Simurg

İrani(Kürt,Fard vb.) halkların mitolojisi ve edebiyatına dayanan, efsanevi, iyicil bir kuştur.Bu kuşun öleceği zaman, bir tür ateş olup kendi kendini yaktığı ve kendisinden yeniden doğduğu rivayetler arasındadır.

Simurg, Kürt sanatında kuş şeklinde, kanatlı dev bir yaratık olarak resmedilmiştir. efsaneye göre, bu kuş o kadar yaşlıdır ki dünyanın yok oluşuna üç kez tanık olmuştur.

Efsaneye göre kuşların hükümdarı olan Simurg (Zümrüd-ü Anka), Bilgi Ağacı’nın dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş’

Kuşlar Simurg’a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürlermiş. Ama içlerinden Simurg’u gören olmamış. Simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler. Simurg’un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan Kaf Dağı’nın tepesindeymiş. Bir gün uzak bir ülkede bir kuş sürüsü Simurg’un kanadından bir tüy bulmuş. Simurg’un var olduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurg’un huzuruna gidip, yolunda gitmeyen şeyler için yardım istemeye karar vermişler.

Kaf dağına varmak için ise yedi dipsiz vadiyi aşmak gerekirmiş, Bu vadilerin her biri bir diğerinden daha çetinmiş. Birincisi; İstek, ikincisi; Aşk, üçüncüsü; Marifet, dördüncüsü; İstisna, beşincisi; Tevhid, altıncısı; Şaşkınlık ve yedincisi yok oluş vadileriymiş.

‘Yedi vadi üzerinden uçtukça sayıları gittikçe azalmış.’

Kuşlar, hep birlikte göğe doğru uçmaya başlamışlar. İsteği ve sebatı az olanlar, dünyevi şeylere takılanlar yolda birer birer dökülmüşler. Yorulanlar ve düşenler olmuş. Önce ‘Aşk Denizi’nden geçmişler sonra ‘Ayrılık Vadisi’nden’ uçmuşlar. ‘Hırs Ovası’nı aşıp, ‘Kıskançlık Gölü’ne’ sapmışlar. Kuşların kimisi ‘Aşk Denizi’ne’ dalmış, kimisi ‘Ayrılık Vadisi’nde’ kopmuş sürüden. Kimi hırslanıp düşmüş ovaya, kimi kıskanıp batmış göle.

Önce Bülbül geri dönmüş, güle olan aşkını hatırlayıp; Papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş (oysa tüyleri yüzünden kafese kapatılırmış); Kartal yükseklerdeki krallığını bırakamamış; Baykuş yıkıntılarını; Balıkçıl kuşu bataklığını özlemiş…

Sonunda sırrı, sözcükler çözmüş: Kürtçe ‘si’, ‘otuz’ demektir. ‘Murg’ ise ‘kuş.’

Ve nihayet beş vadiden geçtikten sonra gelen Altıncı Vadi ‘Şaşkınlık’ ve sonuncusu Yedinci Vadi olan ‘Yok oluş Vadisi’nde’ bütün kuşlar umutlarını yitirmiş. Kaf Dağı’na vardıklarında geriye sadece otuz kuş kalmış. Simurg’un yuvasını bulunca ögrenmişler ki ‘Simurg – otuz kuş’ demekmiş. Onların her biri birer Simurg’muş. 30 kuş anlar ki aradıkları kendileridir ve gerçek yolculuk, kendine yapılan yolculuktur.

Hûn dikarin van nivîsan jî bixwînin.

Bediüzzaman’dan Ölçülü Bir Milliyet Perspektifi?

Bu yazıda; Bediüzzaman’ın Münazarat adlı eserinde dile getirdiği “Milliyetimizin ruhu İslâmiyet’tir. Hakiki ve nisbî[1]ve izafîden[2] mürekkebdir. Başka millete benzemiyoruz.”[3] İfadesi …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir