
Kur’an-ı Kerim’de Hz. Nuh ve Hz. İbrahim’in Tevhid Mücadelesi Bağlamında Karşılaştırmalı Bir Dinler Tarihi Araştırması
Araştırmacı ve Makale Yazarı: Süleyman Karadaş
Öz
Şanlıurfa ve çevresinde gerçekleştirilen Taş Tepeler Projesi kapsamında ortaya çıkarılan Göbeklitepe, Karahantepe, Sayburç, Sefertepe, Çakmaktepe ve diğer Neolitik yerleşimler, insanlık tarihinin erken dönemlerine ait dinî, sembolik ve toplumsal yapıları anlamak bakımından önemli veriler sunmaktadır.
Bu araştırmanın amacı, söz konusu arkeolojik bulguları Kur’an-ı Kerim’de anlatılan Hz. Nuh ve Hz. İbrahim’in tevhid mücadeleleri çerçevesinde karşılaştırmalı dinler tarihi yöntemiyle değerlendirmektir. Nuh suresi 23. ayette isimleri zikredilen Vedd, Süvå, Yeğûs, Yeûk ve Nesr ile Hz. İbrahim’in putperestlikle mücadelesini anlatan Enbiyâ ve En’âm sureleri temel metinsel dayanakları oluşturmaktadır. Tevrat’ın Tekvin ve Yeşu bölümleri ile Mezopotamya’nın tufan ve tanrı tasavvurları da karşılaştırmalı olarak ele alınmaktadır.
Çalışmanın üzerinde özellikle durduğu temel yorumlardan biri, Göbeklitepe, Karahantepe ve diğer Taş Tepeler’deki bazı anıtsal yapıların bilinçli biçimde toprakla örtülmesi veya doldurulması olgusunun, Hz. Nuh ve Hz. İbrahim’in putperest inanç sistemlerine karşı yürüttükleri tevhid mücadelesiyle ilişkili olabileceği ihtimalidir. Bu bağlamda, söz konusu yapıların Hz. Nuh veya Hz. İbrahim tarafından ya da onlann putperestliğe karşı mücadelelerinin sonuçlarıyla bağlantılı olarak üstlerinin örtülmüş olabileceği görüşü, araştırmanın temel teolojik hipotezlerinden biri olarak ele alınmaktadır.
Çalışma, bu ihtimali araştırmaya değer bir yaklaşım olarak tartışmaya açmakla birlikte, mevcut arkeolojik verilerin örtülme işlemlerini doğrudan söz konusu peygamberlere bağlamaya yeterli olmadığını da kabul eder. Bu nedenle arkeolojik gözlem, bilimsel yorum ve teolojik değerlendirme birbirinden ayrılır. Taş Tepeler, peygamber kıssalarının doğrudan arkeolojik kanıtı olarak değil, erken dönem sembolik ve ritüel dünyasının incelenebileceği tarihsel bir araştırma alanı olarak değerlendirilir.
Anahtar Kelimeler: Taş Tepeler, Göbeklitepe, Karahantepe, Hz. Nuh, Hz. İbrahim, tevhid, putperestlik, yapıların örtülmesi, dinler tarihi, Mezopotamya.
1. Giriş
İnsanlık tarihinin dinî gelişimini araştırmak, yalnızca yazılı dinî metinlerin ortaya çıkışından sonraki dönemlerle sınırlandırılamaz. Yazının henüz kullanılmadığı tarih öncesi dönemlerde yaşayan toplulukların sembolik üretimleri, anıtsal yapıları, ölü gömme uygulamaları ve ritüel davranışları, insanın kutsal kabul ettiği varlıklarla ilişkisini anlamak açısından önemli veriler sunmaktadır.
Şanlıurfa çevresinde yürütülen Taş Tepeler Projesi bu bakımdan günümüz arkeolojisinin dikkat çeken araştırma alanlarından biridir. Göbeklitepe’nin keşfi ve sistematik kazıları, Neolitik dönemde yaşayan avcı-toplayıcı toplulukların anıtsal mimari meydana getirebildiklerini ve gelişmiş sembolik anlatım biçimleri kullandıklarını göstermiştir. Klaus Schmidt’in çalışmaları T biçimli dikilitaşlar, hayvan kabartmaları ve anıtsal yapıların değerlendirilmesinde önemli bir başlangıç oluşturmuştur. Dietrich ve arkadaşları toplu ritüellerin ve şölenlerin erken Neolitik topluluklardaki rolünü tartışırken, Banning yapıların yalnızca tapınak olarak tanımlanmasına ihtiyatla yaklaşmıştır.
Bu araştırmanın temel sorusu şudur: Taş Tepeler’de ortaya çıkarılan insan ve hayvan tasvirleri, anıtsal mimari ve ritüel alanlar, Kur’an’da Hz. Nuh ve Hz. İbrahim’in mücadele ettiği putperest inanç sistemlerinin tarihsel ve kültürel arka planını anlamaya nasıl katkı sağlayabilir? Çalışmanın temel yaklaşımı, Taş Tepeler’i peygamber kıssalarını doğrudan doğrulayan alanlar olarak değil, erken dönem kutsal mekân, sembol ve ritüel ilişkilerini araştırmaya imkân veren bir kültürel çevre olarak ele almaktır.
2. Araştırmanın yöntemi ve sınırlılıkları
Çalışma nitel araştırma yaklaşımına dayanır; karşılaştırmalı dinler tarihi, tarihsel metin incelemesi ve arkeolojik literatür değerlendirmesinden yararlanır. Birincil metinler olarak Kur’an-ı Kerim’in Nuh, Enbiya, En’âm ve Ankebût sureleri ile Tevrat’ın Tekvin ve Yeşu bölümleri incelenir. İslam tefsir geleneğinde Taberî ve İbn Kesîr’in açıklamaları değerlendirme kapsamındadır. Arkeolojik literatürde Klaus Schmidt, Oliver Dietrich, E. B. Banning ve Necmi Karul’un çalışmaları dikkate alınır.
Taş Tepeler topluluklarının inanç sistemlerini açıklayan çağdaş yazılı belgeler bulunmadığından, arkeolojik nesnelerin anlamları konusunda kesin hükümler verilmez. Arkeolojik gözlem, bilimsel yorum ve teolojik değerlendirme birbirinden ayrılır. Ayrıca peygamberlerin tarihsel konumlandırılması ile arkeolojik tarihlendirme yöntemlerinin farklı bilgi alanlarına dayandığı göz önünde bulundurulur. Yapıların örtülmesi ile peygamberlerin tevhid mücadelesi arasında kurulabilecek ilişki, doğrudan kanıtlanmış bir tarihsel sonuç değil, araştırmada tartışılan teolojik bir hipotez niteliğindedir.
3. Taş Tepeler’in tarihsel ve arkeolojik konumu
Taş Tepeler, Şanlıurfa ve çevresindeki Neolitik yerleşimleri ortak bir araştırma çerçevesinde inceleyen geniş kapsamlı bir projedir. Göbeklitepe, Karahantepe, Sayburç, Sefertepe, Çakmaktepe, Harbetsuvan ve diğer yerleşimler bu araştırma çevresinin önemli örnekleridir. Göbeklitepe’nin anıtsal yapı evrelerinin önemli bir bölümü yaklaşık MÖ 9600-8200 arasına tarihlendirilmektedir; ancak bütün Taş Tepeler yerleşimleri aynı tarihe ait değildir.
T biçimli dikilitaşlar, insan ve hayvan kabartmaları, heykeller ve özel mimari düzenlemeler dönemin toplumsal ve sembolik dünyasına ilişkin veriler sağlar. Karahantepe kazıları, özel işlevli yapılar ile konut alanlarının aynı yerleşim çevresinde bulunabildiğini göstermiştir. Bu nedenle erken Neolitik mimariyi yalnızca “tapınak” kavramıyla açıklamak yerine toplumsal yaşam, sembol üretimi ve ritüel ilişkilerini birlikte değerlendirmek gerekir.
4. Kur’an-ı Kerim’de Hz. Nuh’un putperestlikle mücadelesi
Nuh suresi 23. ayette Hz. Nuh’un kavminin Vedd, Süvâ, Yeğûs, Yeûk ve Nesr adlı putlara bağlılığı aktarılır. Bu ayet, putperestliğin soyut bir inançsızlık değil, belirli kutsal nesneler ve gelenekler etrafında şekillenebilen bir toplumsal olgu olarak sunulduğunu gösterir.
İslam tefsir geleneğinde bu putların kökenlerine ilişkin bazı rivayetler bulunmaktadır. Bu rivayetlerde söz konusu isimlerin başlangıçta salih kişilerle ilişkili olduğu, hatıralarını yaşatmak amacıyla tasvirlerinin yapıldığı ve zamanla bu tasvirlerin kutsallaştırılarak ibadet nesnesine dönüştüğü anlatılır. Bu açıklamalar, sembolün hatıra veya temsil işlevinden kült nesnesine dönüşmesi meselesini tartışmaya açar. Bununla birlikte söz konusu rivayetler, arkeolojik olarak doğrulanmış tarihsel kayıtlar değil, İslam yorum geleneğinin açıklamalanı olarak değerlendirilmelidir.
Hz. Nuh’un mücadelesinin temelinde Allah’a kulluğa davet vardır (Nuh 71/1-4; Hud 11/25-26). Bu anlatı, yaratılmış varlıklara ilahi nitelikler yüklenmesine karşı tevhid düşüncesini öne çıkarır.
5. Hz. İbrahim’in tevhid mücadelesi
Enbiya suresi 51-67. ayetlerde Hz. İbrahim’in kavminin putlarını sorgulaması ve putları kırması anlatılır. Enbiyâ 21/63’teki cevap, putların konuşma ve kendilerini savunma gücünden yoksunluğunu vurgulayan bir sorgulama niteliğindedir. En’âm 6/74-79’da yıldız, Ay ve Güneş üzerinden yürütülen akıl yürütme, değişen ve kaybolan varlıkların mutlak ilah olamayacağı düşüncesini ortaya koyar. Ankebût 29/16-25 ise putperestliğin toplumsal boyutunu değerlendirmeye imkân verir.
Hz. İbrahim’in mücadelesi yalnızca maddi putların reddedilmesi değil, yaratılmış varlıklara ilahî nitelikler yükleyen düşüncenin sorgulanmasıdır. Bununla birlikte İbrahim’in geleneksel tarihsel konumlandırılması, Göbeklitepe’nin ana anıtsal evrelerinden çok daha sonraki dönemlerle ilişkilendirilir. Bu nedenle doğrudan tarihsel karşılaşma iddiası kurulamaz.
6. Tevrat’ta Nuh ve İbrahim anlatıları
Tevrat’ın Tekvin 6-9. bölümlerinde Nuh ve Tufan anlatısı, Tekvin 11-12. bölümlerde ise İbrahim’in aile geçmişi ve yolculuğu yer alır. Yeşu 24/2, İbrahim’in atalarının Fırat’ın ötesinde başka ilahlara kulluk ettiğini belirtir. Kur’an ve Tevrat anlatıları arasında ortak temalar bulunmakla birlikte anlatıların vurguları ve ayrıntıları farklıdır.
Kur’an’da Nuh kavminin beş putunun adı açıkça verilir; Tekvin’de aynı biçimde bir liste bulunmaz. İbrahim’in putları kırması da Tekvin’de Kur’an’daki biçimiyle anlatılmaz; bu konu daha sonraki Yahudi yorum geleneğinde, özellikle midraş literatüründe işlenir. Bu ayrımlar karşılaştırmalı araştırmada korunmalıdır.
7. Mezopotamya’nın dinî dünyası
Sümer, Akad, Babil ve Asur toplumlarında çok tanrılı inanç sistemleri, tapınaklar, tann heykelleri ve ritüeller toplumsal hayatın önemli unsurlarıydı. Anu, Enlil, Enki/Ea, İnanna/İştar ve Şamaş gibi tanrılar bu geleneklerde önemli konumlara sahipti. Tanrı heykelleri belirli ritüel uygulamalarla ilişkilendiriliyor, tapınaklar dinî ve kurumsal hayatın merkezleri arasında yer alıyordu.
Gılgamış Destanı’nın XI. tableti ve Atrahasis Destanı, Yakın Doğu tufan geleneklerinin karşılaştırılmasında önemli metinlerdir. Bu metinler, tufan anlatılarının farklı kültürel geleneklerde bulunduğunu gösterir; ancak Kur’an’daki Nuh anlatısının arkeolojik doğrulaması olarak değerlendirilemez. Göbeklitepe’nin erken Neolitik evreleri ile yazılı kaynaklarla izlenebilen sonraki Mezopotamya uygarlıkları arasında önemli kronolojik farklar vardır. Dolayısıyla Göbeklitepe sembollerini Sümer veya Babil tanrılarıyla doğrudan özdeşleştirmek doğru değildir.
8. Taş Tepeler’de sembolik dünya ve putperestlik tartışması
Taş Tepeler’deki insan ve hayvan tasvirleri farklı yorumlara açıktır. Schmidt anıtsal yapıların ritüel niteliğini öne çıkarırken, Dietrich ve arkadaşları toplu şölenlerin ve ritüellerin rolünü incelemiştir. Banning ise yapıların yalnızca tapınak olarak tanımlanmasına itiraz etmiştir. Bu tartışmalar, arkeolojik sembollerin anlamlarının kesin biçimde çözülemediğini gösterir.
Bir insan figürünün bulunması o figüre tapıldığını, hayvan kabartmasının bulunması ilgili hayvanın tanrı kabul edildiğini tek başına kanıtlamaz. Bu nedenle tasvirler doğrudan putperestliğin kanıtı olarak değil, erken dönem sembolik ve ritüel davranışlarının göstergeleri olarak ele alınmalıdır. Bununla birlikte bu bulgular, kutsal mekân ve sembol anlayışının gelişimini araştırmak için önemli bir zemin oluşturur.
9. Yapıların örtülmesi, teolojik yorum ve arkeolojik koruma
Göbeklitepe, Karahantepe ve diğer Taş Tepeler yerleşimlerinde bazı yapıların kullanım sonrasında bilinçli biçimde doldurulmuş veya toprak altında kalmış olması, bu alanların tarihsel süreçlerini anlamak bakımından önemli bir araştırma konusudur. Özellikle Karahantepe’deki gömülü yapılar üzerine yapılan çalışmalar, yapıların kullanım sonu süreçlerinin arkeolojik açıdan incelenmesine imkân vermektedir. Bununla birlikte her yerleşimin ve her yapının örtülme süreci aynı olmayabilir; bu nedenle bütün Taş Tepeler alanlarının tek bir olay sonucunda örtüldüğü varsayılmamalıdır.
Bu araştırma, yapıların bilinçli biçimde örtülmesi olgusunu Hz. Nuh ve Hz. İbrahim’in putperestliğe karşı yürüttükleri tevhid mücadelesi bağlamında ayrıca yorumlamayı önermektedir. Teolojik açıdan geliştirilen hipoteze göre, Göbeklitepe, Karahantepe ve diğer Taş Tepeler’deki bazı yapıların üstlerinin Hz. Nuh veya Hz. İbrahim tarafından ya da onların putperest inançlara karşı mücadelelerinin sonuçlarıyla bağlantılı biçimde örtülmüş olması ihtimal dâhilinde tartışılabilir. Bu yaklaşım, söz konusu peygamberlerin putperestliğe karşı mücadelesinin yalnızca inanç ve düşünce düzeyinde değil, kutsal kabul edilen mekân ve sembollerin toplumsal konumunun değişmesiyle de İlişkili olabileceği fikrinden hareket etmektedir.
Ancak bu yorum, mevcut arkeolojik verilerle doğrulanmış bir tarihsel tespit değildir. Özellikle Göbeklitepe’nin erken Neolitik yapı evreleri ile Hz. İbrahim’in geleneksel tarihsel konumlandırılması arasında önemli kronolojik farklar bulunmaktadır. Hz. Nuh’un tarihsel konumlandırılması konusunda da arkeolojik tarihlendirmeyle doğrudan eşleştirme yapmaya imkân veren kesin veriler yoktur. Bu sebeple yapıların peygamberler tarafından bizzat örtüldüğü veya örtülme işleminin doğrudan onların mücadelesi sonucunda gerçekleştiği kesin bir bilgi olarak sunulmamalı; araştırılması gereken teolojik-tarihsel bir hipotez olarak ifade edilmelidir.
Öte yandan günümüzde Göbeklitepe’de kullanılan koruyucu üst örtüler, arkeolojik kalıntıları yağmur, güneş, rüzgâr ve sıcaklık değişimleri gibi çevresel etkenlerden korumaya yönelik modern konservasyon uygulamalarıdır. Modern koruyucu çatı ile Neolitik dönemde bazı yapıların bilinçli biçimde doldurulması veya gömülmesi birbirinden farklı olgulardır. Koruyucu örtülerin yapılması, tarihî bilgilerin gizlendiğini gösteren bir kanıt değildir. Bilimsel açıdan temel mesele; kazı ve konservasyon sonuçlarının belgelenmesi, yayımlanması, erişilebilir olması ve kültürel mirasın sürdürülebilir biçimde korunmasıdır.
10. Karşılaştırmalı teolojik değerlendirme
Hz. Nuh ve Hz. İbrahim’in Kur’an’daki anlatıları, insanı yalnızca Allah’a kulluğa çağırmaları bakımından ortaklaşır. Nuh kıssasında belirli putlara bağlılık, İbrahim kıssasında ise putların ve başka varlıkların ilahlaştırılması sorgulanır. Her iki anlatının merkezinde yaratılmış olan ile yaratıcı arasındaki ayrım bulunur.
Bu teolojik çerçeve, Taş Tepeler’deki sembolik ve ritüel pratiklerle doğrudan tarihsel özdeşlik kurmayı gerektirmez. Bununla birlikte yapıların örtülmesi olgusu, tevhid mücadelesinin kutsal kabul edilen mekânlar ve semboller üzerindeki muhtemel toplumsal etkileri açısından yorumlanabilir. Karşılaştırmanın katkısı, kutsal temsil, kolektif kimlik, ritüel mekân, yapıların kullanım sonu ve dinî otorite gibi daha geniş soruları araştırmaya açmasıdır. Arkeolojik veriler ile kutsal metinlerin tarihsel anlatıları ayrı kanıt türleri olarak ele alınmalıdır.
Sonuç
Taş Tepeler, erken insan topluluklarının sembolik üretimlerini, anıtsal mimarisini ve ritüel davranışlarını incelemek bakımından önemli bir arkeolojik araştırma alanıdır. Kur’an’da Hz. Nuh ve Hz. İbrahim’in putperestlikle mücadeleleri ise tevhid inancının dinî ve ahlaki temelini ortaya koyar.
Bu araştırmada ayrıca Göbeklitepe, Karahantepe ve diğer Taş Tepeler’de bazı yapıların bilinçli biçimde doldurulması veya toprak altında kalması olgusu, Hz. Nuh ve Hz. İbrahim’in tevhid mücadeleleri bağlamında yorumlanabilecek bir hipotez olarak ele alınmıştır. Bu çerçevede yapıların üstlerinin Hz. Nuh veya Hz. İbrahim tarafından ya da onların putperestliğe karşı mücadelelerinin sonuçlarıyla bağlantılı olarak örtülmüş olabileceği düşüncesi, makalenin üzerinde durduğu temel teolojik yorumlardan biridir. Bu yorum, putperest inançlarla özdeşleşmiş olabilecek mekân ve sembollerin kullanım dışı bırakılması veya dönüştürülmesi ihtimalini tartışmaya açmaktadır.
Ancak mevcut arkeolojik veriler, söz konusu yapıların doğrudan Hz. Nuh veya Hz. İbrahim tarafından örtüldüğünü ya da örtülme işleminin kesin olarak onların mücadeleleri sonucunda gerçekleştiğini kanıtlamamaktadır. Özellikle arkeolojik tarihlendirme ile peygamberlerin geleneksel tarihsel konumlandırılması arasındaki farklılıklar dikkate alınmalıdır. Bu nedenle söz konusu görüş, kesin tarihsel hüküm değil, arkeolojik bulgularla karşılaştırmalı dinler tarihi ve teolojik yorumun birlikte değerlendirilmesini gerektiren bir araştırma hipotezi olarak sunulmaktadır.
Araştırmanın temel sonucu, Taş Tepeler’in insanlığın erken dönemlerinde kutsal mekân, sembol ve ritüel ilişkilerinin incelenmesi bakımından önemli bir araştırma alanı olduğudur. Yapıların örtülme süreçleri ile tevhid mücadelesi arasındaki olası ilişkinin daha ileri düzeyde değerlendirilebilmesi için yeni arkeolojik bulguların, tarihlendirme çalışmalarının ve disiplinler arası araştırmaların birlikte ele alınması gerekmektedir. Bu alanların dinler tarihi, arkeoloji, tefsir ve eski Yakın Doğu araştırmalarıyla birlikte incelenmesi disiplinler arası çalışmalara katkı sağlayacaktır.
Kaynakça
Banning, E. B. (2011). So Fair a House: Göbekli Tepe and the Identification of Temples in the Pre-Pottery Neolithic of the Near East. Current Anthropology, 52(5), 619-660. https://doi.org/10.1086/661207
Dietrich, O., Heun, M., Notroff, J., Schmidt, K. & Zarnkow, M. (2012). The Role of Cult and Feasting in the Emergence Neolithic Communities. Antiquity, 86(333), of https://doi.org/10.1017/50003598X00047840 674-695.
Dietrich, O. (2024). Shamanism at Early Neolithic Göbekli Tepe, Southeastern Turkey: Methodological Contributions to an Archaeology of Belief. Praehistorische Zeitschrift, 99(1), 9-56. https://doi.org/10.1515/pz-2023-2033
Karul, N. (2021). Buried Buildings at Pre-Pottery Neolithic Karahantepe. Türk Arkeoloji ve Etnografya Dergisi, 82. (Yayın künyesi ve sayfa bilgileri gönderim öncesinde doğrulanmalıdır.)
Schmidt, K. (2000). Göbekli Tepe, Southeastern Turkey: A Preliminary Report on the 1995-1999 Excavations. Paléorient, 26(1), 45-54. https://doi.org/10.3406/paleo.2000.4697
Kur’an-ı Kerim. Nuh, 71; Hud, 11; Enbiyâ, 21; En’âm, 6; Ankebût, 29. sureler.
Kitab-ı Mukaddes. Tekvin 6-12; Yeşu 24.
Gılgamış Destanı, XI. Tablet; Atrahasis Destanı.
UNESCO World Heritage Centre. Göbekli Tepe. Resmî Dünya Mirası alanı kayıtları.
Taş Tepeler Projesi. Şanlıurfa Neolitik Çağ Araştırmaları Projesi. Resmî proje yayınları.
Önceki yazı: İSLAHİYE’DEN TOKAT’A KAZOVA’DAN KONYA’YA KÜRT AŞİRETLERİNİN GÖÇLERİ VE UNUTULMAYAN AİLE HAFIZASI
İlgili Yazılar
Algıların Ötesinde “Zaza” Gerçeği
Kürtleri Bölmenin En Sinsi Yolu


