Kara At (Hespê Reş)

1 Hey Cuma günü

Muhammed ses verdi

Kim ki atı getirse

 

Culd’ü benden alacak

 

5 Ashab divanından dedi

İyiler vardı ve kötüler vardı

kimse vermedi cevabı

 

10 Ömer bin Hattab’tan başkası 

Öldürmüş anasını babasını

Ki ne hayrı var ona ne sevabı

 

Ömer ki açılan gül gibi

 

Kalktı seher vaktinden 

 

Dar bir vadiye gitmişti

Ettiği zikir sesliydi

15 O freng olan içindi

 

Ömer ovaya doğru gitti

 

Gitti çöl ve çöllere doğru

Ova ve ovalara doğru

 

Derin bir vadiye gitmişti

20 Derin derin zikir etmişti

O Gafur olan için etmişti

 

Ömer açılan güldü

 

Kaltı seher vaktine

Bakım yaptı atına

25 Zülfikar’ı aldı eline

 

Ömer bindi

 

Düz bir vadiye varmıştı

Ağır ağır zikir yapmıştı

Mevlası için dua etmişti

 

30 Ömer açılan güldü

 

Kalktığında seherdi

Ovaya doğru yöneldi

 

Çöl ve çöller düştü

Ova ve ovalara yöneldi

35 O rahibe misafirdi

 

Hey misafir demişti

Öne doğru buyurun etmişti 

Senin için yaptığım teftişti

 

Görüyorsun geldim sana

40 İyi bir iş yapayım ortada

 

Kara atı satın alayım

Beyaz parayla pazarlıyayım

Medine’ye yollayayım

 

Rahib dedi o vezirdir

45 Lendeho emire kardeştir 

 

O rahib Lendehon’dur

Kalktılar aslan gibi gittiler

Emir’e doğru yola çıktılar

 

Ey emir geldik biz

50 Biz iş örtülü yaparız

Kara atın alaıcısıyız

 

Beyaz parayla alırız

Medine’ye varırız

Muhammed’i bindiririz

 

55 Emir dedi: “Benden büyük kimdir daha

Olmuş alıcı atıma?

 

Çabuk olun acele edin

Bıçakları bileyin

Kafasını hemen kesin!”  

 

60 Rahib dedi: “Doğru yapmıyorsun

Emir dedi ne demek istiyorsun?”

 

Rahib ve Lendehon hızlıdırlar

65 İkisi iyi hazırlandılar

 

Rahib dedi: “Ey mir atın güçlüdür

Kırk mahteri gündüz öldürür

 

Özellikle adam yabacıysa

Kafasını sallar ona 

70 Ölümdür o anda nasip ona.”

 

Dedi: “Ey emir atını bırak

Bağlama onu orada kıskıvrak

Hazırlasın onu altın eğerle bir çırak

 

75 İki defa koştursun onu

İki defa koştursun onu

Satın alsın senden onu.”

 

Rahib ile Lendehon’dırlar 

Aceleyle yola çıktılar

Ömer’in yanına vardılar

 

80 Dedi: “Ey rahib emir ne dedi?”

“Kara Atı satıyoruz.” dedi

Fiyatı belli değildir şimdi

 

Dedi: “Ey emir atını bırak

Bağlama onu orada kıskıvrak

85 Hazırlasın onu altın eğerle bir çırak

 

İki defa koştursun

Üç defa koştursun

Sonra benden pahasız alsın!”

 

O, açılan güldür Ömer’di

 

90 Kalktı seher vakti

 

Ömer sokağa çıktı

Dedi: “Ey Ejdehan atı!  

 

Ey kaledeki at

Bana bir şey dememelisin

95 Seni Allah Habibi’ne götürmeye geldim

 

O çağlayan at delisi

Günde öldürürken kırık mehteri 

Ömer’in yanında oldu kuzu gibi

 

Açılan gül gibi olan Ömer’dir

100 Ejdehan’dan çıkardığı Kara At’tır

O şimdi artık meydandadır

 

Ömer hazırladı onu rahatça

Durdu yanında ferahça

 

Bağladı ona altın eğeri

105 Bindi ona; o verdi ona değeri

 

Bir kere koşturdu onu

İkinci kez koşturdu onu

Böylece fiyatsız satın aldı onu

 

Bu dedi: “Ah neden bu

110 Acep kırmadı onun o boynunu?”

 

Ömer ovaya doğru sürdü

Rahib ise onun izini sürdü  

 

Bir anda ayaklandı kafirler

Burçlardan indiler birer birer

115 Cin çapmışa benzerdiler

 

Ömer tutuştu savaşa kılıçla

Rahib tutuştu savaşa kılıçla

 

Ömer meydana atıldı

Rahib ortaya atıldı

120 Meydanı kanla doldurdu

 

Ömer ovaya doğru sürdü

Rahib ise onun izini sürdü  

 

Gavurlar rahibi tutup öldürdüler  

Öldürüp derin bir yere gömdüler

 

125 Ömer ovaya doğru sürdü

 

Ömer çöl ve çölleri geçti

Ova ve düzlüklerden çıktı

Yoldaki bir kiliseye vardı

 

O, Şıleymun Dêri idi

130 Orada barınacak yer yok idi

 

Ömer kıbleye yöneldi

Ellerini bağladı

Allah’a yalvardı

Gerginlik içinde kaldı

 

135 Kapısı açıldı kilisenin

 

Ömer kiliseye sığındı

Atını kapısında bağladı 

İçinde kırk ruhban vardı

 

Onları öldürdü

140 Kilisenin pencerelerini kapattı

Kilisenin kapılarını kiltledi

 

Geldiler geldiler

Gavur kafirler geldiler

Kilise çevresini çevirdiler

 

145 O, Şıleymun Dêri idi

Orada barınacak yer yok idi

 

Ömer toparlanıp hazırlandı

Aldı üç yüz kişinin canını

Çok dökülüyordu onların kanı

 

150 Üç yüz atı öldürdüler

Geldiler de ha geldiler

Gavur kafirleri geldiler

Kiliseyi çepeçevre çevirdiler

 

O, Şıleymun Dêri idi

155 Orada barınacak yer yok idi

 

Büyük bir kafir geldi

Allah’tan güç istedi

Elleriyle kiliseyi kavradı

 

Kaldırdı kiliseyi yerinden 

160 Kıpırdadılar kafirler yerlerinden

O da güç istedi Rabbinden

 

Kafirler demedi Allah’ın gücüyle

Annemin gücüyle

O kafir istedi annesinden güç

 

Hemencecik yerinde kaldı

Kafirler kilisenin dört bir yanını sardı 

165 Ömer kilisede mahsur kaldı

 

Dedi: “Medine’ye varacağım

Bu kara acıyı kapatacağım

Sonra ben burayı donatacağım.”

 

Ömer açılan güldür

 

170 Kalktı seher vaktinde

 

Dedi: “Ey kuş uç yuvandan

Rica ediyorum ben sende 

Kanatlarını doldur kandan 

Duysun haberi herkes Mekke ve Medine’den 

175 Gelsin bir güç imdadıma Peygamber’den

 

Diyesin ki Peygamber ben dardayım

Mel‘un kafire karşı zor durumdayım.”

 

Dedi: “Ey yukarıdakiler kalkın

Silahları kuşanın!”

 

Silahları getirdiler

180 Kahramanlara dağıttılar

Atların üstüne bıraktılar

 

Yukarıdakiler geldiler

Silahları ellerine verdiler

Atlara önlerine aldılar

 

185 Atlar önlerinde kişnediler

Sancak ve bayraklar yükseldiler

 

Sarıdır bayrak ve sancaklar

Mekke’den hemen ayrıldılar

Peygamberi önlerine aldılar

 

190 Bayrak ve sancaklar mavi renginden

Ayrıldılar hemen Medine’den

Ashab beraber çıktı yerlerinden

Ömer’i kurtarmak için diğerlerinden

 

Ashab seslendi ona:

195 “Geldik biz imdadına!” 

 

Kimdi o aslan ikisi

Biri Ömer diğeri Ali

Meydanda sesleri inledi

 

Ses verdi Ashab:

200 “Verin bize cevap!”

 

Kimdi o aslan ikisi

Biri Ömer diğeri Ali

 

Ashab geldi 

Kiliseye yakınlaştı

205 Kafir şaşırdı

 

Ashab yöneldi oraya

 

Ömer kiliseden çıktı

Kafirlerle karşı çatıştı

 

Ashab Ömer’i gördü

210 Bayrakları kaldırdı

Asker ileri atıldı

Kafirin dört yanını sardı 

 

Ölenleri öldü

Diğerleri esir düştü

215 Bazıları oracıkta öldü

 

Ali de yeni vardı

Zulfikar’ı kaldırdı

Kafirlerin arasına daldı

 

Kafirler çöktürdü

220 Ali yemin etti

Dundül’den inmedi

 

“Çok kan yerde bulmalı yolunu.”

Muhammed duydu bunu

Yerde kan akşı buldu yolunu

 

225 Böylece gördü Dündül’ünü

Bıraktı ettiği yemini

Dündül’ün sırtından indi

 

✍️Kürtçeden Türkçeye çeviri: Ayhan YILDIZ

Türkçeye çeviridiğimiz bu metnin orijinali için bakınız: Eugen Prym und Albert Socin, Kurdische Sammlungen, Erzahlungen und Lieder, in den Dialekten Des Tûr Abdîn und von Bohtan Gesammelt, Herausgegebeden und Ubersetz, a. Die Texte ( Der Akademie Vorgelegt den 1. April 1886, Petersburg, 1890, s. 166-174.

Hûn dikarin van nivîsan jî bixwînin.

KÜRTLERİ BÖLMENİN EN SİNSİ YOLU

KAVRAMLARI ÇARPITMAK.. Kürt milletini bölmek isteyenlerin kullandığı en tehlikeli yöntem silah değildir. Kavramları değiştirmektir. Bugün …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir