1514 OSMANLI-1849 KÜRT BEYLİKLERİNİN SONU (BİTLİS VE ÇEVRESİ TARİHİ)

-1514 Osmanlı
-1532 Tekrar Safevi
-1534 Tekrar Osmanlı
-1639 Kasr-ı Şirin antlaşması
-1849 Bitlis Beyliğinin ve diğer özerk beyliklerin tasfiyesi
Şeyh Cüneyd’in torunu İsmail Safevi, Uzun Hasan’ın torunu Elvend Mirza liderliğindeki Akkoyunluları Nahçıvan yakınlarında yenerek 1501 yılında Tebriz’de kendini Şah ilan eder. Bitlis 1507’de Emir Şeref tarafından Safevi devletine bağlanır.
Şah İsmail, Azerbeycan, İran, Kürdistan, Irak, Afganistan ve Tükemensitan’ı içine alan bir coğrafyayı egemenliği altına alır. Tarihte ilk kez Onikinci imamlığını resmî mezhep olarak kabul eden atalarının kurmak istediği 250 yıllık Şii bir devleti kurmuş olur. Fakat Şah İsmail bu mezhepçi yaklaşımını Kürtlere karşıda izleyerek hayatının en büyük hatasını yapar. Serendaj ve Kirmanşah Kürt beyliklerine kılıç zoruyla Kızılbaş valiler atar, kendisine bağlılığını bildirmek için yanına giden 11 Kürt beyini çeşitli bahaneler ileri sürerek Sason ve Şirvan beyleri hariç tutuklar. Buralara da kendi yönetimlerini atar. Bir süre sonra Özbek saldırısı olunca Bitlis ve Hasankeyf emirleri dışındakileri kendisine destek olması karşılığında serbest bırakır. Bu olaylar Şah İsmail’e olan güveni kırar. Ortaya çıkan koşullar Kürt emirliklerini Osmanlı’nın yanına çekmek isteyen Akkoyunlu sarayından Şah İsmail’in elinden kaçarak kurtulan Osmanlı devlet adamı İdris-i Bitlisinin işini kolaylaştırır. Bölge Osmanlı-Safevi savaş atmosferine girdiğinde Bitlis beyleri dahil bütün beylikler bölgelerinden Safevileri çıkarmaya başlar ve bağımsızlıklarını korumayı başarır. Emir Şeref 1511 yılında kendi aşireti Ruzigiler tarafından hapisten kurtarılır.
Yavuz ordusunu ayakta tutmak için Erzincan’a geldiğinde ganimet için binlerce Aleviyi kılıçtan geçirerek Alevi Kızılbaş katliamlarının ilk perdesini açar. Dağılmaya başlayan ordusu bu ganimetlerle toparlanır. Fakat asıl moral gücü Kürt ordusu Yavuz’un yanına geldiğinde olur. İdris Kürt beyliklerinden tam 70 bin güç toplamıştır bu Yavuz’un ordusuna eşit sayıdaki güçle sayı 2’ye katlanır. Şah İsmail bu sayı karşısında savaşı bir süre ertelemek yeni kuvvetler elde edebilmek için yön değiştirir fakat peşine düşen kalabalık orduyla Çaldıran ovasında karşılaşmaktan kurtulamaz. Savaş neredeyse Şah’ın ona ölümüne bağlı manevi ordusu ile Osmanlı için cansiparane savaşan İdris’in komutasındaki Kürt savaşçılar arasında geçer. Şah yenilir otağını bırakıp kaçmak zorunda kalır.
Yavuz Kürt beylerini yanına kabul ederek bu fedakârlıklarından dolayı tebrik eder özerklik anlaşmalarını devreye sokar. Bölge ve Bitlis 1514 yılında Yavuz Sultan Selim’in başdanışmanı İdrisi Bitlisinin ikna, telkin ve çalışmalarıyla Osmanlıya bağlanır. İdris, Halifeliği ele geçirebilmesi için Yavuz’u Mısır seferine ikna eder. 1517 Mercibadık ve Ridaniye savaşları sonrası Yavuz Memlükler’i yenilgiye uğratarak bütün bir Arap coğrafyasını ele geçirir, kutsal emanetleri ve halifeliği alarak İstanbul’a döner bu tarihten sonra Osmanlı sultanları yeryüzünün Halifesi ünvanıyla anılmaya başlar. Emir Şeref Osmanlıdan yana büyük yararlılıklar gösterir bu durum Kanuni Süleyman zamanında da devam eder.
Bölge 1532 yılında Şah Tahmasb döneminde tekrar Safevilerin hakimiyeti altına girer. Şahkulu isyanında yer alan Osmanlı’ya yenilerek Şah İsmail’e sığınan, Safevilerin Azerbaycan valisi Ulama Paşa Tahmasb’la ters düşerek Sultan Süleyman’a bağlılığını bildirir ve Şeref Beye karşı düşmanca entrikalar çevirmeye başlar. Ulama Osmanlının desteğini aldıktan sonra bir ordu ile o zaman Şah’a bağlı olan Bitlis üzerine yürür bunu haber alan Emir Şeref 1533’te İran’a sığınır. Ulama, Şah’ın ordusu tarafından geri çekilmek zorunda bırakılır. Şeref Bey yeniden Şah Tahmâsp tarafından Bitlis hükümdarlığına Şeref Han unvanıyla getirilir. Fakat Ulama İran ordusunun geri çekilmesi üzerine1534 yılında Bitlis’e ikinci bir harekât başlatır ve yapılan savaşta Şeref Bey yenilir. Ulama Şeref Beyin kafasını keserek. Sultan Süleyman’a İstanbul’a gönderir. Bitlis Beyliği 1534’de tekrar Osmanlı hâkimiyetine girer.
Şeref Beyin ölümü üzerine Rojki aşireti onun oğlu olan Şemseddin’i Bitlis Beyi olarak ilan eder. Bu sırada Diyarbekir’de bulunan büyük vezir İbrahim, Sultan Süleyman adına bu atamayı onaylar. Sultan Süleyman aşireti o zaman karşısına almak istemez. Buna karşın Rojki aşiretini beysiz bırakmak için başka bir yola başvurur. 1535 yılında Şemseddin’i Bitlis beyliğinden alıp Malatya’ya gönderir. Rojkililer Kanuni Süleyman’ın amacını anlar. Bey’in bu öneriyi kabul etmesini istemezler. Malatya’ya gitmekten vaz geçmesini isterler. Bunun üzerine Şemseddin İran’a kaçar. İran sarayı tarafından şerefine yaraşır şekilde karşılanır. 1576 yılında 67 yaşında Qazvin’de ölür.1578 yılında oğul Şeref Bitlis’e döner ve Bitlis Beyliğinin başına geçer.
Kanuni 46 yıllık saltanatı boyunca bir kez doğuya sefer yapar. Çünkü İdrisin temelini attığı Osmanlının doğu sınırları Kürtler tarafından Osmanlı için savunulmaktadır. Şah Tahmsab Van’ı ele geçirince Kanuni o tek sefere çıkar. Yanında bölgeyi iyi bilen Ulama paşa ve Şah Tahmasbın ona sığınan kardeşi Elkas Mirza vardır. Şah Tahmasb Tebrizi boşaltır Kanuni Van’ı 1548 yılında tekrar Osmanlı topraklarına bağlayarak geri döner.1 Haziran 1555’te imzalanan Amasya Antlaşması ile de Osmanlı Devleti’nin Bitlis üzerindeki hâkimiyeti Safevîler tarafından kabul edilir.
43 yıl Bitlis Beyliği ilga edilir. Şemseddin oğlu Şerefhan Irak’ın Kum kentinde 1543 yılında dünyaya gelir. Annesi Tokatlı lakabıyla bilinen Emir Han’ın kızıdır. İran’da Nahcıvan valiliği yaparken 1578 yılında 3.Murat zamanında Bitlis beyliğine tekrar geri döner. Kürt tarih yazımının en önemli kitabı Şerefnameyi yazar. Bu yıllarda sürüp giden Osmanlı-İran savaşlarında Osmanlılara büyük hizmetleri dokunur. 1597 yılında oğlu Şemseddin lehine Bitlis beyliğinden çekilir.1574-1587 yılları arasında Van Beylerbeyliğinde Hüsrev Paşa vardır.
Kanuniden sonra Osmanlı gerilemeye başlar. İlk darbeyi Kanuni’nin oğlu 2.Selim zamanında 1571 yılındaki İnebahtı deniz savaşında bütün bir donanmasını kaybederek alır. Bu arada 4.Murat 1639 yılında Safevilerle Osmanlı sınırını belirleyen Kasr-ıŞirin antlaşmasını imzalar. Kürdistan iki imparatorluk arasında paylaşılır. 1682-1725 yılları arasında Rusya’yı bir imparatorluğa dönüştüren Büyük Petro yaptığı darbelerle Osmanlının çöküşünü hızlandırır. 1699 yılında yapılan Karlofça anlaşması Osmanlı’nın gerileme sürecinin başlangıcı olur. 1736 yılında da Safeviler yerini Avşar hanedanlığına bırakır.
Şerefhan Bitlisinin torunu Abdal HAN dönemi 1638-1657 arası Bitlis Emirliğinin altın çağıdır. 1650’li yıllarda döneminde Osmanlı Sadrazamı olan ve daha sonra Van Beylerbeyi olarak atanan Melek Ahmet’le savaşmaktan çekinmez. Osmanlı ordusuna karşı büyük bir direniş ortaya koyar Rojkilerle birlikte Mutki dağlarına çekilir, yerine oğlu Ziyaeddin atanır. Geri döndüğünde İstanbul’a sürgün gönderilir.
Osmanlı 1774’te yine Ruslara karşı kaybettiği savaş sonunda imzalanan Küçük Kaynarca antlaşması ile bağımsızlığını kaybederek Rusya’ya karşı İngiliz ve Fransızlara bağımlı hale gelir. 1793 yılında nizamı cedit ordusunun kurulması ve 2.Mahmud’un 1826 yılında Yeniçeri ocağını kaldırması ile Osmanlının yenileşme süreci başlar. 1829’da Yunanistan bağımsızlığını kazanır, Kürtler ise ancak küçük çaplı 1806 Buban, 1832 Revanduz, 1833 Soran isyanlarını gerçekleştirebilirler. Oysa 1833 yılında isyan eden Mısır valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa durdurulamaz İstanbul’a girerken Kütahyada Osmanlının müttefikleri Fransız ve İngilizlerin Mısır meselesinde Mehmet Ali Paşayı desteklemesi nedeniyle Ruslardan yardım ister. Yapılan Hünkar iskelesi antlaşması ile Ruslar boğazlardan geçme hakkı kazanır.1839 yılında Abdulmecid tahta çıkar ve 3 ay sonra Tanzimat fermanını ilan eder bu Osmanlı için batılılaşmanın ilk başlangıcıdır. Bu sayede Mısır meselesini Londra antlaşması ile Fransız ve İngilizlerle hareket ederek Mısırı Mehmet Ali Paşa’ya bırakarak ancak çözüme kavuşturulabilir. 1843 yılında Bedirhan bölgesinde kendisine sorun çıkardığını iddia ettiği 10 bin Nesturiyi katleder sonra Babıaliye başkaldırarak büyük bir isyan başlatır. Mısır meselesini halleden Abdulmecid 50 bin kişilik bir ordu gönderir Bedirhan direnir fakat ihanete uğrar 1847’de teslim olarak sürgüne gönderilir.
1847 yılında yeniden fethedildiği söylenen sadaret arızasında, merkez Ahlat daha sonra Diyarbakır eyaletiyle ve Van, Muş, Hakkari sancaklarıyla Cizre, Botan, Mardin kazalarından oluşan Kürdistan eyaleti kurularak yeniden bir idari düzenlemeye gidilmeye başlar. Osmanlı 1849’da bütün beylikleri ortadan kaldırarak merkeze bağlı idareciler atar. Reşid Paşa son Bitlis beyi Şerif’i yapılan savaşın sonunda esir alarak İstanbul’a sürgüne gönderir. Bu tarihten sonra Osmanlı yönetimi Bitlis ve Kürdistan’da kendi merkezi yönetimlerini mutlak kılmak için çalışmaya başlar.
İlhami BARAÇ

Hûn dikarin van nivîsan jî bixwînin.

KÜRTLERİ BÖLMENİN EN SİNSİ YOLU

KAVRAMLARI ÇARPITMAK.. Kürt milletini bölmek isteyenlerin kullandığı en tehlikeli yöntem silah değildir. Kavramları değiştirmektir. Bugün …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir