görülüyor.

Türkiye’de ateşkesle birlikte Kürt kültür dünyası büyük bir ivme yakalamıştı.

Her anlamda ilerleme kaydeden Kürt kültür dünyası, silahların devreye girmesiyle büyük bir kayıp yaşadı.

ROŞNA: Dava “Kürt” dil ise “Türkçe”

Roşna Yayınevi sahibi Roşan Lezgin, “Silahların susması, hayatı olumlu etkilediği gibi elbette Kürtçe yayıncılığı da olumlu yönde etkiledi. Ama aslında Kürtçe yayıncılığın, 2000’li yılların hemen başında, Türkiye’nin AB’ye katılım niyetinden dolayı arka arkaya çıkardığı yumuşama paketleri ile birlikte gelişmeye başladı diyebiliriz” dedi.

Kürtçe okurlarının artışında, bazı üniversitelerde Kürtçe bölümlerinin açılması ve okullarda seçmeli derslerin verilmesinin etkili olduğunu vurgulayan Lezgin, şöyle devam etti:

“Kürtçe’nin yaşatılması görevi tamamen Kürt edebiyatçılarının omuzlarında. Elbette bunların gücü çok sınırlı. Büyük kitlelerde dil bilincinin oluşmasını ancak siyaset başarabilir. Ama ne yazık ki Kürtler’in böyle bir siyasi iradesi yoktur. Kürtler adına politik mücadele veren örgütlerin dili Türkçe’dir. Bu durum, Kürtçe için çok büyük handikap” diye konuştu

AVESTA: Kürtçe anadilden uzaklaşıyor

Avesta Yayınları sahibi Abdullah Keskin, “Çözüm süreci, yayınevi olarak en rahat ettiğimiz dönemdi. Türkiye’nin belli başlı birçok dağıtım ve kitapçısıyla çalışmaya başladık. Çatışmalı dönemlerde ise bazı yerlerde kitaplarımız çok daha az dağıtılıyor, olanlar iade ediliyor.

Kürdistan’da çatışmaların yaşandığı şehirlerde ekonomik hayat çok olumsuz etkilendi. Bu da en başta doğal olarak bize yansıyor” dedi

Keskin, Kürtçe’nin belli türlerle sınırlı kaldığına işaret ederek, şunları ekledi:

“Türkçe, çeviride çok gelişmiş bir dil, yüz yılı aşkın bir çeviri tarihi var ve Kürtçesi ne kadar iyi olursa olsun, Kuzeyli bir Kürt’ün Türkçesi her zaman baskındır. Okur, okuma ihtiyacını önemli oranda oradan karşılıyor. Kürtçe çeviri ve telif edebiyat dışında kalan alanlara gerekli ilgiyi göstermiyor” bilgisini verdi.

Kürtçe’nin hala kişisel çabalarla ilerlediğini vurgulayan Abdullah Keskin, şunları dile getirdi:

“Kürtçe, normal bir dilin sahip olduğu bütün imtiyazlardan yoksun. Bu şekilde büyük bir dilsel ve kültürel dinamizm yaratılması çok güç. Anadilde eğitim için çok geç kalındı, çoktan hayata geçirilmiş olması gerekiyordu. Çatışmalı dönem bunu iyice belirsizleştirdi. Yeni kuşaklara baktığımızda Kürtçe’nin hızlı bir biçimde ev dili / anadil olmaktan uzaklaştığını gözlemliyoruz.”

DUA: Özkürtçe zarar mı veriyor?

Dua Yayınevi sahibi Hasan Sabaz, çözüm süreciyle birlikte Kürtçe yayınlarda bir sıçrama olduğunu, çatışmalarla beraber sekteye uğradığını söyledi.

Sabaz, Kürtçe eserlerin baskı ve satışında, 2010 yılının önemine değinerek, “O dönemden sonra 2 yıl boyunca basılan eser sayısında ve satışta durum iyiydi. Özellikle gramer ve sözlüklere bir ilgi sözkonusuydu. Son iki yıldır ciddi bir duraklama var” dedi

Hasan Sabaz, değişen siyasi havanın gençleri kitap ve kültürden uzaklaştırdığına dikkat çekerek, konuşmasına şu şekilde devam etti:

“Eğitim hayatı boyunca Türkçe ile meşgul olan gençlerden kısa sürede Kürtçe düşünüp yazmalarını beklemek pek mantıklı değil. Tabii burada da ideolojik etkenlerden dolayı dili, yenilemek ve “Öz Kürtçecilik” adına halktan koparmamak gerekiyor.

Dili sadeleştirme adına halka tepeden bakmanın, yenileştirilmiş bir dil ve kültür dayatmanın iyi niyetli olduğunu düşünmüyorum.

NÛBİHAR: Kürtçe’ye statü verilmeli

Nûbihar Yayınevi sahibi Süleyman Çevik de, Kürtçe’nin eğitim ve pazar dili olmamasına rağmen, son 20 yılda küçük de olsa bir alan bulduğunu, ancak savaşın başlamasıyla Kürtler’de oluşan iyimser havanın bozulduğunu ifade etti.

Çevik, “Bölgedeki kitabevleri de çok kötü etkilendi ve satışlarda düşüş yaşandı. Doğal olarak bölgedeki bu kötü gidişat bizi de çok etkiliyor” dedi

Süleyman Çevik, insanların silahın olmadığı zamanlarda daha çok okuduğunun altını çizdi:

Kürtçe’ye statü verilmesi gerektiğini vurgulayan Çevik, sözlerine şunları da ekledi:

“Kürtler’in nüfusuna baktığımızda oransal olarak çok az bir kısmı anadile ilgi gösteriyor. Yayınevlerinin satışına, çıkardıkları Kürtçe kitaplara baktığımızda bu oranın çok düşük olduğunu herkes görebilir.”

PİRTUKAKURDİ: Asimilasyon aşıldı

Pirtukakurdi.com Koordinatörü Bawer Berşev ise, okur ve yayınevleri arasında köprü olduklarını, fakat yaşanan çatışmalardan dolayı bunu gerçekleştirmekte artık zorlandıklarını söyledi.

Berşev, yayınevleri ve kitapçıların korkuya kapıldığını belirterek, “Herkes kabuğuna çekildi ve satışlar azaldı ama son zamanlarda Van ve Siirt’te gerçekleşen kitap fuarları biraz hareket getirdi. Şimdi de Diyarbekir fuarı var” dedi.

Kürtçe kitap satışlarının artmasını açılan Kürtçe bölümlere bağlayan Pirtukakurdi.com Koordinatörü, şunları aktardı:

“Ne zaman ki Kürtçe piyasa dili olur, o zaman okuma oranı da artar. Gördüğümüz kadarıyla Kürt Dili ve Edebiyatı’nda okuyan öğrenciler ve ders veren akademisyenlerin kitap okuma oranının artması, Kürtçe’nin gelişmesinde çok etkili oldu. Kürtler’in artık asimilasyon belasını aştığını düşünüyorum.”

Kaynak: Rudaw-Emrah Akbulut

Hûn dikarin van nivîsan jî bixwînin.

Garzan Bölgesinin Tarihi Derinliği ve Kültürel Zenginliği Kapsamlı Bir Röportajla Ele Alındı

Araştırmacı-Yazar Murat Bora, Garzan’ın binlerce yıllık tarihini ve medeniyetler geçmişini Tahir Eren’e anlattı. Bölgenin bilinmeyen …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir