Malper / Tarih / KİLİS’TEN LÜBNAN’A: CANPOLAT KÜRDLERİ!!!

KİLİS’TEN LÜBNAN’A: CANPOLAT KÜRDLERİ!!!

Newroz.Com yayın faaliyetine başladığı andan itibaren   Kürdistandaki günlük siyasal   gelişmeleri yanında   Kürdistan tarihine ve Kürd edebiyatına da büyük bir önem verdi. Bu gerçekliği yerinde tespit etmek için Newroz.Com’un arşivine bakmak yeterli olacaktır.

 

Son dönemlerde   Newroz.Com’un bazı yazarları Ortadoğu Kürdlerini mercek altına almaya çalıştılar.   Bu girişim,   bir başlangıç olarak   kabul edilmelidir. Söz konusu girişim   bir dizi Kürd tarafından     farklı boyutlarda   tartışılıyor.Druse-Mnn-and-Woman

 

Kürdistan Forum’daki son dönemlerdeki tartışmalar,   önümüzdeki süreçte yapılacak araştırma ve tartışmalar için iyi başlangıçtır.. Tartışan arkadaşların   “Kürd asılı” olduğu söylenen bu kesimlere yönelik (pozitif yada negatif) tartışmaları önemlidir.. Bu tartışmalardan   bir dizi ders çıkarılabilinir ve bu tartışmalar yeni kapılar   açabilir.. Çünkü, tarihimiz   hâlâ yeni yazılıyor ve   tarihimizin karanlıklarda kalan   bir çok yaprağı var.

 

Kürdistan Forum’da   tartışılan   şahsiyetlerden biri de   Lübnanlı Dürzi   liderlerinden   Welid Canpolattır.. Bilindiği gibi   Welid Canpolat   geçen yüzyılın   90’lı yıllarında   Sosyalist Enternasyonal bir kongresinde “Kürd asılı olduğunu” ortaya atmıştı.. Daha sonraki dönemlerde o,   bu hususu çeşitli vesilelerle tekrarladı. Geçenlerde Güney Kürdistan’da çıkan “Rudaw gazetesine” verdiği söyleşide bu gerçekliğin altını çizdi ve “ aslen Kürd   olduğunu ve kültürel olarak araplaştığını”   ifade etti.

 

 

Bugün   Lübnan’daki Canpolatlar   Dürzi   dinine bağlılar.(bu konuyu ayırıca ele almak gerekir)   Türkiye’deki Canpolatlar   sünnileşmişlerdir..   İttihat ve Terakki’nin     önderlerinden   Ali Canpolat   bu “aileden”   geliyor.  Haci Bekir Canpolat   bu ailedendir. Kilis, Ankara, İstanbul, İzmir, Konya, Antep, Maraş, İslahiye ve Merzifonda bir çok Canpolat yaşıyor.

 

Rusya’daki Canpolatlar   Hıristiyan dinine geçmişler.   Rusya’daki Canpolatların   daha çok ön plana çıkaran ve aristokrat   yapılanmalara entegre ettiren olay:   Temruk Canpolat’ın kızı Maria   Tamrukovna’nın   Rus Çarı Korkunç İvan ile   evlenmesidir.. Maria   Tamrukovna   1569 yılında yaşama veda ediyor.  Rusya’nın   Piatigorsk, Ghevrghiewsk, Chochedok gibi yerleşim birimlerinde Canpolatlar bugünde yaşıyorlar.   Tanınan şahsiyetlerinden biri Yahya Canpolattır.(Rus Ansiklopedisi, 19.cild, sayfa 209-230’dan aktaran Selim Hassan Hichi, La Famille Djoumblatt, sayfa 20)Kemal Canpolat

Canpolatlar   nereden   geliyorlar?

 

Şimdi biraz Canpolatların   kısa tarihçesine geçelim..

 

Canpolatlar Lübnan’a yerleşmeden önce   hangi bölgelerde yaşıyorlardı? Kürd toplumu içinde   konumları   neydi?   Osmanlılarla hangi   ilişkiler içindeydiler?   Niçin   Lübnan’a göç ettiler? Buna benzer bir dizi   sorulabilinir….

 

 

Bilindiği Canpolat   kelimesi Kürdçedir..   “Can”(ruh) ve “Pola” (çelik) kelimelerinin   birleşmesinden oluşmuştur..

Yine bilindiği gibi Araplar ünlü bir çok Kürd ailesine sahip çıktıkları gibi, Canpolatları da Abbasilere bağlıyor..   Arap kaynakları   Abbasi devletinin yıkılmasından sonra “Al   Mustasim’ın çocuklarından   Siraceddin   Nihawend dağlarına ve Loristan’a sığınıyor ve orada Lor Kürdlerinin ruhani lideri oluyor” diyorlar.   İzeddin    4 oğlu ile Bixma’ya sığınıyor(Mahfuz, İmareti Behdianan, sayfa, 12-13, akt. S. H. Hichi, age sayfa 23)   İzeddin’in ölümünden sonra   oğlu İmad El Din babasının yerine geçiyor, Abbasi devletini yeniden tesis etmeye çalışırken yeniliyor ve Kilis şehrine sığınıyor.. İmad El Din , Amediye Emiri   Şuça El Din’in     kızı ile evleniyor. İmad El Din’in ölümünden sonra   oğlu yerine geçiyor ve kısa bir süre sonra ölüyor.. Onun ölümünden sonra   dayısı Bahaddin Bağımsız Behdinan   Mirliğinin başına geçiyor.(age)

 

Bahaddin Haçlılara karşı   büyük bir direniş gösteriyor. Bahaddin’in ölümünden sonra   3 oğlu   Şemsedin, Bahadin ve Muntaşah   Mirliğinin hakimiyetini alıyorlar.   3 oğlu bir Kürd aşiretinin manevi ve politik liderliğini üstleniyorlar.(Şerefxan, Şerefname, sayfa 248)   )

Şemseddin, Hakkari bölgesine geçerek, “Şemû”(bazende Şembû’de deniliyor) aşiretinin başına geçiyor.   Bahaddin Amediye şehrini ele geçirerek   Behdinan’ın başına geçiyor. Menteşa ise   Kilis şehrini ele geçirerek   Êzidî Kürdlerin   lideri oluyor. Aslında   Menteşa’ye   ve çevresine Mend de diyorlar(Şerefxan, age sayfa 248)

 

Bizim esas   meselemiz   Kilis Beyleri ve Conpolatlar   olduğundan dolayı   bu   alan üzerine yoğunlaşmaya çalışacağım..   Menteşa alandaki Kürdlerden büyük bir destek alıyor, Çorm (Selim)yada   Cun(Şerefxan)ve Kilis Kürdleri onu destekliyor.(Selim, age, sayfa 25)

 

Eyyubi(Şerefxan)   yada Osmanlı(Selim)   Sultanı   Menekşa’ya “Haleb, Şam ve çevre bölgelerinde bulunan Kürdlerin liderliğini” veriyor. (Şerefxan, age s, 248; Selim, age, sayfa   25)

 

Burada   Selim bir yanlışlığın içine düşüyor. Çünkü   kitabının daha ileri bölümünde   Şerefxan ile   aynı düşünceleri savunarak   Mend’in   küçük oğlu Ahmed’in   yönetimi   Eyyubilerin son dönemine denk geldiğini yazıyor. Bu anlamda Mend’e o bölgelerin hükümdarlığını veren   Eyyubilerdir. Ayrıca bir çok Arap ve Kürd kaynağı bu ailenin Eyyubiler soyundan geldiğinini söylüyorlar. Örneğin Siweriki “ Mir Canpolat Kurê Qasim Beg, Kurê Ahmed beg, Kurê Camal Beg, kurê Ereb Beg, Kurê Mendikê Eyyubîye”  diye yaziyor(Mehemed Eli El Siweriki, Kovara Metin, r, 161)drusen3

Yine söz konusu kaynaklara göre “Menteşa’nın yükselen prestijini kabul etmeyen   Maraş ve Hamma Kürdleri direnişe”geçiyorlar.(Selim) Şerefxan   bu tespiti doğruluyor ve bu Kürdlere “Êzidi Kürdleri” diyor.(daha başka belgelerde var   o dönemler Hamma, Maraş, Antep, Haleb, Kilis ve Şam’a kadar yoğun bir Êzidi kitlesi, iktidar olan ve iktidara oynayan bir kitle-Aso)

 

Kürdlerle(Êzidi Kürdler) Mend arasında   bir çok çatışma oluyor ve   bir çoklarında   Mend başarılı oluyor. Mend’in     ölümünden sonra yerine  oğlu Arab Bey(Şerefxan)   yada Arabo Şah(Selim) geçiyor. Arabo, var olan Mirliğin işlerini   iyi bir şekilde yürütmeyince kardeşi Cemal yada Cemaledin işin başına geçiyor. Cemal’dan sonra     Mend’in küçük oğlu Ahmed Mirliği devr alıyor. Mir Ahmed’in dönemi   Eyyubilerin   iktidarını Memluk’lara   kaptırdığı döneme denk düşüyor(Şerefxan, Selim)

 

Memluklar   var olan Eyyubilerin Mirliklerini birer yıkıyorlar.. Selim’e  göre “Ahmed Memluklara bağlılığını” bildiriyor(Selim, age, sayfa 25). Şerefxan ise   tam tersi “Mir Ahmed’in Memluklara boyun eğmediğini   ve son günlerini bağımsız bir hükümdar olarak geçirdiğini” yazıyor.(Şerefxan, age, sayfa 249)

Mir Ahmed ölümünden sonra     arkasından iki oğlan, Habib ve Kasım’ı bırakıyor.. Şerefxan’ın söylemiyle Mir Ahmed’in yerine “Kürdlerin hükümdarlığını alan Habib Bey Çerkes Sultanları   kendisini aldatarak kendi taraflarına çektiler ve Haleb’e getirtip   orada suikastla öldürdüler” diyor.(Şerefxan, age, s   249)

 

Habib’in öldürülmesinden sonra   kardeşi Kasım Bey   yerine geçiyor. Fakat Memluklar   onun Mirliğini kabul etmiyor ve yerine   “Yezidi Kürd Mirlerinden İzzedin’i” görevlendiriyorlar.(Selim, age, s 26)

 

Şerefxan bu olaya   vurgu yaparken açık bir şekilde   Kasımı destekliyor. Şerferxan: “Çerkes sultanları   Kürd hükümetini Yezidi Şeyhlerin torunlarından olan Şeyh İzzeddin’e verdiler. Tekrar   mürted olup Yezidiliğe geçen Kürdlerden bir topluluk onun etrafından toplandı”   diye yazıyor.

 

Mîr İzzeddin’in başa geçmesinden sonra “bölgedeki tüm Kürdler onun bayrağı altında toplandı.   Genel Kurmay Başkanı Şahriyan Bey Ramadatilo önderliğinde bir ordu kurarak Kasım Bey Canpolat’ı tasfiye etmek için Haleb üzerine”  gönderdi.

 

Kasım, Mîr İzzeddin’in ordusu karşısında yenilgi alarak   taraftarlarıyla birlikte Sayioun(Sahyun-Şerefxan) dağına   sığınıyor..   Memluk Sultanı Gavri   yeğinin önderdiğinde bir birliği   Mîr İzzeddin’in yardımına gönderiyor..   İki taraf arasında   bir çok çatışma   yaşanıyor.. Kasım Canpolat’ın   güçleri   dağlık alanlara çekilerek “tipik bir gerilla savaşını” yürütüyor..mz-canbulat04

 

Kırsal kesime geçerek   Mîr İzzeddin ve Memluk güçlerine karşı   savaşan Kasım Canpolat   „bir çok çatışmada   başarılı“çıktı(Şerefxan, age, sayfa 250)

İşin ilginç yanı tamda     o sıralarda     Osmanlılar devreye girmeye başlıyorlar..

 

OSMANLI DEVLETİ VE CANPOLATLAR

 

Kasım Canpolat ile   Mîr İzzeddin ve Mısırlı Memluklar arasında çatışmaların   sürdüğü   tarihsel süreçte,   „Osmanlı   Sultanı   Yavuz Sultan Selim     Mısır, Şam ve Haleb fethine çıkmıştı“(Şerefxan, age, s, 250)   Kasım Canpolat ve Çerkes   Hayri Bey   birlikte Sultanı   karşılamaya gidiyorlar ve maiyetine giriyorlar. (Şerefxan) Fakat başka kaynaklar, „Yavuz Sultan Selim’in 5 Ocak 1516 yılında Kasım Canpolat ile birlikte İstanbul’dan ayrılarak„(Soberheim’den akt. Selim, age, s 36) Konya’da   Sinan Paşa(gerçek ismi Vicomte Scipione Cigala) ile buluşup Anteb ve Kilis üzeri alana doğru yürüyorlar. Bu arada Kasım Canpolat „ Memlukların   Haleb valisi   Hayri Beyi ikna   ederek efendisine ihanet etmesini sağladığını“ Selim Soberheim’den aktarıyor.

 

İki ordu     Haleb’in   kuzey yakasında   Marc Dabik diye bilinen bir alanda     karşı karşıya geliyor. Mısırlılar   büyük bir yenilgi alıyor. Memluk Sultanı Gavri   bu savaşta öldürülüyor..

Eğer biz, Soberheim’ın   anlatımlarından hareket edersek,   Canpolat’ın   İstanbul’dan Sultan birlikte yola çıktığını   veri olarak   alırsak, bu ilişkinin   „Çaldıran Savaşı”   esnasında   kurulduğunu   bir ihtimal olarak   düşünmek gerekir.   „Çaldıran Savaşı”     1514 yılında   yapılıyor, Mısır seferi ise 1516 yılında..   Bu ilişki   İdrisi Bitlis’i üzeri de   kurulmuş olabilir..   Fakat, Şerefxan’da   böyle bir tespit   yok..

 

Selim ise   bu süreci değerlendirirken „ Osmanlı Sultanı 1.Selim   Memlukların tehlikesini bertaraf etmek için   Canpolat ile anlaştığı  bu ittifakın     Mısırların   yenilgisine   neden olduğunu“  yazıyor(Selim, age, sayfa 26) Osmanlı   Ordusu   22 Eylül 1516 yılında Şamı, 22 Ocak 1517 Gaza Savaşıyla Filistini ve   27 Ocak 1517 yılında Kahireyi   işgal ediyor..   Kasım Canpolat   tüm bu savaşlarda   Yavuz Sultan Selim ile birliktedir. Tüm bu savaşlar boyunca   Kürdler Osmanlı ordusu saflarında   ciddi bir rol oynuyorlar.

Osmanlı   Orduları   Şamı işgal ettikleri zaman   “Lübnan Emirlerinden –Şuf Emiri-   Fahredin de gelip   Sultan’a bağlılığını”bildiriyor.(Selim, age sayfa 37)CambulatTombMuseum1

Aslında   bu esnada   Kasım Canpolat ile   Emir Fahreddin   arasında ilk tanışma ve dostluk ilişkisi gelişiyor. Bilindiği gibi   daha sonraki süreçte Canpolatlar     Fahreddinlerin   başında bulunduğu   Lübnanlı Dürzilere sığınıyorlar. Ayrıca bu iki çevrenin dinsel   ortaklıkları yanında   “ırksal”   birliktelikleri de vardı. Emir Fahreddin’de   Kürd asılıydı.. Bunlara “Ma’an”yada “Mahani” denir. Sayın Siweriki   Mahani ailesi için şöyle yazıyor: “Mahan, Eyubi Kurdi’nin oğlu   Rabihi’nin oğludur. Ataları   Fars ülkesinde yaşıyordu(bu konuda   Cemil Rojbeyani’nin Fars Kürdleri adlı çalışmasına bakabilinir-Aso) Önceleri Cizire’ye   daha sonra   büyük dedeleri Mahan, Eyubi Kurdi’nin oğlu   Rabihi’nin oğlu   Lübnan’a sürgün edildi ve oraya yerleşti…………   Tarihçi   Muhamed Emin El Mahani(aynı aileden geliyor) ‘Fahreddin El Mahani’nin bazı torunları bize, bizim aslımız Kürd ve biz o ülkede yaşamışız’ diye yazıyor.(akt. Siweriki, Kovara Metin, sayfa 158)

 

Yanı sonuç olarak Eyyubi devletini yıkan Memluklara karşı   Kürdlerin ve Eyyubileri destekleyen   kesimlerin büyük bir kini ve tepkisi vardı.. Osmanlılar,   Memluk’lara karşı savaşa girdiği andan itibaren bir dizi Kürd kesiminin   desteğini aldılar..

Osmanlı Sultanı     bu fetihlerinden sonra İstanbul’a geri döndüğü zaman   Kasım Canpolatı ve oğlu Canpolat Canpolat’ı beraberinden   götürüyor.   O zaman Canpolat Canpolat,   Şerefxan’a göre “18 yaşında”(age, sayfa 250), diğer kesimlerine göre “12 yaşında” idi.(Selim, age, s   39)

 

Daha sonra “Yavuz Sultan Selim Kasım Canpolat’ın bir bacısı ile evleniyor. Sultan’ın bu kadından   olan bir oğlu   Canpolat ailesinden   bir bayan ile evleniyor.(F. Perrier, La Syrie   sous   le Gouverneman de Mehemet Ali   sayfa 203-204)

Şerefxan Bedlisi, Êzidi Şeyh’i   Mir İzzeddinin   Haleb Valisi   Karaca Paşa’nın   hizmetine girdiğini ve bazı entrikacılar aracılığıyla   adı geçen Paşa’yi etkilemeye muvaffak olduğunu yazıyor.. Karaca Paşa   Sultan’a bir rapor yazıyor ve şöyle diyor: “ Kasım Bey’in   Haleb’e   dönmesine göz yumulduğu taktirde   burada şiddetli bir karışıklık ve taşkın bir kargaşalık çıkacaktır.(Şerefxan, age, sayfa, 250)

 

Şerefxan   Sultan’ın “jurnallara kulak verdiğini, Kasım Beyi öldürdüğünü ve oğlunu hazine hesabına   yetiştirilen   çocuklara   katılması için saraya alındığını” yazıyor.( age, s 250)

 

Selim ise “Kasım Bey’in Erzurum’da   öldürüldüğünü ve mezarının hâlâ orada bulunduğunu” yazarak   bu durumu doğruluyor.(age, s 39)

Kasım Canpolat’ın   öldürülmesinden sonra   Sultan “ O taraftaki Kürdlerin beyliğini Şeyh İzzeddine veriyor”(Şerefxan, age , sayfa 251)

Selim’de   bu yaşanan gelişmeyi doğruluyor ve Sultan’ın   Kasım Canpolat’ın yerine   “Kilis ve çevresindeki Kürdlerin lideri olan Şeyh İzzeddin’i atadığını ve Canpolat Canpolat’ı da Saraya kapatığını” yazıyor.(age, sayfa 39)

 

Fakat Îzzeddin El Yezidi   olarak bilinen   Mîr İzzeddin kısa bir süre sonra yaşama veda ediyor. Mîr İzzeddin’in “çocukları   olmadığından ve yakın çevresinde bu işi yürütecek birileri çıkmadığından,   Sultan Şeyh İzzeddin’in   Antakya   taraflarından bulunan özel mülklerinin Sultanlık emlakına katılmasını ve Kürdlerin  Hükümetinin de Hasankeyf hükümdarları soyundan gelen Melik Muhammed’e verilmesini uygun buluyor”(Şerefxan, age, s 251)

 

Selim ise o tarihsel süreci irdelerken “İzzeddin El Yezidi’nin   ölümünden sonra   Sultan Antakya’nın   Kürd asılı valisi   Melik Alim’i   onun yerine atadı” diye yazıyor.(Selim, age, s 39)(1)drusen2

 

Canpolat Canpolat   Osmanlı Sarayında   sivil, askeri ve dinsel eğitimini tamamladıktan sonra   Sarayın “Protokol Bakanlığına” getiriliyor..(Selim, age, s 39)

Daha sonraki süreçte, Canpolat Canpolat   Osmanlı Ordularının   tüm   fetih seferlerine katıldı. Bu   seferlerden bazıları “Belgrad, Rodos ve Buğdan(Bağdat) a yönelik yapılan   seferlerdi.

Bu arada Canpolat Canpolat’ın   tüm savaşlar boyunca   gösterdiği başarılardan dolayı onunla   Kanuni Sultan Suleyman arasında   yakın ilişkiler gelişiyor.

Canpolat Canpolat, Kanuni’den   Yavuz Sultan Selim döneminden   el konulan   babasının mülklerini kendisine geri verilmesi   talep ediyor. Şerefxan     ne var ki diyor: “ O şeytanlık yerde Canpolat Bey’in   oraya dönmesi   halinde çıkabilecek kargaşalıktan kaçınarak, kendisine Haleb’e bağlı   bir başka sancağı uygun gördü” diyor.

İşin enteresan yanı   Şerefxan sözkonusu bölgeye “Şeytanlık Yer” diye söz ediyor.. Şerefname’nin tercumesini yapan   sayın M.E Bozarslan haklı olarak   Şeferxan’ın “ Yezidilerin şeytana   karşı duydukları   sempatiden ötürü böyle yazmıştır” diye dipnot düşüyor. Aslında   buda gösteriyorki   Kilis, Anteb, Maraş ve Halebe kadar   olan bölgede   Êzidi Kürdler siyasal, askeri ve dinsel bazda tayin edici bir rol   oynuyorlar.. Osmanlı Sultanları yada Memluklar   onları hesaba katmadan   bazı kararları alamıyorlar..   Şerefxan’ın “Şeytani Yer”   tespiti yabana atılacak gibi değil…

 

 

 

(1)Aslında burada bir kaç sorun var. Birincisi; Şerefxan “Şeyh İzzeddin’in   Antakya   taraflarından bulunan özel mülklerinden” söz ediyor.. Selim ise “Antakya’nın   Kürd asılı valisinden” söz ediyor. İkinci sorun ise   Mîr İzzeddin’in yerine   atanan Kürd şahsiyetinin ismi. Birincisi Melik Muhammed derken, ikincisi melik Alim diye kayda geçiriyor.

Aslında bu soruna en iyi cevap   Şerefname’nin orjinal’ine bakmak gerek yada bu konuda yapılan   çevirilerine.. Birde Selim’in yararlandığı     bazı eski kaynaklara….Benim aktüel durumda buna imkanım yok.(aso)

 

Bu arada Karaca Paşa devreye girerek Kilis’in   Canpolat’a verilmesine engel oluyor. Sultan kendisine bağlı böyle bir adamın   şevkini kırmamak için   “Kilis Eyaletindeki Kürd aşiretlerin   Sultan’a bağlılık derecesini tespit etmek için”(Selim, age,s 40)  Hüseyin Han Paşa(Hadım Hüseyin Paşa-Şerefxan)yi görevlendiriyor.   Hüseyin Paşa   hazırladığı raporda   bölgede “Canpolat’ın çok meşhur olduğunu, bölge halkı onun prestijine çok inanıyorlar” diyor. Sultan’da   seve seve   Kilis Vilayetini   Canpolat’a veriyor.(Selim, age, sayfa 40)Kamal_Jumblatt_and_Gamal_Abdel_Nasser,_1966

Şerefxan ise   aynı olayı çok farklı bir dil ile   izah etmeye çalışıyor.   Şerefxan Hüseyin Paşa’nın hazırladığı raporda   Padişah’a “Kürd hükümdarlığının Canpolat’a verilmesi gerektiğini, kötülüğe ve bozgunculuğa eğilimli olan bu Kürdleri Canpolad Bey’den başka kimsenin dizginlemeyeceği” (Şerefxan, age sayfa 253)  yazdığını ifade ediyor.. Burada da görüldüğü gibi   Şerefxan “kötülüğe ve bozgunculuğa eğilimli olan bu Kürdler” derken   Êzidî Kürdleri kastediyor.

Şerefxan   Canpolat hakkında bir dizi detaylara ilişkin bilgi vermesine   rağmen bazı   gelişmeleri   ya bilinçli bir şekilde   anlatmıyor yada   bilgisi dahilinde değildi!!!

Canpolat   Kilis Eyaletinin başına geçtikten sonra   “1559-1560’a kadar kanla bastırdığı bir Kürd isyanı ile karşı karşıya kaldı. Sultan Canpolat’a   teşekkür etmek için şahsen   Haleb’e geliyor. Canpolat   acele bir şekilde   zaferin işareti olarak Padişah’ın geçeceği   yolun üzerine kesilmiş   40 başı   kazıklara dikmişti”(Selim, age, sayfa 40)

 

Selim’in anlatımlarına göre Sultan bu olaydan   rahatsızlık!!!! duyuyor, Canpolat’ı cezalandırmak istiyor.. fakat,   Rüstem Paşa’nın devreye girmesinden sonra, Padişah Canpolat’ı afediyor.

 

Canpolat,   iktidara yeniden gelişini ve Sultan’ın kendisini   afetmesinin   karşılığında   Bugünde   hâlâ Kilis’de bulunan Camiyi ve Hammamı yaptırıyor.

İlginç olan   yine Şerefxan’ın   sözünü etmediği, Canpolat’ın   belirleyici bir rol oynadığı ve Kürdlerle doğrudan ilişkisi olan   başka olaylar var.

1567   yılında Şatül el Arab’ın   Basra şehrinde yeni bir ayaklanma başladı. Kürd şefi Sadredin   tüm bölgeyi harabeye çevirerek   bağımsızlığını ilan etti..

 

İkinci Sultan Selim   ayaklanmayı bastırma görevini Canpolat Canpolat’a   veriyor. Canpolat ve İskender paşa   Kürd ve Arap gönüllülerinden oluşan   6000 asker ve 2000 Yeni İçeri ile    ayaklanmayı bastırabiliyorlar.   Ayaklanmanın bastırılmasından sonra   Canpolat İstanbul’da   bir kahraman gibi   giriş yapıyor..

 

Fakat, Şatül el Arab ve   Basra bölgelerinden   yenilgi alan “Kürd isyancıları   Rewandiz kalesine çekiliyor ve tüm bölgeyi denetim altına alıyorlar”(Selim, age, sayfa 41)

 

Sultan’ın emri ile ayaklanmayi bastırmakla görevli   Lale Mustafa Paşa   Canpolat’ı   şu cumlelerle yardıma   çağırıyor:CanpolatCami

 

“Kürdistan Emirinden başkası kalmadı

Bulad oğlu seni çok görmek isterim.

Şimdi senin zamanındır.

Şimdi cesaret, yiğitlik, kahramanlık zamanıdır.

Şimdi azamet günüdür.

Canbolat senin ruhun çeliktendir”(M.Tevfikoğlu’nun 1964 yılında Ulus Gazetesinin , 14524 sayında   Canpolat üzerine yazdığı makaleden akt. Selim, age, sayfa 42)

 

Canpolat Canpolat, Lale Mustafa   Paşa’nın imdadına yetişerek   Kürdlerin Rewandiz   isyanını kanlı bir şekilde bastırıyorlar. Rewandiz Kalesine   Osmanlı bayrağını dikiyorlar. O dönemler Osmanlı Sultan’ı Bağdat’ta bulunuyor, Sultan Canpolat’ı Bağdat’ta bir kahraman gibi karşılıyor.. Osmanlı Sultan’ı ile Canpolat Canpolat   birlikte Kilis’e gidiyorlar ve “Sultan kışı Canpolatların yanında geçiriyor”(Selim, age, sayfa 42)..

Fakat Şerefxan Sultan’ın “İran seferinin dönüşünde   kışı Haleb’te   geçirdiğini” yazıyor.(Şerefxan, age, sayfa 252)

 

Sonuşta   bir çok tarihçinin hemfikir olduğu ortak görüş, Kilis ve Haleb mıntıkaları   Canpolat Canpolat’ın   denetimi altındaydı.

Şerefxan   Sultan   Haleb’te bulunduğu zaman bazı kimseler     Sultan’ın   kılıcını çalıyorlar.. Canpolat Canpolat’ın prestijinden rahatsız olan Sadrazam Rüstem Paşa Sultan’a giderek “Bu işi Canpolat’a bağlı Kürdlerden başka kimsenin yapmadığını, çünkü bu haddini aşmışlardan başka kimsenin bu büyük suçu işlemeye cesaret edemeyeceğini” bildirmiş.(Şerefxan, age,sayfa 253)

Sonuçta   Canpolat kılıcı bulmak için Sultan’dan   5 gün   gibi bir süre istiyor, 4 gün içinde  kılıcı buluyor ve   kelesini kurtarıyor…!!!!

Şerefxan’nın   anlatımlarına göre Canpolat Canpolat   100 yaşına yaklaşan uzun ömrü boyunca   70 oğlunu gördü. Babalarının ölümünden sonra     hâlâ yaşıyan 10 oğlunun isimleri   şöyle:   Habib, Ömer, Ahmed, Abdullah, Hüseyin, Cafer, Gazanfer, Zeynel, Haydar ve   Hıdır Beyler…

Bazı   kaynaklara göre     Rüstem Paşa Canpolat’ın Vezir   olmasını engellemiş ve Canpolat   ömrünün sonuna kadar   atalarının   mülkiyetinin başında kalmıştır.

 

Şerefxan Bedlisi, Şerefname’de   Canpolat’ın Kıbrıs seferine   katıldığına dair hiç bir şeyden söz etmiyor. Şerefxan, 1543 yılında İran’ın Qum şehrinin yakınlarında   dünyaya gelmiş. Ölüm tarihi ise   bazılarına göre 1599, bazılarına göre ise 1603-1604   yıllarının cıvarındadır.

Şerefxan’ın Şerefname’yi bitirdiği tarih 1597 yılıdır.

“Kıbrıs Fethi” denilen   olay ise   1571 tarihine denk düşmektedir.. Fakat, Şerefxan’ın   yaşadığı bir dönemde yaşanan Kıbrıs Fethi   hakkında bir şey söylemiyor.   Canpolat Canpolat, Lala Mustafa Paşa, Piyala Paşa, Muheddin Paşa gibi   Osmanlı   Paşalarıyla birlikte Kıbrıs seferine çıkıyor. Osmanlı Ordusu Limasol, Tuzla, Girne ve Lefkoşi’yi işgal ettiği zaman     Canpolat Canpolat   yapılan tüm savaşlarda   başarılı bir tablo çiziyor. Osmanlı Ordusunun en son işgaletmeye çalıştığı   Famagusta’dır..(Türkler Mağusa diye adlandırıyorlar)

Osmanlı Ordusu   uzun süre uğraşarak Famagusta kalesini almaya çalışıyor.. Bir çok askeri komutanı   bu çatışmalar esnasında   yaşamını yitiriyor.

Venedikliler,   var olan   kalenin   kapılarının üst kısmına   “giyotini gibi keskin bir çark”   yerleştirmişler. Canpolat   kale kapısını   açıp içeri girerken   aniden çark harekete geçiyor ve Canpolat’ın başını uçuruyor.   Anlatılan hikayeye göre : “Canpolat kelesini koltuğuna alıyor” ve çatışmayi sürdürüyor. Venedikliler   bu tablo karşısında   paniğe kapılıp kaçmaya çalışıyor ve büyük bir yenilgi alıyorlar.(Tevfikoğlu’nun Kıbrıs Fethi ve Canpolat Destanı, 1964’dan akt.   Selim age, sayfa 44) Osmanlı Ordusu alanda büyük bir katiam yapıyor. Bazı kaynakla 50,000 ölü   180 bin esirden sözediyorlar.

Bugün   hâlâ Famagusta’da “Janbulat Tomb and Museum- Famagusta” adı altında Canpolat’ın   türbesininde bulunduğu bir müze var..

 

Şerefxan’ın verdiği bilgilere   Canpolat   arkasından   „ 70’den fazla çocuk“ bıraktı.     Canpolat’ın   ölümünden sonra   7 oğlu bölge de ve   Osmanlı devletinin nezdinde   önemli   roller oynadılar.   Bunlar   Cafer Bey, Habib Bey, Omer Bey, Abdullah Bey, Gazanfer Bey, Zeynel Bey, Haydar Bey Hıdır Bey ve   Hüseyin Beylerdir..

 

CAFER BEY CANPOLAT

 

Canpolat Canpolat’ın ölümünden sonra   oğlu   Cafer Canpolat Kilis’te   babasının yerine geçiyor ve 4 yıl boyunca   bölgeyi   yönetiyor..   Cafer Canpolat, Ferhad ve Mustafa Paşalarla beraber     önemli bir rol   Tebriz’in fethinde   oynuyor.     Cafer Canpolat’ın   güçleri,     Tebriz’de Pers   ordusunun komutanlarından   Ali Paşa ve   Tokman paşasının   kuşatmalarını kanlı çarpışmalar neticesinden   yarabiliyor.(Hammer, Y.   Histoire de l’Empir Ottoman, 3.cilt, sayfa 150-151) Bu kuşatma yaklaşık olarak   10 ay sürüyor,   kırktan fazla   çatışma oluyor. Sonuçta     10 bin Dürzi Kürdü   Cafer Canpolat ve Ferhad Paşa’nın   imdadına yetişerek   onları   kurtarıyor.   Bu   güçler   Pers ordusunu darmadağan   ediyorlar ve Tebriz üzerine   denetimlerini kuruyorlar. Bir kaç ay sonra Tebriz’de   büyük bir isyan baş gösteriyor. Cafer Canpolat “ çevre bölgelerdeki   Kürdlerin yardımıyla isyanı bastırabiliyor”.(Selim, age, s. 47)

 

Cafer Canpolat ve Ferhad Paşa   1588 yılında Pers   ordularıyla savaşarak   Karabağ ve Gence     bölgelerinide   ele geçiriyorlar.   Şah Abbas ile Osmanlı Sultanı   arasında 21 Mart 1590 yılında   yapılan bir antlaşma neticesinde , Tebriz, Karabağ, Gence,   Şirwan, Kürdistan, Azerbeycan ve Loristan   gibi bölgeler   Osmanlılara bırakılıyor.Canpolathamam

 

Cafer Canpolat   Osmanlı Sultanı tarafından Tebriz’e   vali olarak atanıyor.   Tam o sıralarda   Sultan ile   Ferhad Paşa arasında yaşanan bazı sorunlardan dolayı   Ferhad Paşa   istifa ediyor ve yerine   Mir Alim Yusuf getiriliyor..

Bu arada Yeniçeriler    “maaşları düşürüldüğünden dolayı” !!!!! ayaklanarak Ferhad Paşa’yi   öldürüyorlar.   Silah arkadaşının ölümü üzerine Cafer Canpolat   35 Yeniçeri’yi idama gönderiyor. Bu olay karşısında   Yeniçeriler isyan ediyor ve Cafer Canpolat’ın  sarayını   kuşatmaya alıyorlar. Bazı kaynaklara gore bu   kuşatma da   10 ay   sürüyor.. Daha sonra   Canpolat’ın dindaşları olan Dürziler ve Kürdler     onun yardımına gelerek   kuşatmayı kırıyorlar.(Hammer, age, s. 48)   Daha sonra Cafer Canpolat,     Yeniçerilere yönelik bir davetiye veriyor ve bu esnada onlara karşı komplo kurarak   1800 cıvarında   Yeniçeri’yi öldürtüyor..(Selim, age, s.48)

 

Daha sonra Osmanlı Sultanı Cafer Canpolat’ı   Romanya ve Macaristan savaşlarına  gönderiyor..   Cafer Canpolat birlikleri   Erlau savaşında   büyük bir   kayip veriyor. Cafer Canpolat’ın   komutasında bulunan birlikler 2000 cıvarında   asker ve 43   top kayıp ediyor. Osmanlı Sultanı Cafer Canpolat’I görevden alıyor.. Böylelikle Canpolat siyasal ve askeri   faaliyetlerden elini çekerek   Macaristan’a yerleşiyor. (Hammer, age, 3.cilt, s. 294-295)

 

Daha sonra Cafer   Canpolat,   Karacadağ’da   attan   düşerek!!! Yaşama veda ediyor.*

 

Cafer Canpolat’ın   ölümünden sonra   kardeşi   Habib Canpolat   zorla babasından   kalan bazı   mal ve mülklere el koyuyor,     babasının hapishanesinde yatan   mahkumları serbest bırakarak   kendisine askeri bir güç oluşturuyor.   Habib Canpolat   İstanbul’a   Sultan’ın divanına giderek kardeşlerinden davacı oluyor.. Yine Şerefxan’ın anlatımlarına gore   Canpolat Canpolat,   büyük oğlu olanı Habib’i evlatlıktan   atmış ve miras hakkından   mahrum etmişti. Habib İstanbul’a giderken   Sokulu Mehmed Paşa,   Sultan’a “ Habib Bey’I   babası sağlığında   hükümdarlık görevinden   ve miras hakkından   mahrum bırakmıştır;   istediklerinde   hiç bir hakkı yoktur” diyor..(Şerefxan, age, s 255) Sultan Kilis Hükümdarlığını   Hüseyin Canpolat’a,   Selimiye sancağınıda Habib’e veriyor.   İki kardeş arasındaki   iktidar kavgası   uzun yıllar devam ediyor..   İstanbul’daki   Vezirlerin, büyük din adamlarının ve bölgedeki   Osmanlı   Paşalarının   değişmelerine bağlı olarak   Kilis Hükümdarlığı sürekli iki kardeş arasında el değiştiriyor.   Habib Canpolat’ın   ölümünden sonra       tüm bölge Hüseyin   Canpolat’a   kalıyor.

Şerefxan bu iki kardeş arasındaki kavgayi   şöyle toparlıyor:

 

“Halkın rahatı için dünyayı iki hisseye böldük,

Ben   yeryüzünü aldım, o da yerin içini”   diyerek noktalıyor.

 

HÜSEYİN CANPOLAT

 

Şerefxan’ın   anlatımlarına   gore Canpolat Canpolat   ölmeden once   iktidarını   5.oğlu olan   Hüseyin Canpolat’a   vermek istiyormuş.(Şerefxan, age, s 256) O,   var olan   oğullarının içinde   Hüseyin’i   daha çok   tercih ediyormuş.   Habib Canpolat’ın   ölümünden sonra,   Sultan   Trablus Sancağını da   Hüseyin Canpolat’a veriyor. Sultan, Hüseyin Canpolat’ına   “Mirêmiran” ünvanını veriyor ve   “Hüseyin Paşa”   lakabıyla   anılması konusunda   Padişahlık   emirnamesini çıkarıyor.(Şerefxan, age, s.257)

 

Hüseyin Canpolat uzun yıllar   bölgedeki Kürdlerin   Miri olarak   çatışmalardan uzak     bir şekilde bölgeyi   idare etti..

 

Bu arada     Şeyhülislam Hoca   Sadeddin Efendi’ye bağlı(Selim   yeğeni olduğunu söylüyor)   Kamize adlı bir Arap ileri geleni   Saraya topladığı   aşar vergilerini   İstanbul’a götürüyormuş.. Kamize ve beraberindeki   karwan Canpolat’ın   hakimeyetinde olan   geniş alanda yolda saldırıya uğruyor.   Saldırı esnasında korumalar dahil   herkes öldürülüyor ve   aşar vergilerinin gelirleri talan ediliyor. O sıralarda Hüseyin Canpolat’da İstanbul’dan   Trablusşam’a hareket etmişti.. Canpolat’ın düşmanları   onu   Osmanlı Sultanı’na   ihbar ediyor ve bu talan olayını ona mal ediyorlar. Osmanlı Sultanı   emir ile   Hüseyin Canpolat tutuklanıyor ve Haleb zindanı atılıyor.. Canpolat bir kaç yıl zindanda kaldıktan sonra serbest bırakılıyor.(1597) Şerefxan’ın     Şerefname’nin yazımını bitirip   ilk Farsça baskısını yaptığı 1597 yılında   Hüseyin Canpolat’ın   hiç resmi bir görevi yok..   Şerefxan,   Hüseyin Canpolat geleceği için şöyle diyor: “ Fakat feleğin   kendisine gülümsemesi ve şansın yeniden kendisine yar olması kuvvetle umulur. Çünkü kendisi aslında son derece ağır başlı, zeki,   alicenap ve dahi bir gençtir”(Şerefxan, age, s. 258)

 

Aslında Şerefxan’ın Hüseyin Canpolat hakkında   söylediği bu son sözler, aynı zamanda Canpolatlar hakkındaki söz sözleridir. Çünkü Şerefname’nin yazımı   tamamlanmıştır..

 

Hüseyin Canpolat, Halep zindanından   çıkarıldıktan sonra   Osmanlı Sultanı tarafından “Halep Valiliğine” atanıyor.

 

Fakat sonuçta   Hüseyin Canpolat’ın Osmanlı   devleti ile   ilişkileri   büyük oranda bozulmuştur.   Hüseyin Canpolat 1598 yılında     Pers ülkesine karşı   yapılan sefere katılmayi reddettiğinden dolayı Osmanlılar tarafından Van’da öldürülüyor.

 

Hüseyin Canpolat’ın   ölüm haberi ailesine   ulaştığı andan itibaren, yeğeni     Ali Paşa Canpolat     amcasının intikamını almak amacıyla   Osmanlı devletine karşı   büyük bir ayaklanmayi başlatıyor.

 

* Aslında   “Karacatag”(Selim), “Karacatag”(Şerefxan) ve “Karacadağ”   meselesinde   bir sorun var.   Selim   bu “Karacatag”ın    Macaristan’da olduğunu yazıyor ve bu savını Şerefxan’a dayandırıyor.   Sayın Mehmed Emin Bozarslan’ın yaptığı   Şerefname tercumesinde ise “Diyarbekir   cıvarındaki Karacadağ’dan   attan düşüp   öldüğü” söyleniyor.   Şerefname’nin   aslını   kontrol etmek gerekiyor, fakat şimdilik buna  imkanım yok.

 

Canpolatlar   Osmanlı Devletine karşı başkaldırıyor

 

C
C

Hüseyin Canpolat’ın     Osmanlı devleti tarafından   öldürülmesinden sonra,   Ali Canpolat   Osmanlılara karşı   büyük     bir   direniş   başlatarak   bağımsızlığını ilan etti. Ali Canpolat’ın     komutasındaki   Êzidî, Dürzi ve müslüman   Kurdler   çok kısa bir zaman içinde Haleb, Kilis, Urfa, Adana, Şam ve Antakya     gibi   yerleşim birimlerindeki   Osmanlı   güçlerini   darmadağan ettiler.   Ali Canpolat    önderliğindeki   hareket sadece bölgede   ve Osmanlı devletinin başkentinde     etkisini   göstermedi, aynı zamanda   Avrupa’nın   çeşitli başkentlerinde de   büyük yankılar yaptı..

 

Toskana Duk’u   Ferdinand     25 Ocak 1607     tarihli mektubu ile   Ali Canpolat’a     desteğini bildiriyor:

 

Ferdinand şöyle yazıyor:

 

“Haleb Valisine

  1. Ocak 1607

 

Soylu   Canpolat ailesinden   gelen,   Haleb, Şam, Tripoli ve tüm kutsal toprakların valisi soylu   Ali Paşa     hazretlerine,

 

Sizin  Bab-i Ali   zulmüne karşı soylu ve     kararlı duruşunuz, size eşi görülmemiş   bir   ünvan ve   tüm Hıristiyan     dünyasında büyük bir kardeşlik duygusunu kazandırdı. Tüm   Hıristiyan dünyası     size   içtenlikle   şan ve zafer   diliyor.

 

Her zaman hizmetinizdeyim.

 

Ferdinand..

 

 

 

Ali Canpolat sadece Toskana Duk’unden     değil aynı zamanda   Papa 5.Paul’danda     Şubat 1607   tarihinde   bir   alıyor.

Mektup uzun olduğundan dolayı   tümden aktarmayacağım.   Papa     5. Paul’da     uzun mektubunda   Canpolat’ın Osmanlı devletine karşı   isyanına ve zaferlerine övgüler yağdırıyor ve desteğini   sunuyor.(Selim, age, s. 52)

 

Ali Canpolat,     o dönemler   Lübnan’da   etkili bir pozisyonda bulanan Fahreddin( yukarıda   sözünü ettiğim   Dürzi Kürdlerin lideri) ittifak kurarak   Şam’I koruma ile görevli   Yeniçerilerin komutanı   Kürd Hamza’ya saldırıyorlar.     Ali Canplat ve   Fahreddin   Şam’ı işgal ettikten sonra   3 günlüğüne   yağmaya bırakıyorlar.

 

Bu yağma olayını yaşıyan Şamlı şairlerinden biri olan   Mahfuz El Damaşki bir şiirinde   şöyle diyor:

“Kuduz develer gibi   ordu Şam’a girdi,

Onlar halkın nefret ettiği vahşi Kürdler ve

tüm öğütleri ayaklar altına alan Dürzilerdi.

Onlar Şam’ı yağma ve talan ettiler,   halka   kötülük ettiler.

Şam   cumada ayında yağma edildi zalimlerin     sefilliği yaydığı bu tarihi unutmayınız“   diye(serbest çeviri yaptım-Aso)

 

Aynı süreçte Ali Canpolat’ın   yeğeni Derweş Habib   Canpolat’da   Tripoli’yi ele geçiriyor.   Derwiş,   Sifa ailesini alanda   uzaklaştırıyor.   Daha sonra Sifa ailesi Ali Canpolat ve Fahreddin ile   bir antlaşmaya varıyorlar. Bu antlaşmanın bir gereği olarak Ali Paşa Canpolat, Sifalı   Yusuf Paşa’nın   kızıyla   evleniyor ve   kız kardeşinide   Yusuf Paşa’nın oğluna veriyor.

 

Ali Paşa Canpolat’ın Şam’ı ele geçirmesi   Osmanlı devletine büyük bir   darbeydi.

 

Toskana Duk’u   bu arada   Michelangelo   Corai ve   Hippolyti   Lioncini adlı iki diplomatını     Ali Paşa’ya gönderiyor.

 

Ayrıca Ali Canpolat ve Fahreddin   İtalya’daki   Medecis’lerle   bir ticaret   antlaşmasını imzalıyorlar.   Bu antlaşmanın   bazı gizli maddeleri Osmanlılara karşı   askeri işbirliğini öngörüyordu.(Selimi, age, s. 53)

 

Ali Canpolat   kendi adına para basıyor ve   Cuma   hutbesini   kendi adına okutuyor.

 

Osmanlı devleti Kuyucu Murat Paşa önderliğinde bazı kaynaklara 300 bin, diğerlerine göre 400 bin kişilik orduyu   Ali Canpolat’ın üzerine gönderiyor.

 

Ali Canpolat   80 bin   Kürd’ün   başında   Osmanlı ordularıyla girdiği   Oruçi savaşında   yeniliyor. Bu arada   Ali Canpolat’ın   kalesini, yakınlarını ve hazinesini   korumakla görevli olan Tolmax     Osmanlılarla işbirliğine girerek   Ali Canpolat’a   ihanet ediyor.   Kuyucu Murat Paşa   Halebe girerek   büyük bir katliam yapıyor.   Ali Paşa’nın   bir çok yakını öldürüyor ve Ali Paşa’nın annesini   30 piastres’e satıyor(Weieibi’den akt. Selim, age, s. 54)

 

Osmanlıların   katliamından kurtulan   Kürdlerin bir kesimi   Lübnan’da   hakimiyetini   sürdüren   Fahreddin’e   sığınmaya başlıyorlar.

 

Ali Canpolat, amcası Haydar ve yeğenleri  Mustafa ve Muhamed   Anadolu’un   dağlarına sığınıyorlar( Selim, age, s.54)

 

Belli bir dönem sonra   Osmanlı Sultanı Ahmed   Ali Canpolat’ı af ediyor. Sultan’ın sözüne inan Ali Canpolat teslim oluyor. Sultan, Ali Canpolat’ı   Tamshwar   Valisi olarak görevlendiriyor..   Daha sonra   bu bölgede bir isyanın baş göstermesinden sonra   Sultan   verdiği sözleri   unutarak   16 Mart 1630   Ali Canpolat’ı   öldürtüyor.

 

Bu arada     Canpolat’ı   destekliyen Kürdler yoğun bir şekilde   Lübnan   yolunu   tutmaya başladılar. Canpolatların     Lübnan seferi de böyle başladı..

 

 

Devam edecek.

Aso Zagrosi-Zagrosname

Hûn dikarin van nivîsan jî bixwînin.

1914 Tarihli Bitlis İsyanının Osmanlı Arşiv Belgelerindeki Yansımaları – Cezalar, Mükâfatlar

1914 yılının ilk aylarında İttihat ve Terakki yönetimine karşı Bitlis’te bir isyan meydana gelmişti. Ayaklanmanın …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir