
Gaziantep’in İslahiye ilçesinden Kahramanmaraş’a, Sivas’tan Tokat’ın Kazova bölgesine, oradan Konya’nın Kulu ve Cihanbeyli yörelerine uzanan geniş coğrafyada Kürt aşiretlerinin geçmişine ait önemli tarihî izler bulunmaktadır. Bugün birbirinden yüzlerce kilometre uzaklıktaki köylerde yaşayan bazı ailelerin ataları, geçmişte aynı aşiret topluluklarının içinde bulunmuş, zaman içerisinde hayvancılık, yaylak ve kışlak arayışları, Osmanlı Devleti’nin iskân politikaları ve çeşitli tarihî gelişmeler sonucunda farklı bölgelere yerleşmiştir. Bu göçlerin izleri Osmanlı arşiv belgelerinde, tarih araştırmalarında, eski köy isimlerinde ve aile büyüklerinin kuşaktan kuşağa aktardığı hatıralarda yaşamaya devam etmektedir. Özellikle İslahiye’nin kuruluşundan önce bölgedeki Kürt aşiretlerinin durumu ile Orta Anadolu’daki Kürt köylerinin oluşumu birlikte incelendiğinde, birbirinden uzak görünen yerleşimler arasında araştırılmaya değer tarihî bağlantılar ortaya çıkmaktadır.
Bugünkü İslahiye ilçesi, 1865 yılında Osmanlı Devleti tarafından bölgeye gönderilen Fırka-i Islahiye’nin faaliyetleri sonucunda idarî bir merkez hâline getirilmiştir. Derviş Paşa ve Ahmed Cevdet Paşa’nın görev aldığı bu dönemde Kerkütlü, Çerçili, Hanağzı, Kürtbahçesi, Eğintili, Keferdiz ve Dumdum Ovası çevresindeki yerleşimler yeni idarî düzenlemeye dâhil edilmiştir. İslahiye adının verilmesi de bu faaliyetlerle bağlantılıdır. Ancak İslahiye’nin 1865 yılında kaza olarak kurulması, o tarihten önce bölgenin boş olduğu anlamına gelmemektedir. Tam tersine bu coğrafyada çok daha önceden yaşayan, hayvancılıkla ve tarımla geçinen, kendi toplumsal düzenlerini sürdüren aşiretler ve köy toplulukları bulunuyordu. Bunların arasında Delikanlı ve Çelikanlı aşiretleri özellikle dikkat çekmektedir. Fırka-i Islahiye döneminde bu iki aşiretten yüzer hane yeni kurulan İslahiye merkezine yerleştirilmiş, ayrıca çevrede çeşitli köyler oluşturulmuştur.
Tarihî araştırmalarda Delikanlı aşiretinden ailelerin Altıntop, Gümüştepe ve Selim Dede çevresine, Çelikanlı aşiretinden ailelerin ise Örtülüpınar ve Arpalı Höyüğü mevkilerine iskân edildiği aktarılmaktadır. Bu bilgiler İslahiye’nin kuruluşunda aşiretlerin ne kadar önemli bir yer tuttuğunu göstermektedir. Nitekim Osmanlı vilayet salnamelerini inceleyen araştırmalarda 1868 yılında İslahiye’de Delikanlu, Çelikanlı ve Çerkes adlarını taşıyan mahallelerin bulunduğu belirtilmektedir. Yine aynı dönemde Gavurdağı çevresinde yaşayan Ulaşlı aşiretinin Karayiğitoğulları, Kaypakoğulları, Çendoğulları, Alibekiroğulları ve Kelmenoğulları olarak anılan beş kolu tarihî kayıtlarda karşımıza çıkmaktadır. Bütün bunlar İslahiye’nin geçmişinin yalnızca bugünkü ilçe merkezinden ibaret olmadığını, çevresindeki aşiretlerin, eski köylerin ve yerleşimlerin tarihiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.
İslahiye ve çevresindeki Kürt aşiretlerinin geçmişini araştırırken Rişvan aşiretinin geniş coğrafyası da dikkat çekmektedir. Rişvan toplulukları Osmanlı döneminde Malatya ve çevresinden başlayarak Maraş, Antep, Sivas, Ankara ve Konya’ya kadar uzanan farklı bölgelerde tarihî kayıtlara girmiştir. Bu toplulukların bir bölümü hayvancılıkla geçinmiş, mevsimlere göre yaylak ve kışlak arasında hareket etmiş, bir bölümü ise zamanla yerleşik hayata geçmiştir. Özellikle 19. yüzyılda devletin konargöçer aşiretleri belirli bölgelere yerleştirme politikaları, Orta Anadolu’daki Kürt köylerinin oluşumunda önemli rol oynamıştır. Ancak aynı aşiret çevresinde anılmak veya benzer isimler taşımak, bütün ailelerin doğrudan akraba olduğunu göstermemektedir. Bu nedenle İslahiye, Maraş, Sivas, Urfa, Tokat ve Konya arasındaki olası soy ve evlilik bağlantılarının ayrıca araştırılması gerekmektedir.
Konya ve çevresindeki Rişvan aşiretleri üzerine yapılan tarih araştırmalarında Cudikanlı, Belikanlı, Çelikanlı, Ömeranlı ve başka toplulukların isimleriyle karşılaşılmaktadır. Özellikle 1840’lı yılların ikinci yarısında Konya’nın Esbkeşan bölgesine yönelik iskân düzenlemelerinde Cudikanlı aşiretinden 50 hanenin yerleştirilmesinin planlandığı aktarılmaktadır. Bu kayıt önemlidir. Çünkü Cudikanlı isminin yalnızca günümüzdeki aile anlatılarında değil, 19. yüzyıl Osmanlı iskân belgelerine dayanan çalışmalarda da bulunduğunu göstermektedir. Bununla birlikte bir iskân planının hazırlanması, belirtilen ailelerin tamamının yerleştirildikleri yerde sürekli kaldığını kanıtlamaz. Bazı ailelerin farklı bölgelere gitmiş, bazı ailelerin ise eski yerleşimlerine dönmüş olması mümkündür.
Cudikanlı aşiretinin geçmişine ilişkin dikkat çekici başka bir iz Konya’nın Kulu ilçesine bağlı Tuzyaka çevresinde görülmektedir. Yerel tarih anlatılarında Tuzyaka’nın eski isimleri arasında Harem-i Cütkanlı adı geçmektedir. Bölgedeki ailelerin geçmişine ilişkin anlatılarda atalarının Tokat’ın Kazova bölgesinden ayrıldıkları, Osmaniye’nin Toprakkale çevresinde bir süre kaldıktan sonra Konya’ya ulaştıkları ifade edilmektedir. Bu göç güzergâhının bütün ayrıntıları henüz kesintisiz arşiv belgeleriyle doğrulanmış değildir. Buna rağmen Tokat, Osmaniye ve Konya isimlerinin aynı aile hafızasında korunması dikkat çekicidir. Çünkü Anadolu’daki aşiret göçleri her zaman tek seferde gerçekleşmemiş, bazı aileler farklı bölgelerde yıllarca kaldıktan sonra yeni yerleşim alanlarına geçmiştir. Konya’nın Kulu ve Cihanbeyli çevresindeki Kürt köyleriyle Tokat Kazova arasındaki ilişkilerin daha ayrıntılı araştırılması bu nedenle önem taşımaktadır.
Tokat’ın Kazova bölgesi de bu araştırmada özel bir yere sahiptir. Osmanlı döneminde Kazabad adıyla anılan bu yerleşim sahası, farklı dönemlerde çeşitli köylerin ve toplulukların yaşadığı bir bölge olmuştur. Tokat ve Turhal çevresindeki eski nüfus kayıtları, köy isimlerinin zaman içerisinde değişebildiğini ve bazı yerleşimlerin farklı idarî birimlere bağlanabildiğini göstermektedir. Bu nedenle geçmişte anlatılan bir köyün bugünkü karşılığını bulmak her zaman kolay değildir. Özellikle Kürt ailelerinin yaşadığı köylerin eski isimleri, nüfus defterleri ve yerel tarih kaynakları birlikte değerlendirilmelidir.
Cumhuriyet dönemine gelindiğinde Kazova’daki Kürt köyleriyle ilgili dikkat çekici bir kayıtla karşılaşılmaktadır. Pazar Belediyesi’nin yayımladığı tarihçede 1937 yılında Gendigelen, Burga, Şatroba, Kuşoturağı ve Beyobası köylerindeki Kürt ailelerin çevredeki köylere üçer beşer dağıtıldığı belirtilmektedir. Bu anlatı bölgenin yerel tarihinde önemli bir yer tutmaktadır. Ancak dağıtılan ailelerin tamamının isimleri, hangi köylere gönderildikleri ve uygulamanın dayandığı resmî karar henüz açıklığa kavuşmuş değildir. Ayrıca 1933 yılında Tokat’taki Gaygel ve Bezikli aşiretlerinin iskânıyla ilgili yayımlanmış başka bir kararname bulunmakla birlikte, bu kararın 1937’deki Kazova olaylarıyla aynı uygulama olduğu veya Cudikanlı ailelerini kapsadığı henüz kanıtlanmamıştır. Farklı tarihlerde gerçekleşen olayları birbirine karıştırmadan değerlendirmek, sağlıklı bir tarih araştırmasının temel şartıdır.
Kazova ile Konya arasındaki aile bağlarını araştırırken karşımıza çıkan en dikkat çekici anlatılardan biri de sekiz kardeşin hikâyesidir. Cudikanlı geçmişiyle bağlantılı olduğunu anlatan bir aileden aktarılan sözlü tarih tanıklığına göre, ailenin ataları hayvancılıkla geçiniyor ve sürekli otlak arıyordu. Aile büyükleri geçmişte yaşamış sekiz kardeşten söz ediyordu. Bu kardeşlerin iri yapılı, güçlü ve güreşte başarılı kişiler oldukları anlatılmaktadır. Tokat’ta bulundukları dönemde yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle kardeşlerin hapse atıldığı, cezaevinde bulundukları sırada kendi aralarında güreştikleri ve yörede havşan adı verilen, kökleri toprağa sıkıca tutunan bir otu yerinden söktükleri aktarılmaktadır. Rivayete göre bu durumu gören paşanın eşi, kardeşlerin gücünden etkilenerek onların affedilmesini istemiştir. Anlatının devamında kardeşlerin serbest bırakıldığı, ikisinin Tokat’ta kaldığı, altısının ise Konya’ya gittiği belirtilmektedir. Bu hikâyenin hangi tarihte yaşandığı, anlatılan paşanın kim olduğu ve kardeşlerin isimleri henüz tarihî belgelerle doğrulanmış değildir. Bu nedenle olay kesinleşmiş bir tarihî vaka olarak değil, aile büyüklerinden aktarılan sözlü tarih tanıklığı olarak değerlendirilmelidir. Bununla birlikte iki kardeşin Tokat’ta, altı kardeşin Konya’da kaldığı bilgisi, gelecekte aile kütükleri ve yerel arşivler üzerinden araştırılabilecek önemli bir ipucudur.
Aynı aile hafızasında Dalli veya Dallo adıyla anılan bir topluluktan söz edilmekte, Hamo ve Musa isimlerinin de aile içerisinde tekrarlandığı belirtilmektedir. Bu isimler geçmişin araştırılması açısından önemlidir. Çünkü Anadolu’da aileler yalnızca bugünkü soyadlarıyla değil, atalarının isimleri, lakapları ve mensup oldukları topluluklarla da tanınmıştır. Özellikle 1934 Soyadı Kanunu öncesindeki kayıtlar incelenirken bugünkü soyadlarının geçmişte aynı biçimde kullanılmadığı unutulmamalıdır. Dallo adının bir aile lakabı mı, bir ata adı mı, yoksa daha geniş bir topluluğun adı mı olduğu henüz kesinleştirilmiş değildir. Aynı şekilde Hamo ve Musa isimlerinin hangi kuşaklarda kullanıldığı ve bu isimleri taşıyan ailelerin Tokat, Konya, Maraş ve İslahiye’deki başka ailelerle akrabalık ilişkileri bulunup bulunmadığı da araştırılmayı beklemektedir.
Bu aileden aktarılan anlatının bir başka önemli bölümü Cumhuriyet’in ilk yıllarına ilişkindir. Aile büyüklerinin anlattığına göre bazı Kürt aileleri yaşadıkları köylerden ayrılarak başka köylere tek hane hâlinde gönderilmiş, böylece akrabalar birbirinden uzak düşmüştür. Aynı sözlü tarih tanıklığında 1956 yılında Kazova bölgesindeki ailelerin yeniden bir araya gelerek dört Kürt köyünü canlandırdığı ifade edilmektedir. Bu anlatı, Pazar Belediyesi’nin 1937 yılına ilişkin aktardığı köylerin dağıtılması bilgisiyle birlikte değerlendirildiğinde dikkat çekici bir araştırma konusu oluşturmaktadır. Ancak 1956 yılında yeniden canlandırıldığı belirtilen dört köyün kesin isimleri, ailelerin hangi yerleşimlerden döndüğü ve bunun resmî bir köy kuruluşu mu yoksa eski yerleşimlere geri dönüş mü olduğu henüz bağımsız belgelerle belirlenmiş değildir. Bu nedenle 1935, 1940, 1955 ve 1960 nüfus sayımlarının köy düzeyinde karşılaştırılması büyük önem taşımaktadır.
Bütün bu araştırmaların ortaya çıkardığı en önemli sorulardan biri, İslahiye’deki Kürt aşiretleriyle Tokat ve Konya’daki Kürt aileleri arasında doğrudan akrabalık bağları bulunup bulunmadığıdır. Tarihî belgeler bu bölgeler arasında aşiret hareketliliği ve iskân ilişkileri bulunduğunu göstermektedir. Özellikle Maraş, Sivas, Ankara ve Konya hattında farklı dönemlerde yaşanan göçler, birbirinden uzak köylerde benzer aşiret isimlerinin görülmesini açıklayabilecek tarihî bir zemin oluşturmaktadır. Urfa ve Harran çevresindeki Kürt aşiretlerinin geçmişi de bu geniş araştırmanın dışında bırakılmamalıdır. Ancak İslahiye’deki Delikanlı veya Çelikanlı bir aileyle Konya’daki Cudikanlı bir ailenin doğrudan akraba olduğunu söyleyebilmek için yalnızca aşiret isimlerinin benzemesi yeterli değildir. Nüfus defterleri, evlilik kayıtları, aile şecereleri ve tarihî yerleşim bilgileriyle desteklenen somut bağlantılara ihtiyaç vardır.
İslahiye’nin kuruluş tarihi, Rişvan aşiretinin geniş coğrafyası, Cudikanlıların Orta Anadolu’daki izleri, Tokat Kazova’daki Kürt köylerinin geçmişi ve aile büyüklerinden aktarılan göç anlatıları birlikte değerlendirildiğinde Anadolu’daki Kürt aşiretlerinin tarihinin ne kadar geniş ve çok katmanlı olduğu anlaşılmaktadır. Bir tarafta Osmanlı arşivlerine geçmiş aşiret isimleri ve iskân kararları, diğer tarafta yıllar boyunca ailelerin hafızasında yaşayan köy isimleri, lakaplar ve akrabalık hikâyeleri bulunmaktadır. Tarih araştırmasının amacı bunlardan birini diğerinin yerine koymak değil, hepsini kendi değeri içerisinde inceleyerek geçmişi mümkün olduğunca doğru biçimde ortaya çıkarmaktır.
Bugün İslahiye’de, Kahramanmaraş’ta, Sivas’ta, Tokat’ta, Konya’da ve Anadolu’nun başka bölgelerinde yaşayan ailelerin büyüklerinden duydukları eski aşiret isimleri, köy adları ve göç hikâyeleri bu araştırma açısından önem taşımaktadır. Özellikle Delikanlı, Çelikanlı, Belikanlı, Cudikanlı ve Rişvan topluluklarıyla ilgili eski aile anlatıları, Tokat Kazova’dan Konya’ya göç eden ailelerin geçmişi, Dallo adıyla bilinen aile kolları ve 1956 yılında yeniden yerleşildiği anlatılan köyler hakkında bilgisi bulunanların aktaracakları tarihî ayrıntılar, henüz cevaplanmamış soruların aydınlatılmasına yardımcı olabilir.
Çünkü bir aşiretin tarihi yalnızca nereden gelip nereye yerleştiğiyle sınırlı değildir. O tarih, farklı bölgelere dağılan ailelerin, zamanla unutulan köy isimlerinin, birbirinden ayrılan kardeşlerin ve kuşaklar boyunca yaşatılan hatıraların da tarihidir. İslahiye’den Tokat’a, Kazova’dan Konya’ya uzanan bu geçmişin bütün ayrıntıları henüz ortaya çıkarılmış değildir. Ancak tarihî belgelerle aile hafızası birlikte araştırıldıkça, bugün birbirinden uzak yaşayan toplulukların geçmişine ilişkin daha fazla bilgiye ulaşmak mümkün olacaktır.
Furkan Doğan
(Bu yazı İslahiye Gündem-Gırgır facebook sayfasından alıntıdır)
Kaynaklar: Yusuf Halaçoğlu, Fırka-i Islâhiyye, TDV İslâm Ansiklopedisi. Osman Karlangıç, Kuruluşundan 20. Yüzyıl Başlarına Kadar Osmanlı Vilayet Salnamelerinde İslahiye Kazası (1865–1902), Tarih ve Gelecek Dergisi, 2022. Faruk Söylemez, Konya ve Çevresinde Rişvan Aşireti ve İskânı, 2019. H. Dursun Gümüşoğlu, Halep’ten Kulu’ya Çelikan Aşireti, 2024. Pazar Belediyesi Tarihçesi. 1935 ve 1940 Genel Nüfus Sayımı yayınları. Cudikanlı ve Dallo aile geçmişine ilişkin sözlü tarih anlatıları.
Önceki yazı: İçkale Sarayı, Ongözlü Köprü Kimin Eseri?
Sonraki yazı: Taş Tepeler Ve İnsanlığın Erken Dönem İnanç Dünyası
İlgili Yazılar
Kürtçe dijital dünyada yeni bir başarıya imza attı
Nûbihar dergisinin 176. sayısı çıktı!
Türkiye’de bir ilk: “Kürt Tarihi” kitabı bir devlet üniversitesinde ilk defa basıldı
Oxford’dan Kürt dili için dev kaynak
Nûbihar Derneği’nden Kürtçe Dil Seferberliği: Kayıtlar Başladı!


