Geçen nüshadaki (Hevî) beyannamesi biz Siverekliler üzerinde te’sirat-ı amika icra etti.
Bizleri mukaddes vazifemizin İfasına davet eden hitablarınız henüz kulaklarımızda tanin-endaz oluyor, cihanda her şeyden mahrûm olan zavallı Kürdleri îkâz hususunda sarf ettiğiniz ve edeceğiniz mesai-yi hayırhahaneniz meşkûr olsun!
Büyüklerimizin diriğ-i mu’âvenet ettiklerini anlıyorum; fakat böyle büyük maksatlar uğrunda vakf-ı hayât edenler her türlü mezahimi evvelden hesaba katmalıdırlar. Siz de büyüklerimize hakîkati ve maksadınızın kutsiyetini anlatarak onları da sizinle beraber çalıştırmalısınız. Siz böyle sebatkarane çalışırsanız bütün Kürdleri, bil-hassa Kürd gençlerini kendinize zahir edeceğinize emin olunuz. Neyse, asıl maksadım olan Siverek hakkındaki ma’lûmatı vermeye başlayalım:
Sırf bir Kürd memleketi olan Siverek sancağı Diyarbekir ile Urfa’nın tam vasatında kâindir. Otuz bin kadar haneyi havidir ki bundan dört yüzü Ermenî ve yirmi kadarı da Musevi’dirler. Lisan-ı mahalli Kürdçedir. İslâm ahalinin ekserisi Zaza, mütebakisi Kurmancdırlar. Demircilik, yemenicilik ve nacarlık (marangozculuk) münhasıran Ermenîlere ait ise de sair en mühim ticâretler Kürdlerin elindedir.
Kürdlerle Ermenîler arasında ale’l-umûm münasebette hüsn-ü muaşeret ve uhuvvet kemâliyle caridir. Buraya gelen gazetelerde Kürdistan’da Kürdlerle Ermenîler arasında muaşeretsizlik var diye yazılan havadisler buralarda esefane kabilinden telakki olunuyor.
Siverek dört tarafı açık, bağlan, üzüm mahsulâtı, tütünü ile meşhurdur. Ekser zamân civar vilayetlerin buğday vesair zahiresini biz veriyoruz. Memleket her türlü terakkiyat-ı medeniyyeden mahrûm olduğundan letafet-i tabiyesinden istifade edilemiyor. İçtiğimiz su evlerimizdeki kuyu sulandır. Çünkü maatteessüf ma-i cariden mahrûmuz. Sivereğin pek kadim bir şehir olduğu tam kasabanın vasatın da ve şehirde hâkim bir mevkide bulunan cesim kalesiyle kalenin altındaki eski hamamdan anlaşılıyor.
Bu kale gayet büyük ve etrafı kaldırım taşlarıyla muhattır. Mukaddema bu taşların üstüne teneke kaplanmış olduğunu ihtiyarlarımız rivayet ediyorlar. Kırk sene kadar evvel kale etrafında vaki olan hafriyat esnasında mükemmel bir hamam zuhur etti ki el-an işlemektedir. Bu hamam suyunun kaleden geldiği mervidir. Siverek’te on kadar cami ve mescit iki kilise ve bir de Yahudi sinagogu vardır. Cami-i kebirin minaresi üzerinde görülen istavrozdan mukaddema kilise olduğu anlaşılıyor.
Dört, beş tane kadar da medresemiz vardır. Bundan maada her camide on, on beş tane kadar sübyan mektebi vardır. Fakat cami, medrese ve mekteplerimiz şayan-ı terahhum bir haldedir.
Bunlar şayan-ı hayret derecede vakıflara maliktirler. Mezkûr mekteplerde ma’lûm olan usul-ü kadime üzere icrayı tedrisat ediliyor.

Meşrutiyet iptidasında şehrimiz sancağa ve mevcut olan rüştiye mektebi de beş senelik idadiyaye tebdil olundu ise de matlub ve müntazar olan intizam ve terakki meşhut olmaktadır. Zikredilen sübyan mekteblerinden başka iptidâ’i denilen üç, dört mektepte de aynı tarz-ı sakim ve elimde evlâd-ı vatana ders verilmektedir. Şakirdler aynı zamânda mektebin hademesidirler. Süpürmek, temizlemek onların vazîfe-i asliyelerini teşkil ediyor. Mekteb için testi, bardak ve levazım-ı saire küçük yavruların ianelerine müftekirdir. Muallimlik, mubassirlik, bevvablık vazifesi hep yüz eli kuruşlu bir haceya mevdu’dur. Etraftaki köylerimizle, Çermik, Viranşehir nâm nâm kazalarımız daha acınacak bir haldedir. Köylü evlâdını şehirlere gönderip okutamıyor.
Ahalinin maarife ihtiyacı nispetinde havahişi de vardır. Bir hayır-hah delalet ederse bu muhittin parlak zekâları ile cehâlet içinde mahvolmaz. Şimdiye kadar kasabada idadi mektebi, inâs rüşdiyesi, hükümet konağı ve kışlalar inşası için ahalinin verdiği i’anat ve yaptıkları hidemât buna delildir. Yalnız noksan olan teşvik ve delalettir. İşte (Hevî) ahalide böyle şeylerin yapılacağı hakkında ümitler uyandırıyor. Filvaki bu işlerin hepsini şimdi (Hevî) den beklemek haksızlık olur. Lâkin büyüklerimizi olsun bunları yapmaya sevk edebilirse en büyük hizmeti etmiş olur.
…….
(devamı aşağıda)
…. (devamı)….
Kürdistan’daki aşiretlerin işgal ettiği mevki mühim sebeple Siverek’teki aşiretlerden bahsetmek herhalde mucib-i faydadır zanındayim, muntazam bir ma’lûmat verebilmek için bir sıra ta’kîbi daha münasiptir. Binaenaleyh bendeniz burada sırasıyla [Terkan, Karageçili, Mili, İzol, Kijan, Şeyhan] aşiretlerine dair izahat vereceğim. Terkan: Çiyaye Reş (Karacadağ) da ikamet etmekte olan bu aşiret beşyüz haneden ibaret olup bervech-i ati karyeleri işgal etmektedirler.
1-Qure Bax [Qere Bexçe] karyesidir. Bu kelime sırf bir Kürdçe isimdir. (Qure) kaba – tabir-i mahallice – kalın kaburgalı demektir (Bax kelimesi ise Kürdçe bir kelimedir ki* vaktiyle bu karyenin bağ ve bahçelerinin derece-i nihayede mahsuldar ve çok olmasından münbais bir isimdir, o bağlar şimdi baki değil ise de enkazları mevcuttur. Bu karye seksen kadar haneyi havidir ki burada başlıca [Emeragan, Qilnefeliyan] “Azı dişleri büyük demektir.”, Omerekan, Qotoyan “Kısa boylu demektir.” Nâm aileler tarafından işgal edilmektedir.
2-Qaynak (Xan, Qonak) bu karye otuz sene kadar evvel Diyarbekir’e giden yol üzerinde Siverekliler tarafından inşa edilen bir hanın büyümesiyle meydana gelmiştir. Gelip geçen yolculara erzak yiyecek verir. Bunun ahalisi bir saat kadar ötedeki “Gulance” Nâm Köyü terk ederek bu köye taşınmışlardır. “Gulan” mayıs ayı demektir. Bu karyenin suyu iyi ve çok olduğundan, mayıs ayında dılfırib bir manzara halini kesb eder; kış bile bu manzarasını pek az kaybettiğinde bu nâm ile tesmiyeye seza görülmüştür. Bu suretle vücut bulan Qaynak elli kadar haneyi havi, havası ısıtmalıdır.
3-Emenî (Emena) bu köy (Çiyaye Reş) ın şark cihetine müsadif olup ortasından geçen bir ırmak burayı ihya etmekte olup yetmiş kadar haneyi havidir. (Emenî) bizimkiler demektir.
4-Ermenî (Ermelû) isminden sabıkan Ermenilerle meskûn olduğu zan olunuyor. Bundan üç sene mukaddem bir köylü kendisi için bir ev yapmakla uğraşırken gayet güzel ve rengârenk taşlarla menkuş oldukça büyük eski bir bina zuhur etmiştir. Bu evin kapısı iki kanatlı ve taştan mamul olup “mil” üzerinde hareket eder. Bir köşesinde de iki buçuk metre uzunluğunda eski bir mezar çıkmıştır. Burayı ziyaret açizilerine nasip oldu. Duvarın üzerinde bir takım yazılar vardır ki bildiğim harflerden hiçbirisine benzetemedim bu karyede kırk kadar hane oturmaktadır. 5-Kemşo (Qemîşlî) ; manası eksik çamaşır yıkayanlar demektir. Bu karyede otuz kadar hane vardır. Yukardan beri saydığım köyler – ki başlıca aşiret köyleridir – umûmiyetle bir iki ağa müstesna tutulduğu halde – Kürdçeden maada hiçbir lisan bilmezler. Takdim ettiğim fotoğraftaki Muhammed Ağa Terkan aşiretinin en büyük ağasıdır.
** Yukarıda yazdıklarımdan anlaşılır ki köylerin ekserisinin ismi ya büsbütün yahut kısmen değişmiştir. Bunları da Kürdçe bilmeyen memurin kendilerine suhulet olmak üzere birer suretle kalb ve tahvil etmiş olsalar gerektir. Her zamân hükümetle alâkâdâr olan köylüde hükümetin verdiği bu isimleri istimale mecbur olarak bit-tabi mürur-u zamânla aslını unutmuşlardır. Bu defalık bu kadar yazıyorum; makbule geçerse bütün aşiretlerin ahval ve âdâtından bahsederim. Têrkan Aşireti Mensûbininden Cındo * Mamafih Türkler ve Acemler bu kelimeyi ahz etmişlerdir. **

Fotograf: Siverek’de Kürd aşairinden meşhur Têrkan aşireti reisi Muhammed Ağa Hazretleri ve maiyeti (Ji eşaîra giranê Kurdan hêla Sêwregê xudan nav û deng ağaê eşîrê Têrkan Muhammed Ağa û bin destê wî)
Kaynak: Têrkan Aşireti Mensubinden Cindo; “Kurdistan Mektupları-Siverek”, Hetawî Kurd, Sayı: 10, İstanbul 1914, s.4-5’den aktaran (transkripsiyon): Ahmet Alan, Hetawi Kurd (1913-1914), Mardin Artuklu Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Mardin 2015, ss. 239-242 & Ahmet Alan, Hetawi Kurd (1913-1914), Avesta Yayınları, 2017.
Not: Mektubun yazarı, yazısının devamını göndereceğini belirtmişse de, bu derginin eldeki son sayısı olduğundan; derginin 10.sayıdan sonra çıkıp çıkmadığı belli değildir. Derginin önceki birkaç sayısına da henüz ulaşılamamıştır.
(Bu yazı Sayın Bilal Zilanın facebook sayfasınndan alıntıdır.)
ÇandName TR Ataların izinde, geleceğe namzet…