1.Seyit Rıza (Dersîm) İsyanı
İsyanın Arka planı
Bölge gerek coğrafi yapısı, gerekse merkeze uzaklığı nedeniyle merkezi otoritenin tam sağlanamadığı, ağalık tarzı feodal bağların kuvvetli olduğu bir yapıdaydı. Bu açıdan Osmanlı döneminde de bölgede pek çok ayaklanma yaşanmıştır. Dönemin içişleri bakanlarından Şükrü Kaya 1876 yılından beri bölgeye 11 askeri harekat düzenlendiğini; ancak bir çözüm sağlanamadığını belirterek, bölgenin bu alandaki geçmişini ortaya koyar. Dersim ayaklanmaları olarak adlandırılan, bölgedeki isyanlar arasında bir önceki isyan 1916 yılına tarihlenir.
Dersimlilerle ilgili raporlar
Tunceli Kanunu
25 Aralık 1935 tarihinde, 2884 sayılı Tunceli Vilayeti’nin İdaresi Hakkında Kanun çıkarıldı ve 4 Ocak 1936 tarihinde Dersim Vilayeti’nin adı Tunceli Vilayeti oldu.
Dördüncü Umumi Müfettişlik
İsyan
Uhundu köyü
Harekatı Tetikleyen Olaylar
Askerî harekât
Birinci Tunceli Harekâtı
Mustafa Kemal Atatürk ve Sabiha Gökçen (17 Kasım 1937, Pertek Halkevi’nin önünde).
Sabiha Gökçen’e bir röportajında Atatürk’ün olaylara bakış açısı ve bölgeye ne zaman geldiği sorulmuş ve bunun üzerine Gökçen şunları ifade etmiştir: “1937 sonlarına doğru. Pertek’te bir köprü yapılmıştı, onun açılışı dolayısıyla Atatürk gelmişti. Yani bu mevzular görüşülmüyordu. Arazide geziler yapıyorduk bazen Atatürk ile. Ben gösteriyordum yerleri, şurası şudur burası budur diye.”
- Seyit Rıza
- Resik Hüseyin (Seyit Rıza’nın oğullarından, 16 yaşında)
- Seyit Hüseyin (Kureyşan-Seyhan aşiret reisi)
- Fındık Ağa (Yusfanlı Kamer Ağa’nın oğlu)
- Hasan Ağa (Demenan aşiret reisi Cebrail Ağa’nın oğlu)
- Hasan (Kureyşanlardan Ulkiye’nin oğlu)
- Ali Ağa (Mirza Ali’nin oğlu)
İkinci Tunceli Harekâtı
Üçüncü Tunceli Harekâtı
10-17 Ağustos 1938 tarihinde Üçüncü Tunceli Harekâtı düzenlendi.
Temizleme harekâtı
Hava kuvvetleri
Harekâtın sonuçları
| Olaylardan önce ve sonra Tunceli il nüfusu | |||
|---|---|---|---|
| 1935 | 1940 | ||
| 101.099 | 94.639 | ||
| Nüfusun Azalmasındaki Etkenler | |||
| Toplam Kayıplar | Sürgünler | ||
| 13.160 | 11.818 | ||
lerdi. Rus ordusu da bölgenden çekilince zaman zaman Türk kuwetleriyle çarpışmışlardı.
itlis milletvekili Yusuf Ziya’nın kardeşi teğmen Rıza, Vanlı Rasim ve Tevfik Celal’dan oluşan 4 subay kökenli üyesi vardı. Örgütün kurulduğunu Binbaşı Kasım bizatihi Mustafa Kemal’e ihbar etmişti. 1924 yılında Beytüşşebap’ta görevli Kürt subaylarının firarından sonra devlet harekete geçerek önce Erzurum’da bulunan Bitlis milletvekili Yusuf Ziya Beyi gözaltına alarak Bitlis’e götürdü. Ekim ayında Halit Bey’i de Erzurum’da evinde gözaltına alarak Bitlis’e getiriyor. Şeyh Said ile Kürt Tealî Cemiyetinin eski başkanı Nehrili Seyit Abdulkadir’de örgütün sahnede görünmeyen üyeleriydi. Kitle ile güçlü bağı olan Şeyh Said halk arasındaki çalışmalarını sürdürüyor ve silahlı ayaklanmalar için taban yokluyordu. Seyit Abdülkadir kendisine coğrafi konumundan dolayı “isyanın Hakkari dağlarında” başlatılmasını öneriyor. Devletin sıkı gözetimi altında bulunan Şeyh Said Hınıs’taki evinde basılarak ifadeleri alınıyor. Yer değiştirmek durumunda kalan Şeyh, Bingöl üzerinden Pîran’a geçiyor. Devletin ajanları kendisini sürekli izliyorlar. Pîran’da kardeşi Şeyh Abdurrahim’in evinde kalıyor. 13 Şubat 1925 günü Teğmen Mustafa ile Teğmen Hasan Hüsnü komutasındaki askeri birlik 6 (altı) asker kaçağını yakalamak için Pîran’a geliyor. Şeyh Said ile askerler arasında kaçakların teslimi konusunda gerçekleşen diyalog sonuç vermiyor. Şeyh soğuk kanlı davranarak bunun bir provokasyon olduğunu biliyor. Meseleyi büyütmeden köyden ayrılmak istiyor. Teğmenlerden biri Şeyh Said’in sakalını çekerek hakaret ediyor. Bu durum karşısında sertleşen Şeyh Said adamlarını harekete geçiriyor. Şeyh Said’in yakasını tutan teğmen ile 2 asker öldürülüyor, diğerleri de etkisizleştiriliyor. Böylece devletin tezgahladığı provokasyonla 1926’da planlanan isyan bir yıl öncesinde başlıyor.kiminiz yabancı kışkırtmasını ve siyasi hırslarını
rehber ederek, hepiniz bir noktaya, yani
BAĞIMSIZ KÜRDİSTAN’I kurmaya yöneldiniz.”
‘senden hoşlandım’ dedi. ‘Ama kıyamet gününde hesaplaşacağız.’
Askeri komutana da takılarak ‘paşa’ dedi. ‘gel düşmanınla vedalaş.’
Gömlek üzerine geçirilirken kımıldamadan durdu.”
-Ne yapalım Said Efendi, seninle Hınıs’ta kuzu yiyemedik.
-Doğru söyledin, Saib Bey, ama siz cezamı hafifletmediniz.
-Şeyh Efendi, bundan hafif ceza olur mu?
-Bundan ağırını siz söyleyin…
Asılan 47 can “ibreti alem için” gün ortasına kadar darağacında asılı kaldılar. Sonra da bugün dahi açılması yasaklanan bir çukura topluca gömüldüler.
4.Şeyh Ubeydullah Nehri İsyanı
Şeyh Ubeydullah Nehri İsyanı
1878’de yani Rus-Türk (1877-1878) savaşının hemen akabinde Botan bölgesinde Mir Bedirxan’ın iki oğlunun öncülüğünde Kürtler ayaklanırlar. Dersim’de ise zaten başkaldırı başlamıştır. Kürtler Dersim’de kadınıyla erkeğiyle amansız bir mücadele yürütürler. Tujik Dağı’nda sıkıştıklarında imdatlarına Ermeni kardeşleri yetişir. Osmanlı ise Dersim’in diğer bölgelerle birleşmemesi için barikat kurmuştur. Velhasıl yenilirler.
Tüm bu karmaşık olaylarla 1880’e girilir. Şeyh Ubeydullah Nehri, Nakşibendi Tarikatı’nın öncüsüdür. Ve aynı zamanda iki yüze yakın köyü olan bir Kürt feodalidir. Tüm bu nüfuzlarını kullanarak halkı direnişe çağırır. Hakkari, Osmanlı’nın denetiminden alınır. Kürtlerin birleşmesini isteyen Şeyh Ubeydullah bir toplantı düzenler. Kürt ileri gelenlerinin hepsi çağrılıdır. Osmanlı’dan taraf olan Kürt ileri gelenleri, Kürt birliğinin Hristiyanlara karşı kullanılması gerektiğini belirtirler. Şeyhin tavrı ise nettir: “Ermeniler katledildiği takdirde, Kürtler Türkiye hükümeti nezdindeki önemlerini yitireceklerdir.” Öngörülüdür. Ermeni ve Süryani dostudur. Hoşgörülüdür.
Ve bu söz konusu toplantıda Türkmenistan’la savaşan İran’da mücadelenin başlatılması gerektiği konusunda hemfikir olurlar. Mücadele İran Kürdistanı’nda başlatılır. Oğlu Abdulkadir’in öncülüğünde, Kürtler şehir ve köylerini birer birer almaya başlarlar. Süryani lider Mar-Şimun, hareketi destekler. Ermeniler de destekte bulunurlar. Şeyh Ubeydullah, Hristiyanlara büyük bir ilgi gösterir. İngilizler boş durmaz. Çünkü Türkiye üzerinde çıkarları vardır. Bir süre sonra Süryani ve Ermenileri tarafsız bir hale getirirler.
Kürtler de büyük hatalar yapmaya başlarlar. Kurtarılan bölgelere Şeyh, kadı tayin ediyordu. Soucbulak’ta İmam-ı Cuma hutbe vererek, İranlı Şiilere cihad-i mukkades ilan eder. Müslüman olmayanları bu durum ürkütür. Kürt aşiretleri arasında birlik sağlanamamıştır. Talancı bazı Kürt aşiretleri direnişin içine sızarak, ele geçirdikleri ganimetten sonra ortadan kaybolurlar. 1880’in son aylarına doğru Kürt mücadelesi yenilgiye uğrar. Farslar, Avusturyalı görevlilerle birlikte önüne çıkan herkesi kesip biçerler. Köyler yakılıp yıkılır.
Kuşatma ve sürgün
Yenilgiden sonra, Şeyh Ubeydullah ise Şemzînan’daki (Şemdinli) köşküne çekilir. İran’ın da baskısıyla Şeyh Ubeydullah, İstanbul’a çağrılır. Şölenle karşılanan şeyh Ubeydullah, bir süre sonra tutsak olarak tutulduğunu anlar. Kılık değiştirerek firar eder ve sonrasında Kürdistan’a ulaşır. Kürtler Şeyh Ubeydullah’ı şanına yakışır bir şekilde askeri birliklerle karşılarlar. Önüne çıkan Osmanlı askerleriyle çatışmaktan da geri kalmazlar. Yine Ermenilerle iyi ilişkiler geliştirmeye dikkat eder. 1882’de bulunduğu kale kuşatma altına alınır. Kaleyi Osmanlılar yıkar. Şeyh Ubeydullah’ı teslim alıp Musul’a sürgün etmek için, askerlerin himayesinde yola çıkılır. Oğlu baskın düzenleyerek babasını kurtarır. Osmanlı ordusu bulundukları bölgeyi kuşatma altına alarak Şeyh Ubeydullah Nehri’yi ve oğlu Abdulkadir’i teslim alarak Mekke’ye sürgüne gönderirler.
5.Koçgiri İsyanı
Ayaklanma, bölgedeki 6. Süvari Alayı’nın bir grup asker kaçağını yakalamak isterken baskına uğramasıyla 6 Mart 1921’de başlamıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükumeti Sakallı Nurettin Paşanın Merkez Ordusu’nun emrinde Topal Osman Ağanın bizzat komuta ettiği 42. ve 47. Giresun Alaylarını isyanı bastırmakla görevlendirmiştir. Nisan’da harekatın birinci evresi sona erdiğinde isyancılar küçük gruplar halinde dağılarak Kuzey ve Kuzeydoğu yönüne çekilmişlerdir. Bundan sonraki ikinci etapta, 17 Haziran’da isyancılardan Haydar Bey’in kardeşi Alişan ve 32 isyancı ileri geleni ile 500’den fazla isyancı teslim olmuş, isyan Haziran 1921’de katliamlarla bastırılmıştır.
ÇandName TR Ataların izinde, geleceğe namzet…









