Malper / Edebiyat / Luqman Guldivê: Özgürlüğe aşık bir şair

Luqman Guldivê: Özgürlüğe aşık bir şair

Luqman Guldivê: Özgürlüğe aşık bir şair

Cegerxwîn 1903 yılında Gercüş’e bağlı Hesar köyünde doğduktan sadece 11 yıl sonra sürgün ile tanışır ve 22 Ekim 1984’te yine sürgünde hayata veda eder. Şiirlerindeki acıyla adını Cegerxwîn koydu.

Henüz çocuk yaşta anne ve babasını yitiren Cegerxwîn, daha o yıllarda toprak ağalarının zulmüne, sonrasında Birinci Dünya Savaşı’na, gençliğinde ise Türk devletinin soykırımlarına şahit olacaktı. Tüm bunları zaten Cegerxwîn’in şiirlerinde görmek mümkün.

1.jpg

Cegerxwîn’in şiirlerini okuyanlar ondaki acının aslında bir özgürlük arayışını olduğunu göreceklerdir. Sona bırakmayalım, Cegerxwîn yaşama aşıktı… Peki bu nasıl bir çelişki yada bu bir çelişki mi? Cegerxwîn’ın acı ve özgürlüğün birbirini besleyen olgular olduğu daha çocukluğunda yaşamıştı. Ondandır ki, bu ismi hayatı boyunca taşımıştır.

Cegerxwîn 21 yaşında medreseden mezun olup melle olur, zaten bir süre Mele Şexmûs olarak tanınır. Bu eğitiminden kaynaklı olacak ki, ilk şiirlerinde klasik Kürt Divan Edebiyatı’nın izlerini sadece dil ve vezinde değil aynı zamanda konularında da görebiliyoruz:

… Di nav her êlekê yek axa ye xwînxwar,

Nebîrbir û bêhiä û xwendin û bêkar.

Gerçî wek Ristem û Guhderz û Êzdînşêr in,

Lê çi bikim ji hev re tev egîd û mêr in.

Rojekê bîr nabin ko destên hev bigirin,

Ji bona welatê xwe serbilind bimirin.

Çiqasî ew mêr in, hewqasî ew merd in;

Tev nandar û navdarên nejade kurd in.

Yukarıda Sewra Azadî isimli ikinci divanında yayınlanan bu şiirinde açıkca Ehmedê Xanî’yi duyuyoruz. Cegerxwîn bu şiirinde tarz olarak da vezni tturmaya çalışmışsa da, klasik divan edebiyatının Kurmancisinin genelinde oldugu gibi bunda çok başarılı olamamış. Ancak Kürt şiir ritmini olduğu gibi yerleştirebilmiştir.

Cegerxwîn, Xanî’nin etkisini kısa süre sonra üzerinde atar ve  ve hedefini yukarıda övdüğü Kürt ağalarına çevirir. Bir süre sonra ise şiirlerinde bu sınıfa dini ulema da eklenir:

Hawar dikim,

Ranabî kes

Şêx û mela

Û pîr û qes

Bi xaç û xişt

Û mizgevt û dêr

Em xistine

Tora neyêr.   

Cegerxwîn meleliğe artık veda etmiştir. 1930’larda yeni arayışlar başlar. Toprak ağaları sisteminin tamamen dışında iki köyde yeni bir yaşamı mümkün kılma arayışına girişir. Bu başarısız projenin ardından 1937’de arkadaşları ile Amûde’de Nadia Ciwankurd isimli derneği kurar. Ancak Fransa manda rejimi kısa süre sonra bu derneği kapatır. Bu tecrübeden sonra Xoybûn’la ilişkilenir, hata örgütün isminin Civata Azadî û Yekîtiya Kurdan olarak değiştirilmesinde de rol oynar. Ancak ağa ve bey ailelerinin etkisini “Büyük ailelerin hileleri bitmez, istekleri değişmez” tesbiti ile örgütten ayrılır.

Nitekim Melayê Cizîriyî andıran bir şiirinde Bedirxanilere de ‘Xudanê Bircên’ belek diye atıfta bulunur:

Begler û paşa û axa û rîspî û muxtar;

Xudanê Bircên belek, bax û rez û cot û robar.

Heryek bi dilxoşî û serfirazî û bê hoşî,

Li cihan dijîn bi vî terz awayî bê zar.

Qet kes li me zarokan pirsê nakê carek îro,

Herçendî em ji naçarî dikin qîrin û hawar.

Cegerxwîn siyasetten kopmaz, 1949’da Suriye Komünist Partisi’ne katılır, ancak Arap milliyetçiliğinin yoğun etkisi onu başka arayışlara yönlendirir. 1950’li yılların sonunda KDP-Suriye kurucuları arasında yer alır. Güney Kürdistan’daki 1960’lı yılların başındaki kısa süreli otonomi zamanında Bağdat’ta Kürdoloji Kürsüsü’nde Kurmancî dersler verir.

Cegerxwîn bu fırtınalı yıllarda sadece farklı tarzlarla şiir yazmaz, konuları da çok yönlüdür:

Ez ji xew rabûm, gulfiroşek dî

Pir gelek şabûm, gul bi dil didî, gul bi dil didî

Hebûme yek dil tev jan û kul bû

Nebûme bawer, gul bi dil didî, gul bi dil didî

Min can û dil da, dil kêriye qêrîn

Go ho Cegerxwîn dil bi gul didî, dil bi gul didî

Cegerxwîn 1963’te Rojava’ya geri dönse de 1973 ve 1975 yılları arasında Lübnan’a gitmek zorunda kalır. Zaten en meşhur divani ‘Kî me Ez’i de Lübnan’da yayınlatır. Şiirleri dışında, Cegerxwîn Kürdistan Tarihi isimli bir kitap, Kürtçe sözlük, Kürt folkloru ile ilgili çalışmalarını da yayınlar.

Cegerxwîn 1979’da gitmek zorunda kaldığı Stockholm’de 22 Ekim 1984’te hayatını kaybeder. Hala Qamişlo’daki evinin bahçesinde kendisini, şiirlerini sevenlerin ziyaretlerini kabul eder.

http://yeniozgurpolitika.net/ozgurluge-asik-bir-sair/

Hûn dikarin van nivîsan jî bixwînin.

Kürtler de Kızları Saymama Meselesi

Dün bir yakınımla sohbet ederken, geçenlerde bizim Lice’de, mahkemede hakimin kendisine “Kaç kardeşsiniz?” diye sorduğunu, …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir