Halabja Katliamı: Tarihe kazınmış acı bir hatıra

Ayın 16’sı. Mart 1988, Irak Kürdistan’daki Halepçe şehri, modern tarihin en karanlık bölümlerinden birine tanık oldu. Saddam Hüseyin rejimi kendi sivillerine karşı kimyasal silahlar kullandı ve binlerce Kürt erkek, kadın ve çocuğu katletti. **Halabja Katliamı** olarak bilinen bu vahşet, savaşın dehşetinin ve otoriter rejimlerin vahşetinin akıldan çıkmayan bir sembolü olarak kalmaya devam ediyor.
### **Tarihi arka plan: Enfal kampanyası ve İran-Irak savaşı**
Katliam, İran-Irak savaşının (1980-1988) son aşamalarında gerçekleşmiştir. İran güçlerinin Kürt bölgelerine sızdığı raporlarını aldıktan sonra Saddam Hüseyin rejimi Kürtleri katliam ile cezalandırdı…! Sivil nüfusun tamamen masum olmasına rağmen rejim **Enfal Kampanyası** (1986-1988) adlı bir soykırım kampanyası başlattı. İran sınırına yakın stratejik bir konumda bulunan Halepçe, Kürt halkının İran’ı desteklediği bahanesiyle hedef alındı. Binlerce çocuk, yaşlı ve bebek – masum ve cahil- ayırt etmeksizin öldürüldü.
Saldırı: Kimyasal Bir Kabus
O uğursuz günde, Irak’a ait sekiz MiG-23 uçağı Halepçe semalarında **hardal gazı** ve tanımlanamayan **sinir gazı** içeren bombalara müdahale etti. Zehirli bulutlar kurbanları dakikalar içinde boğarak acı bir ölüme yol açtı. Kurtulanlar, cesetlerle dolu sokakları, evlerinde ölen aileleri ve otlarken yere yığılan hayvanları anlattı. **3.200 ile 5.000 arasında kişi** olay yerinde hayatını kaybederken, **7.000–10.000 kişi** ağır yaralandı.
Oyun sonrası: Nesiller boyu acı
Trajedi saldırıyla sona ermedi. 23’ü. Ağustos 1988 Irak ordusu Halepçe’yi yeniden ele geçirdi ve bu süreçte **200 sivil** öldürüldü. Hayatta kalanların uzun vadeli sağlık sorunlarıyla karşılaştı: kanser, solunum hastalıkları ve doğum kusurları nesiller boyu devam etti. Kimyasallar mirası yıllar sonra doğan çocuklarda bile engelli olarak kendini gösterdi.
Adalet ve tanıma
Saddam Hüseyin 2006 yılında insanlık suçlarından dolayı idam edildi, ancak bu karar Halepçe’ye özel değildi. Katliamın **soykırım** olarak tanınması, Irak Yüksek Mahkemesi’nin **1 hakkındaki kararına kadar beklemek zorunda kaldı. Mart 2010**. Bu karar, Kürt halkının çektiği acıların geç bir şekilde tanınmasına neden oldu.
Kültürel miras: Sanat, hafıza ve direniş
Halepçe Kürt direnişinin sembolü haline geldi. Yıllık anma törenleri, *Kürtçe ağıtlar* gibi belgeseller ve hareketli şiirler kurbanların anılarını canlı tutuyor. Şehirdeki **Halabja Anıtı ve Müzesi** trajediyi fotoğraf ve eserlerle belgeleyen sessiz bir tanık olarak duruyor.
Neden  hatırlıyoruz? 
Halepçe Katliamı sadece tarihi bir olay değil, aynı zamanda bir uyarıdır. Bu trajedi dizginlenemeyen gücün yıkıcı sonuçlarını ve uluslararası sessizliğin bedelini ortaya çıkarıyor. Halepçe’yi hatırlamak, kurbanları onurlandırmak, hayatta kalanları desteklemek ve *bir daha asla* demektir.
Bu acıyı düşünürken bu hikayelerin unutulmaması için mücadele edenleri dinleyelim. Umudumuz, bu hikayelerin kökleri adalet ve barışa dayanan bir geleceğe ilham vermesi.
“Şehitleri unutmak insanlığa ihanet etmektir. * — Kürt Atasözü
Bu makale Halepçe kurbanlarını anarken dünyayı zulme karşı uyanık kalmaya çağırıyor. Mirasları adalet ve barış mücadelesine yol göstersin.
Mehmet Şeker

Hûn dikarin van nivîsan jî bixwînin.

KÜRTLERİ BÖLMENİN EN SİNSİ YOLU

KAVRAMLARI ÇARPITMAK.. Kürt milletini bölmek isteyenlerin kullandığı en tehlikeli yöntem silah değildir. Kavramları değiştirmektir. Bugün …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir