Malper / Forum / Kürtler de Kızları Saymama Meselesi

Kürtler de Kızları Saymama Meselesi

Dün bir yakınımla sohbet ederken, geçenlerde bizim Lice’de, mahkemede hakimin kendisine “Kaç kardeşsiniz?” diye sorduğunu, bacı ve kardeşlerinin toplam sayısını söylediğini, bunun üzerine hakimin kendisine “Aferin! Buralarda ilk kez birinin kızları da kardeşten saydığını görüyorum” dediğini anlattı.

Buna benzer durumların bir çok Kürdün başından geçtiğini tahmin edebiliyorum. Çünkü hem çok duymuşluğum hem bizzat yaşamışlığım olmuştur. Örneğin, 1996 Mayısında, gözlerim bağlı, çırılçıplak sorgudayım. “Kardeşlerinin adını say!” dedi, sorgucu. Erkek kardeşlerimin adını saydım. “Ulan siz ne medeniyetsiz, ilkel insanlarsınız. Kadınları insandan bile saymıyorsunuz…” diye köpürdü. Kiyamet kadar hakaret, küfür eşliğinde aşağıladı da aşağıladı beni, milletimi.

“Öyle değil ama! Bacı ve kardeşlerinin adlarını say demedin ki sen” deyince, duraksadı sorgucu. “Biz, kardeş kelimesini sadece ‘erkek kardeş’ manasında anlıyoruz” dedim.

Kürtçede kız kardeş için ayrı, erkek kardeş için ayrı sözcükler vardır. Türkçedeki gibi “Kaç kardeşsiniz?” demiyoruz biz. Kurmancî olarak “Hûn çend xwuşk û bira ne?” Zazakîde yine aynı şekilde “Şima çend wayî û bira yê?” diye sorarız. Diyelim ki “Ey kardeşlerim!” anlamında Kürtçe olarak seslensek eğer, “Gelî xwuşk û biran!” deriz. Ve “bacı” anlamındaki sözcüğü her zaman kardeşten önce söyleriz.

Bence Türkçede de “kardeş” sözcüğü “erkek kardeş” anlamındadır aslında. Ama son 40-50 yılda şehirleşme kültürüyle, köylülüğü çağrıştırıyor diye “bacı” sözcüğü ayıpsandı ve git gide terk edildi, unutuldu. Aslında geçiş sürecinde, yerine “kız kardeş” tamlaması kullanıldı, ama gittikçe sadece “kardeş” sözcüğü kullanılır oldu.

Ama Kürtçede öyle değildir, “bacı” anlamındaki “xwuşk/xweng/xwahê; xwuçê/wakê/waye/wakilê” sözcükleri olduğu gibi duruyor. Ve biz Kürtler, Türkçeyi doğal olarak Kürtçe mantığıyla anladığımızdan, yine doğal olarak, Türkçedeki dilsel değişime senkronize olamadığımızdan, çoğumuz hala “Kaç kardeşsiniz?” sorusunu “Hûn çend bira ne?” şeklinde anlıyoruz.

Bu durum, dile ilişkin anlambilime giren bir konudur aslında. Medeni olmadığımızla, kadınlarımızı, bacılarımızı insan yerine koymamakla ilgili değildir. Böyle bir durumla karşılaşan kardeşlerimiz bunu bu şekilde anlatmalı kendilerine.

Roşan Lezgin

 

Hûn dikarin van nivîsan jî bixwînin.

İlk kez Kürtçe kitap yazan Bejan Matur, müjdeyi verdi

Kıraathane İstanbul Edebiyat Evi kapılarını bu kez Kürt yazar Bejan Matur için açtı. Düzenlenen şiir …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir